MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/77 E., 2025/7 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ...... ili ...... ilçesi ....... köyünde bulunan 8001,85 m² ve 1.019,71 m² yüzölçümlü taşınmazlar, ilk tesis kadastrosu sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu ( 766 sayılı Kanun) uyarınca tescil harici bırakılmış ve bu kadastro 17.08.1983 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 5. maddesine göre yapılan orman kadastrosu sırasında (A) ve (B) harfleri ile gösterilen dava konusu yerler orman sayılmayan kısımda kalarak 19.04.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ........ ili ....... ilçesi ......... köyü ........ mevkinde bulunan, kuzeyi 1 86... parseller, güneyi patika yol ve kuru dere, doğusu tarla ve batısı patika yol ile çevrili olan en az 8 dönüm yüzölçümündeki bahçe olarak kullanılan taşınmaz ile aynı yerde kain kuzeyi ...... çayı ve 442 parsel, güneyi patika yol ve 442 parsel, doğusu patika yol ve batısı 442 parsel ile çevrili en az 3 dönüm yüzölçümündeki bahçe olarak kullanılan taşınmazı, müvekkilinin 40-50 yıldır kullandığını, ancak bu yerlerin 1984 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakıldığını, taşımazların o tarihte de tarla vasfında olduğunu ileri sürerek, taşınmazların müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve kazanma koşullarının da oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2014 tarihli ve 2013/427 Esas, 2014/1256 Karar sayılı kararı ile (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazlar yönünden zilyetlik şartlarının oluşmadığından, (C) harfi ile gösterilen kısım yönünden ise hiçbir şekilde imar ihya olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.10.2017 tarihli ve 2016/3620 Esas, 2017/8369 Karar sayılı ilamıyla (C) harfi ile gösterilen yere ilişkin davanın reddi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerlerin 5-10 yıl öncesinde ne şekilde ve kim tarafından kullanıldığına ilişkin en eski tarihli memleket haritaları ile, dava tarihinden geriye doğru 15-20 yıl öncesi hava fotoğrafları getirtilerek araştırması yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
2. Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2017/608 Esas, 2020/170 Karar sayılı kararı ile (A) ve (B) harfli taşınmazlar yönünden davanın reddine, (C) harfi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 01.11.2023 tarihli ve 2021/6763 Esas, 2023/5727 Karar sayılı ilamıyla "Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamından önce ve sonra alınan orman ve ziraat bilirkişi raporları arasında taşınmazların orman olup olmadığına ilişkin çelişkiler olduğunu, (B) harfi ile gösterilen yerin memleket haritası ve hava fotoğraflarında bu yerin ........ nehrinin farklı alanlarında göründüğü görüldüğünden, .......... Nehrinin zaman içerisinde yatak değiştirip değiştirmediği ilgili birimlerden sorularak buna ilişkin yazı cevapları dosya arasına konulmalı; bu şekilde dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, 3 ziraat mühendisi bilirkişisi, 1 fen elemanı, 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 1 jeolog bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılarak çelişkileri giderilecek şekilde bozma ilamında belirtilen hususlarda detaylı araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden" İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
4. İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli ve 2024/77 Esas, 2025/7 Karar sayılı kararı ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yörede yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında dava konusu yerlerin orman sayılmayan alanda kalarak kesinleştiğinin açıkça net olduğunu, dava konusu taşınmazın orman alanı içerisinde kalıp kalmadığına yönelik alınan 04.12.2019 tarihli fen bilirkişisi ........... tarafından düzenlenen rapor ile de 1 01... numaralı orman sınırları içerisinde kalmadığına dair raporu ile de dava konusu taşınmazın orman alanı içerisinde kalmadığı sabit olmasına karşılık orman bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, orman bilirkişisinin Gaziantep ve bağlı olunan yargı çevresi olan Diyarbakır Bölge Adliyesi yargı çevresinde bulunmayıp bilirkişi listesinde de yer almadığından ve açıkça bilirkişiye itirazlarının bulunmasına karşılık bilirkişilik yapamayacağı sabit olmasına rağmen bilirkişi olarak görevlendirilmesi ve bu rapor doğrultusunda hüküm kurulması ve davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olan diğer bir husus olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.