MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1407 E., 2024/1300 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/67 E., 2023/15 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2015 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 5. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu çalışmaları sonucunda, 2 30... parsel sayılı 238.594,48 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 30... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının uzun yıllardır müvekkili olan davacının kullanımında bulunduğunu, orman niteliğinde olmadığını ileri sürerek, taşınmazın davacının kullanımında olan kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kain olduğu ... ilçesi ... Mahallesinde orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarının henüz yapılamadığını, mezkur yerde 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi gereğince tescil harici bırakılan alanlarda yapılan orman kadastrosu neticesinde 2 30... parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan çalışmaların kesinleştiğini, orman sınırları içerisinde kalan taşınmazlarda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mülkiyetinin müvekkili Başkanlığa ait olmadığından taraflarına husumet düşmediğini ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olan dava konusu taşınmazın zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "2 30... parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 827,26 m²lik kısmın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlik yoluyla kazanımının hukuken mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davanın orman kadastrosuna itiraz ve 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesi uyarınca kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescil talebine ilişkin olduğu, 19 75... yıllarına ait hava fotoğrafında dava konusu (A) ile işaretlenen 827,26 m² yüzölçümlü bölüm üzerinde herhangi bir yapının bulunmadığı, bahçe olarak herhangi bir ekim dikim yapılmadığı, 20 02... yılları arasındaki uydu görüntülerinde taşınmaz üzerinde herhangi bir yapının olmadığı ve dava konusu alanın ekili dikili olmadığı, 2 30... parselin bir bütün olarak aynı görünümde olduğu, 2015 yılı ve sonrasında dava konusu alanda ekim dikim olduğu ve taşınmazın kullanılmaya başlandığı, 2018 yılı uydu fotoğraflarına göre de ev ve deponun 2018 yılı Ağustos ile Kasım ayı arasında bir tarihte inşa edildiği ve bu haliyle kazanım koşullarının davacı lehine oluşmadığı" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun süredir müvekilli tarafından zirai amaçla kullanıldığını, dava konusu alanın etrafında yer alan parsellerin kazandırıcı zamanaşımı ile iktisaba elverişli tarım arazisi olarak değerlendirildiğini, konumu ve toprak yapıları itibariyle birebir aynı olan taşınmazların farklı statüde değerlendirilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, taşınmazın 2/B orman arazisi niteliği taşımadığını, taşınmazın kullanımının başladığı zamanı gösterir bilirkişi raporlarının hatalı ya da eksik olduğunu, komşu parsellerden hiçbir farkı olmayan ve etrafı orman ağaçlarıyla çevrili olmayan dava konusu taşınmaz yönünden orman olduğu yönünde yapılan tescilin hakkaniyet hükümlerine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, orman kadastrosuna itiraz ve kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.