MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/3 E.,2021/7 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı-birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 31 parsel sayılı 21.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, sulu tarla vasfıyla bir kısım davalıların babaları ... adına tespit edildikten sonra, tespite karşı ... ve ... tarafından komisyona itiraz edilmesi üzerine komisyonca, itirazlar reddedilerek taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; 32 parsel sayılı 10.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle sulu tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, tespite karşı ... ve ... tarafından komisyona itiraz edilmesi üzerine komisyonca, itirazlar reddedilerek taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ve 33 parsel sayılı 8.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, sulu tarla vasfıyla 1/4 hisseleri oranında ..., ..., ..., ... adlarına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... ..., ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü mevkinde bulunan ve 1936 yılında ve tahriri sırasında evvelce malik sıfatı ile zilyet ve 84 sırasına kayıtlı şarkında su, garbın da yol, cenapta kıraç ve şimalde su ile çevrili gayrimenkulün ..., ..., ... adlarına tapuya kayıt edildiğini, tapunun Hazine arazisiymiş gibi gösterildiğini, gayrimenkulünün hiçbir suretle Hazineden kalan bir arazi olmadığını, Hazinenin hiçbir delil ve emareye ve kayda dayanmadan davalılar ... ..., ... ve ... adlarına tapuda kayıt yapıldığını, ... araziyi terk edip başka yere gitmesi nedeniyle ... İskan Şefliği tarafından tapusunun iptal edilerek Hazine adına kayıt edildiğini, ... ... adına kayıtlı bulunan arazinin tekrar Hazine adına yazılmış olması nedeni ile Köy İşleri Bakanlığını hasım göstermiş olduğunu, diğer iki davalının halen tapu maliki olduklarından hasım gösterildiğini ileri sürerek, ... ...'den Hazine adına gelen tapu ile ...'a ait ve 3 numarada vasıfları yazılı gayrimenkulün tapularının iptalini talep etmiştir.
3. Davacı Hazine vekili, birleşen dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 31, 32... parsel sayılı taşınmazlarda Hazine'nin hakkının bulunduğunu ve bu gayrimenkullerin davalılar adına tespiti gerektirir herhangi bir hukuki gerekçenin bulunmadığını, taşınmazların davalılar adına yapılan tespite olan itirazlarının reddedildiğini, taşınmazların davalılar adına tesciline karar verildiğini ileri sürerek, davalılar adına yapılan tescile ilişkin komisyon kararının iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; ... köyü sınırları içerisinde 2510 ve bunu takiben 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu uygulandığından davacının vergi kaydıyla malik bulunduğu yere mukabil Komisyonca arazi tahsis edildiğini, davacının vergi kaydıyla malik bulunduğu yere 25 10... sayılı Kanun tatbikatları yapıldığını, davacının bu kanunların tatbikinden sonra on yıl içerisinde herhangi bir dava ikame etmediğini, davacının dayandığı vergi kaydının kanunen hükümsüz sayılacağını, ... köyü sınırları içerisinde bulunan Kültür Hazine Topraklarının 1757 sayılı Kanun'a göre hazırlanan yönetmelik uyarınca icara verileceğinden davacı Hazineye ait olan arazinin icara verilmemesi ve elinde bulunan Hazine arazisinin icar muamelesinden alıkonulması için bu davanın açılmış olduğunu ve davacının taşınmazla ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.12.1975 tarihli ve 216/178 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildikten sonra, 16.10.1979 tarihli ve 1975/216 Esas, 1979/7 Karar sayılı müteferrik kararla, "taşınmazların tapulama tutanaklarının düzenlendiği anda davanın hükme bağlandığı, hükmün kesinleşmemiş olduğu" gerekçesiyle Tapulama Kanunu'nun 50. maddeleri gereğince dava dosyasının ... Tapulama Mahkemesine devrine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ... mirasçısı ... ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 03.06.1988 tarihli ve 1988/7673 Esas, 1988/7775 Karar sayılı ilamıyla, " taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren 29.12.19 75... /178 sayılı redde ilişkin kararın taraflara başlangıçta tebliğ edilmeden ve kesinleşmesi yönünden ilgililere bu imkan verilmeden İlk Derece Mahkemesince dosyanın re'sen ele alınıp 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 50.maddesi gereğince dosyanın ... Tapulama Mahkemesine devrinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16.10.1979 tarih ve 216/7 sayılı müteferrik kararının yok hükmünde olduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazlar hakkında sonradan tutanak düzenlendiği, 766 sayılı Tapulama Kanun'nun 50... sayılı Kanunu'nun 27. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerektiği'' gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, ''fen bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazların, davacı ve davalılara ait tapu ve vergi kaydının mevki ve sınırları itibariyle uyduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişi raporunda da 31 numaralı parselden ifrazen oluşan ... numaralı parsel içerisinde ... Jandarma Karakolu ve müştemilatının bulunduğu, ... numaralı parselin tarla vasfında olduğu ve imar - ihyanın bulunduğu, 32... numaralı parsellerin çayır vasfında olduğu, imar-ihyasının yapıldığına dair rapor tanzim edildiği, uyuşmazlığın tapu ve vergi kaydının geçerliliği ile zilyetlik hususlarında toplandığı, tapu ve vergi kaydının nizalı taşınmazlara uygulanabilmesi için en az üç yönüyle nizalı taşınmazları kapsamasının gerektiği, vergi kayıtlarının mülkiyet belgesi niteliği taşımadığı, vergi kaydının hüküm ifade edebilmesi için aynı zamanda zilyetlik ile birleşmesinin gerektiği, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. 14/A ve 20. maddesindeki iktisap şartlarını taşıyıp taşımadıkları hususlarının araştırıldığı, davacı ve mirasçılarını nizalı taşınmazlar üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı ve kullanmadıkları, davalıların ise taşınmazlar üzerinde malik sıfatıyla uzun yıllardan beri zilyet oldukları ve taşımazları kullandıkları, davacı tarafından sunulan dayanak vergi kaydının mevki ve sınırları itibariyle nizalı taşınmazlara uyduğu kabul edilse dahi vergi kaydının hüküm ifade edebilmesi için zilyetlikle birleşmesi gerektiği, davacının zilyetliği bulunmadığından salt zilyetlikle iktisap koşullarının da oluşmadığı, davacılar açısından 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14, 14/A ve 20. maddelerdeki şartlarını da taşımadıkları, davacının dayanak vergi kaydı ve zilyetliği hükme esas alınmayarak davanın reddine karar verildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesince 208, 338, 375, 397 sayılı parseller davalı olarak gösterilmişse de, davacı dava dilekçesi ve 18.12.1975 tarihli husumetin düzeltilmesi dilekçesinde; dava konusu 31 (12 22... ), 32, 33 numaralı parseli dava konusu yaptığı ve bu 3 parça taşınmaza yönelik dava açtığı, diğer davalı olarak gösterilen parseller yönünden usulüne uygun açılan bir dava ve talep bulunmadığı, bu parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, birleşen 1985/464 Esas sayılı dosya yönünden 33 numaralı parsel yönünden Kadastro Mahkemelerinde açılan davalarda davalı olarak husumetin tespit maliklerine yöneltilmesi gerektiği, tapulama tutanaklarının incelenmesinde ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edildiği'' gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı - birleşen dosya davacısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; ... Kadastro Mahkemesinin birleşen dosya yönünden verdiği kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın tespit maliklerine yöneltildiğini, işin esası yönünde karar verilmesi gerekirken pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesinin usul ve kanun aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde; ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.