MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1121 E., 2024/1820 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/533 E., 2023/273 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteğinin davanın değeri itibariyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sonucunda, ........... ili ..... ilçesi ........ köyü çalışma alanında bulunan 2 37... parsel sayılı 1.668.199,77 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının ........ ili ...... ilçesi ........ köyü 2 37... numaralı orman parseli içerisinde kaldığı iddia edilen 1 89... parsele sınır komşusu olan 2.535,67 m²lik araziyi 1996 yılında ... .... satın aldığını, ancak tapu devrinin gerçekleşmediğini ve ... ......... 2001 yılında vefat ettiğini, bu süreç boyunca müvekkilinin söz konusu araziyi fiili hakimiyeti altında malik sıfatıyla kullandığını, aynı zamanda ... İsmi ve ailesinin de kırk yılı aşkın bir süre bu araziyi işleyip tarım yaptığını, arazi üzerinde 1950'li yıllarda yapılan ilk kadastro çalışmalarında da taşınmazın orman vasfında olmadığının tespit edildiğini, ayrıca Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/124 Esas sayılı dosyasında müvekkili hakkında yürütülen kovuşturma kapsamında alınan 19.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu arazi üzerinde orman örtüsünün tamamen yok olduğu, humus tabakasının ve orman florasının bulunmadığı tespit edilerek, arazinin uzun yıllar önce orman vasfını kaybettiğinin belirlendiğini ve taşınmazın davacı tarafından uzun süredir tarla olarak kullanıldığını belirterek, dava konusu arazide bulunan ev, kamelya ve tel örgülerin kaldırılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 2 37... numaralı orman parseli içinde kaldığı iddia edilen 2.535,67 m² arazinin tapu kaydının ipta ile müvekkili adına tesciline, aksi takdirde arazinin orman vasfını yitirdiğinin ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamında olduğunun tespitine ve davacının hak sahibi olduğunun belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Bilecik Gezici Kadastro Mahkemesinin 1961/159 esas sayılı dosyasında orman olduğu gerekçesiyle taşınmazın tescil dışı bırakıldığını ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, 28.02.1962 tarihinde yapılan tesis kadastrosu çalışmalarının kesinleştiğini, ancak 809 parsele dava açılması sebebiyle kesinleştirilemediğini, 11.06.2014 tarihinde başlayan kadastro yenileme çalışmalarının 12.05.2015 tarihinde tamamlandığını, 809 parselin tapu kütüğünde kayıtlı olmaması ve hükmen tescil dışı bırakılması nedeniyle Bilecik Kadastro Müdürlüğü tarafından herhangi bir işlem yapılmadığını, davacının 1996 yılında resmi olmayan yolla satın aldığını beyan ettiği bu parselin orman olarak sınırlandırıldığını ve tescil dışı bırakılmasının 20.10.1962 tarihli ve 1961/159 Esas ve 1962/396 Karar sayılı mahkeme kararı ile belirlendiğini, yapılan işlemler sırasında herhangi bir idari hata ya da hukuki yanlışlık yapılmadığını, 6495 sayılı Kanun gereği 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek-5 maddesi uyarınca 2 37... parsel numaralı orman niteliğinde 1.812.730,30 m² alanın Hazine adına tescil edildiğini ve bu alanın 10.08.2015 tarihinde 30 günlük askı ilanına çıkarıldığını, 2 37... parsel numaralı orman niteliğinde 1.668.199,77 m² alanın orman olarak kullanılmak amacıyla Orman İdaresine tahsis edildiğini, dava konusu yerle ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu ileri sürerek, davanın zamanaşımı, kesin hüküm ve hak düşürücü sürelerin dolması nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, Dereşemsettin köyünde ilk arazi kadastrosunun 28.02.1962 yılında kesinleştiğini ve taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığını, 6831 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının 10.08.2015 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu 2 37... parsel numaralı taşınmazın bu çalışmalar sonucunda orman olarak sınırlandırıldığını ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde yer aldığını, davacı hakkında işgal ve faydalanma suçlarından 02.10.2020 tarihli suç tutanağı düzenlendiğini ve Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/124 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu dosyada yapılan keşif ve bilirkişi incelemelerinde dava konusu taşınmazın orman olduğunun ortaya konduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu tescili talep edilen alanın kadastro komisyonu tarafından orman sayılarak tespit ve tescil harici bırakıldığı ve Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan alanın orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerektiği ve taşınmazın tescile konu olamayacağı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın kesinleşmiş mahkeme kararları ve bilirkişi raporları ile orman olarak kabul edildiği sabit olduğundan, zilyetlik yoluyla iktisap talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, orman niteliğinde olan taşınmaz hakkında niteliğini yitirdiğinden bahisle davacı tarafından orman sınırları dışına çıkarma talebinde hukuki yarar bulunmadığı gibi, halen orman niteliğini muhafaza eden taşınmazın beyanlar hanesine davacı yararına kullanım şerhi verilmesine de olanak olmadığı, davanın tümden reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından terditli talepleri hakkında ayrı ayrı karar verilmediğini ve ayrıca taşınmazın uzun yıllar önce orman vasfını yitirdiğini gösteren tanık beyanları, bilirkişi raporları ve hava fotoğraflarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.