MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/33 E., 2021/28 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozma üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Sivas ili .... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... , 55, 57, 58, 1 16... , 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlardan 1 01... , 58... ada 3 parsel sayılı taşınmazlar ham toprak vasfıyla Hazine adına 1 01... parsel sayılı taşınmaz ölü ... adına; 1 16... parsel sayılı taşınmaz ölü ... adına; 1 16... parsel sayılı taşınmaz ölü ... adına; 1 16... parsel sayılı taşınmaz ... adına; 1 01... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar ise ... adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; mahkeme ilamına dayanarak, dava konusu taşınmazların mera olarak tespiti ve köye aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
...., ...a ve .... Köyü Tüzel Kişilikleri de yargılama oturumuna katılarak dava konusu taşınmazlarda köylerinin de kullanım hakkı bulunduğunun tespiti için müdahil olmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafın davasının kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalı Hazine temsilcisi ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.12.2014 tarihli ve 2014/81 95... /16423 Karar sayılı ilamı ile 1 01... ve 1 16... parseller yönünden hükmün onanmasına, dava konusu 1 01... , 1 16... , 2 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden ise; "İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların mera olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı ... taşınmazların mera olduğuna dair kesinleşen mahkeme ilamı bulunduğunu öne sürmüş, davalı taraf ise tapu kaydına dayandığı halde davacı tarafın dayandığı mahkeme ilamı ile davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları getirtilmemiş ve mahallinde uygulanmamıştır. Bu şekilde yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; taraflar arasında görülen Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1972/490-1975/292 Esas ve Karar sayılı dosyası ile, davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kayıtları tesislerinden itibaren tedavülleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığı ile mahalli Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı getirtilmelidir. Aynı şekilde çekişmeli taşınmazlara komşu olan tüm taşınmazlara ait kadastro tutanağı örnekleri ve varsa kadastro tespitlerinin dayanaklarını oluşturan kayıtlar tesislerinden itibaren bütün tedavülleri ile getirtilmelidir. Davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının kadastro çalışmaları sırasında herhangi bir taşınmaza uygulanıp uygulanmadıkları da Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulup saptanarak uygulanmışlarsa uygulandıkları taşınmazlara ait onaylı kadastro tutanağı örnekleri ile kadastro tespiti sonrasında oluşmuş tapu kayıtları dosya içine getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde komşu köylerden; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte; öncelikle davalı tarafın dayanaklarını oluşturan tapu kayıtları, mevkisi ve tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmaya çalışılmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama olanağı tanınmalı, yerel bilirkişiler ve tanıklarca gösterilen sınırlar uzman fen bilirkişisine işaret ettirilmelidir. Aynı şekilde Zara Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1972/490-1975/292 Esas ve Karar sayılı dosyasında bulunan ve çekişmeli taşınmazlara ait harita yerinde uygulatılmak suretiyle dava konusu edilen bölümü kapsayıp kapsamadığı tam olarak belirlenmeli, bu hususta fen bilirkişisine tanzim ettirilecek raporda sözü edilen dosyadaki harita ile kadastro haritası çakıştırılması istenilmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, önceki tarihli keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporundaki bulguların da değerlendirilmesi suretiyle, taşınmazların niteliğiyle ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, çekişmeli taşınmazların tüm yönlerinden gösterir fotoğrafları çektirilmeli, teknik bilirkişilerden yapılan keşif ve uygulamaları izleyip denetlemelere olanak verir, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilecek sınırlar işaretlenmiş, kısmen veya tamamen dayanak kayıtların kapsamında kalıp kalmadığını irdeler ayrıntılı rapor alınmalı, meraların aidiyetine ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yerinin kadastro mahkemeleri değil genel hukuk mahkemeleri olduğu hatırda tutulmalı; bundan sonra toplanan ve toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "1 16... ,2 ve 4 parselin 1949 tarihli hava fotoğraflarında kullanılmadığı, tasarruf sınırlarının bulunmadığı, zirai bilirkişi raporuna göre de mera ile ayırıcı doğal veya yapay sınırın zeminde mevcut olmadığı 26.01.2021 tarihli fen bilirkişisi ek raporunda (A), (B), (D) ve (F) harfi hariç kalan alanların bir kısım taraflar arasında kesin hüküm teşkil eden Zara Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/490 Esas ve 1975/292 Karar sayılı kararıyla mera olarak nitelendirildiği, (A), (B), (D) ve (F)'nin mahkeme ilamının kapsamında kalmamasına rağmen ilamıyle aralarında doğal sınır bulunmaması taşınmazların hava fotoğraflarına göre sonradan genişletilmesi davalılara ait tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymaması da gözönünde bulundurulduğunda bu kısımlarında mera'dan açma olduğuna kanaat getirilmiş olup 1937 tarihli ve 65, 64... tahrir numaralı vergi kayıtlarının ise zilyetlik belgesi niteliğinde olduğu meralardan zilyetlik yoluyla taşınmaz kazanılmayacağından vergi kayıtlarına itibar edilememiş olup Yargıtay incelemesinden geçmiş olan Zara Asliye Hukuk Mahkemesi kararına itibar edilmiş kayıt kapsamı farkının da yukarıdaki açıklandığı şekilde meradan açma olduğuna kanaat getirilmiştir.
