MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/817 E., 2024/1865 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Torbalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/317 E., 2023/40 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ........... ili .............. ilçesi ......... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda, 4 44... parsel sayılı 13.861,93 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydının beyanlar hanesine, taşınmazın 1997 yılından beri ... oğlu ...'ın kullanımda olduğu ve üzerindeki zeytin ağaçlarının ...'a ait olduğu belirtilerek, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Taşınmazın bulunduğu çalışma alanında 1967 yılında yapılan tapulama çalışmaları, 1998 yılında yapılan 6831 sayılı Orman Kanun'u gereğince orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmaktadır.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı yaklaşık 50-60 yıldan beri masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya ederek tarıma elverişli hale getirdiğini, ancak bu taşınmazın 2011 yılında kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerine aykırı olarak Hazine adına yapılan tespit ve tescil işleminin yerinde olmadığını belirterek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tarla cinsi ile Hazine adına tapuya kayıtlı olduğunu, 28.04.2011 tarihinde kadastro tutanağı kesinleşen ve tapuya tescil edilen taşınmazın tespit tarihinde davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde açıklanan koşullar oluşmadığından aynı Kanun'un 18. maddesi uyarınca Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın imar ve ihya koşullarının oluşmadığını, gerek son kadastro tespitinde, gerekse 1967 tarihli ilk kadastro tespitinde davacı bakımından zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, kullanımının da sürekli ve kesintisiz olmadığını, taşınmazın 1967 tarihli kadastro çalışmasında orman ve çalılık niteliğinde olduğundan tescil harici bırakıldığını belirterek, öncelikle davanın hak düşürücü süre yönünden, aksi halde haksız ve dayanaksız açılan davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu parselin ortalama eğiminin % 8 olarak hesaplandığı, taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, 2/B uygulamasına konu olmadığı ve eylemli orman niteliğinde olmadığı, hava fotoğraflarının incelenmesinden imar-ihyanın 1976 yılından önce başladığı ve 1979 tarihi itibarıyla tamamlandığı, taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşımadığı, 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları öncesinde imar-ihyanın tamamlandığı ve en az 30 yıldır kesintisiz olarak, nizasız fasılasız dava konusu taşınmazın davacının zilyetliği altında bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın mahallinde yeniden yapılan keşfe katılan harita mühendisi, orman mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişileri tarafından, 1957, 1964, 1976, 19 79... tarihli hava fotoğrafları ile 20 03... tarihli uydu fotoğrafları ve 1963, 19 79... tarihli memleket haritaları, 1967 tarihli tesis kadastrosu ve 1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu paftasının uygulanması ile düzenlenen, denetime elverişli, krokili, müşterek imzalı bilirkişi raporu ve kaldırma kararı öncesinde yapılan keşfe katılan mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının anlatımları ile dava konusu taşınmazın üzerinde 45-50 yaşlarında zeytin ağaçları bulunan, bakımlı, verim çağında zeytinlik olduğu, sınırlarında münferit sayıda incir ağaçları olduğu, 1967 yılı tesis kadastrosunda orman olduğu gerekçesi ile tescil harici alanda bırakılmış ise de 07.01.1998 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda orman sayılmayan alanda bırakıldığı; nazım ve uygulama imar planı kapsamında olmadığı, 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında değerlendirilen yerlerden olmadığı, münhani eğrileri ve eğim ölçer ile yapılan ölçüm sonucunda, % 8 eğimli olduğu, 19 79... tarihli memleket haritalarında zeytinlik rumuzlu yeşil renkli alanda kaldığı, 1979 yılı hava fotoğrafında doğal bitki örtüsü temizliği yapılarak düzgün sıralı halde kapama dikimlerin yapıldığı, orta kesimlere dikilen ağaçların zeytin fidanları olduğu, 1995 tarihli hava fotoğrafı ile 20 03... tarihli uydu görüntülerinde tamamının zeytinlik olduğu, amenajman planında (Z) rumuzlu ziraat alanında kaldığı, en eski 1957 yılı hava fotoğrafında orman emvali veren ağaç/ağaçcık görüntüsü vermeyip çalılık makilik görüntüsü verdiği, öncesinde ve fiili durum itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı, 1976 yılından önce imar-ihyasına başlanıp 1979 yılında tamamlandığı, kadastro tespit tarihine kadar kesintisiz olarak tarımsal faaliyetlerin devam ettiğinin tespit edilmesi karşısında; 2011 yılında yapılan kadastro tespit günü itibarıyla, davacı lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davalı Hazinenin harçtan muaf olması nedeniyle davacı tarafça peşin olarak ve tamamlama harcı (iki kalem halinde) olarak yatırılan harç tutarlarının davacıya iadesine karar verilmeyip, anılan harç tutarlarının, davalı Hazine aleyhine hükmedilen yargılama gideri kalemine eklenerek hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı belirtilerek, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yargılama gideri yönünden yeniden hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda imar-ihyanın tamamlanmadığını, keşifte mahalli bilirkişilerin dinlenmediğini, taşınmazda sadece ağaç yetiştirildiğini, tarımsal amaçla kullanılmadığını, davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığını ve Hazinenin kanuni hasım konumunda olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini beyan ederek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olup olmadığı ve davacı lehine zilyetlik ile iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.