MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/85 E., 2022/480 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ..... ili ......... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 161 parsel sayılı 37.900 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 70... parsel numarasıyla 37.695,56 m² yüzölçümlü olarak, davalı ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 175 parsel sayılı 57.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 70... parsel numarasıyla 56.433,04 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiş, bilahare Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/344 Esas ve 2014/347 Karar sayılı kesinleşmiş kararı sonucu davacı Hazineye ait 2 70... parsel sayılı taşınmaz 2 70... , 89, 90... parsellere ifraz edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait eski 161 (yeni 2 70... ) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığı ve bu azalmanın davalılara ait eski 175 (yeni 2 70... ) parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazların uygulama kadastro tespitinin iptal edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... cevap dilekçelerinde; kendi kullanımlarındaki yerlerin davacı Hazine parseli ile sınır olmadığını belirtmiş; duruşma sırasında da kendi taşınmazlarının yüzölçümünün azaldığını öne sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2019/34 Esas, 2019/54 Karar sayılı kararı ile davanın husumet nedeniyle reddine, dava konusu 2 70... (2 70... , 89, 90... ) parsel sayılı taşınmazın uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/429 Esas, 2021/108 Karar sayılı ilamıyla "...İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokisi, hesap cetvelleri, ölçü cetvellerinin getirtilmesi, yine taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınması, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...harita bilirkişi kurulu raporunda; taşınmazdaki yüzölçümü azalmasının tesis kadastro çalışmaları sırasındaki teknolojik imkanların yetersizliği nedeniyle yanlış hesaplanmış olmasından kaynaklandığı, davalı parselde, dava dilekçesinde belirtildiği şekilde yüzölçümü artışı da bulunmadığı ve azalma miktarı olan 204,44 m²nin tecviz miktarı içinde kaldığı, taşınmazın sınırlarının doğru belirlendiğinin belirtildiği..." gerekçesiyle davanın reddine, eski 2 70... (yeni 2 70... , 89, 90... ) parsel sayılı taşınmazlar ile eski 175 (yeni 2 70... ) parsel sayılı taşınmazın uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu ve İlk Derece Mahkemesince husumetin doğru tarafa yöneltilerek davaya devam etme imkanı verilmeden ret kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Dairemizin 21.03.2024 tarihli ve 2023/3213 Esas, 2024/1947 Karar sayılı ilamıyla davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 21.03.2024 tarihli ve 2023/3213 Esas, 2024/1947 Karar sayılı ilamıyla davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiş ise de; deprem nedeniyle 6785 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 08.02.2023 tarihinden itibaren Osmaniye ilinin de aralarında bulunduğu bazı illerde olağanüstü hal ilan edildiği, 11.02.2023 tarihinde yürürlüğe giren 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de, olağanüstü hal ilan edilen illerde 06.02.2023 tarihinden 06.04.2024 tarihine kadar yargı alanında sürelerin durmasına karar verildiği, dolayısıyla davacı Hazine vekilinin 08.02.2023 tarihinde tebliğ aldığı kararı 08.03.2023 tarihinde süresi içerisinde temyiz ettiği anlaşılmakla Dairemizce temyiz incelemesi yapılması gerekirken hataen süreden ret kararı verildiği bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından; Dairemizin, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin kararının kaldırılarak temyiz incelemesi yapılmasına karar vermek gerekmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.03.2024 tarihli ve 2023/3213 Esas, 2024/1947 Karar sayılı ilamıyla davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.