1 01... parsel yönünden ise taşınmazın 1949 tarihli hava fotoğrafında günümüze kadar tarla olarak kullanılıyor olması hava fotoğraflarında belirgin olarak tasarruf sınırlarının bulunması, taşınmazın etrafında şahıs parsellerine komşu olması ve şahıs parselleri ile aynı özellikler göstermesi mera parselinden bitki örtüsü toprak yapısı olarak belirgin şekilde ayrıldığı, taşınmazın davacının davaya konu kayıtların kapsamında kalmadığı gibi Asliye Hukuk Mahkemesi ilamında belirtilen taşınmazlarla arasında kadim köy yolu ile ayrıldığı anlaşılmakla taşınmazın mera ve meradan açma olmadığı tarla olduğuna kanaat getirilmiştir.
1 16... , 1 01... ve 58 parselin ise bozma öncesi alınan yüksek ziraat bilirkişisi kurulunun sunmuş olduğu raporlarına göre mera vasfında olan taşınmazlar olduğu söz konusu taşınmazların tarım arazisi olarak kullanılmayan araziler olduğunun bildirildiği, söz konusu bu taşınmazların 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3.maddesinde belirtilen tanımdaki gibi "mera hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir." hükmünde belirtildiği anlaşılmakla taşınmazın bu taşınmazların mera vasfında olduğuna kanaat getirilmiş, kaldı ki bozma öncesi mahkeme ilamı ile mera olarak özel siciline kaydedilmesine karar verildiği ve ayrıca aidiyet tespiti yapıldığı, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/8195 Esas ve 2014/16423 Karar sayılı ilamıyla taşınmazların vasfına yönelik mahkeme kararının yerinde olduğu tespit edilmiş dayanılan sair kayıtların ise dava konusu taşınmazları kapsamadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1 16... , 1 01... , 1 01... , 1 16... , 1 16... ve 2 parsel sayılı taşınmazların mera olarak özel sicile kaydedilmesine, 1 01... parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar.... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; temyize konu 1 01... parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede ; bozma ilamında da belirtilen Zara Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/490 Esas ve 1975/292 Karar sayılı dosyasında temyize konu taşınmazın tespit maliki ... davalı olup köy tüzel kişiliği tarafından köye ait meraya elatmanın önlenmesi talebiyle dava açılmıştır. Belirtilen dosyada yapılan keşif sırasında dinlenen davacı tanıkları ... tarafından taşınmazın beş altı yıl önce meradan açılmak suretiyle kullanılmaya başlandığını, taşınmazın etrafının mera ile çevrili olduğunun belirtilmesi karşısında davanın kabulü ile meraya el atmanın önlenmesine karar verilmiş ve hüküm Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, harita mühendisi tarafından düzenlenen rapor uyarınca 1949 yılı hava fotoğraflarında temyize konu taşınmazın kullanılmadığı sınırlarının belirgin olmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Zara Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/490 Esas ve 1975/292 Karar sayılı dosyasında davalı olan ... hakkında; yapılan keşif sırasında dinlenen tanıkların taşınmazın meradan açıldığına dair beyanları ve elatmanın önlenmesine dair verilen hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olması nedeniyle davalı ... aleyhine kesin hüküm oluşturmaktadır. Bununla birlikte bozma sonrası keşif sonucu düzenlenen 12.01.2021 tarihli ziraat bilirkişisi raporu uyarınca taşınmazın uzun süredir kullanılmamasından kaynaklı olarak çevre mera parselleri ile ayırt edici özelliğinin bulunmadığı, her ne kadar kadastro tespiti 2006 yılında yapılmış ise de öncesinde davacı köy tüzel kişiliğinin 19 38... yıllarında meraya elatmanın önlenmesine dair dava açtığı, dolayısıyla sürdürülen zilyetliğin nizalı olduğu, bununla birlikte 1949 yılı hava fotoğraflarında da taşınmazın sınırlarının belirgin olmayıp, kullanım bulunmadığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
(1) numaralı bentte yazılı nedenlerle; davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA
(2) numaralı bentte yazılı nedenlerle; davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 1 01... parsel yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534.70 TL'nin temyiz eden davalılar ... ve ...'dan alınmasına,
Peşin harcın da istek halinde temyiz eden davacı ... Kişiliğine iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.