MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/36 E., 2024/624 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2022/57 E., 2023/58 K.
Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili özetle; davacının Ankara ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kain 3227 parsel sayılı taşınmazda el birliği halinde malik olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesine göre dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 100 m²den 78,86 m²ye düşürüldüğünü, Kadastro Müdürlüğüne davacının itirazı üzerine talep kısmen kabul edilerek taşınmazın yüzölçümünün 82,57 m² tespit edildiğini, komşu 3228 parsel sayılı taşınmaz ile arasında 2.20 m²lik yol bulunduğunu, komşu 3228 parselin yüzölçümünün ise 256 m²den 313 m² çıkarıldığını, komşu olan bu parselin yola tecavüzlü olduğunu ileri sürerek; çekişme konusu taşınmazın sınırlarının uygulama öncesi yüzölçümünün 100 m² olacak şekilde tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2022 tarih, 2021/1728 Esas, 2022/1095 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın sınırında bulunan yol nedeniyle davada yasal hasım olarak Hazine, ... ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını davaya dahil ettirmesi ve eksik araştırma sebebiyle yeniden keşif yapılarak rapor alınması belirtilerek hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ''... Dava konusu taşınmazların tesis kadastrosu ve 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftalarının ortofoto ve tesis kadastro tarihine en yakın hava fotoğrafları üzerinde çakıştırılması sonucunda, eski 3227 yeni 279 ada 1 parselin yenileme sonucunda alanının azalmadığı tapulama alanının 75 m² olması gerekirken 100 m² olarak hatalı hesaplanmasından kaynaklandığı, eski 3228 yeni 280 ada 1 parselin doğu sınırında herhangi bir genişleme olmadığı, yenileme çalışmalarında zeminde mevcut evin bir kısmının yola tecavüzlü olarak bırakıldığı böylece 3402 sayılı Kanun'un 22-a uygulaması ile elde edilen sınırların yenileme çalışmalarının mevzuata uygun olarak oluşturulduğu ve teknik açıdan hatasının bulunmadığı şeklinde rapor düzenlediği, 16.08.2023 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından sunulan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, kaldı ki mahalli bilirkişi ve tanık beyanıyla da aksinin ispat edilemediği böyece; Kadastro Müdürlüğünce yapılan sınırlandırmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesine, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu....'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; ''...dava konusu eski 3227 yeni 279 ada 1 sayılı parselin yenileme çalışmaları sonucunda alanının azalmadığı, tapulama alanının 75 metrekare olması gerekirken 100 metrekare olarak hatalı hesaplanmasından dolayı azalma meydana geldiği, eski 3228 yeni 280 ada 1 sayılı parselin doğu sınırında herhangi bir genişleme olmadığı, yenileme çalışmalarında zeminde mevcut evin bir kısmının yola tecavüzlü olarak bırakıldığı, böylece dava konusu taşınmazlarla ilgili uygulama kadastrosunun, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı anlaşıldığından Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gibi, davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine... '' karar verilmiş ve işbu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.