MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/18 E., 2024/502 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
İlk Derece Mahkemesinin önceki 21.12.2017 tarihli ve 2017/436 Esas, 2017/481 Karar sayılı kararının davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmediği, bu nedenle davalı ... İdaresi yönünden kesinleşmiş olduğu, temyize konu işbu kararla davalı ... İdaresi aleyhine yeni bir hukuki durum da yaratılmadığı anlaşıldığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı Hazine vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... dava dilekçesinde; ......... ili ....... ilçesi ........ Mahallesinde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, tahminen 3.300 m² ve 800 m² yüzölçümündeki taşınmazların, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında davacının vefat etmesi nedeniyle dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını, imar-ihyanın tamamlanmadığını, zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosunun 24.05.1989 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın orman sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiğini, orman sınırları dışında kaldığının tespiti halinde ise hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planlarına göre durumunun saptanması gerektiğini, ormanların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar ve ihya suretiyle kazanım şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/436 Esas, 2017/481 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne, 19.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfiyle gösterilen 94,14 m²lik kısım yönünden feragat nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aynı tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 710,38 m² ve (B) harfiyle gösterilen 4.413,61 m²lik taşınmaz bölümlerinin hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 21.12.2017 tarihli ve 2017/436 Esas, 2017/481 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.06.2021 tarihli ve 2020/3998 Esas, 2021/5477 Karar sayılı ilamıyla, "İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, hükmüne uyulan bozma ilamında dava konusu taşınmazlar hakkında dava tarihinden öncesine ilişkin üç ayrı evreye ait hava fotoğraflarının temin edilerek mahallinde keşif yapılması ve yöntemince zilyetlik ve orman araştırması yapılması gereğine işaret edilmesine rağmen, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmadığı, bu kapsamda sadece 1986 yılında çekilmiş hava fotoğrafı incelemesi yapıldığı, hava fotoğrafı incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda hava fotoğrafı ve kadastro paftası ölçeklerinin eşitlenip çakıştırılmadan taşınmazların niteliği ve kullanım durumunu anlamaya ve denetlemeye imkan vermeyecek biçimde taşınmazların hava fotoğrafındaki yerinin gösterilmesiyle yetinildiği, öte yandan .......... Belediyesi tarafından dava konusu taşınmazlardan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün 2001 yılında imar planı kapsamına alındığı bildirilmesine rağmen ilgili belediyelerden imar planı ve onay belgelerinin getirtilmediği, taşınmazların üzerindeki ağaçların yaşı, türü ve adedini tam olarak bildirmeyen ziraat bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, orman araştırmasının da yöntemine uygun biçimde yapılmadığı, bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilemeyeceği" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı, kuru tarım arazisi vasfında olduğu, çevre tarım arazileriyle benzer özellikler taşıdığı, tanık ve mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın uzun süredir davacı tarafından kullanıldığını beyan ettiği, taşınmazın bir kısmının 2011 yılında imar planına alındığı, dava tarihinden sonra imar planına alındığından dava tarihinin baz alınması gerektiği, taşınmazın imar ve ihyasının en az 40-45 yıl önce tamamlandığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde sayılan zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 26.01.2024 tarihli teknik bilirkişi raporunda (C) harfiyle gösterilen 94,14 m²lik kısım yönünden feragat nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aynı tarihli raporda (A) harfiyle gösterilen 710,38 m² ve (B) harfiyle gösterilen 4.413,61 m²lik taşınmaz bölümlerinin hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığını, imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğini, bilirkişi raporlarının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle hazırlandığını, davacının iddiasını vergi kayıtları ile ispat etmesi gerektiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde sayılan belgelere dayanılmadığını, davacının aynı çalışma alanında senetsizden başkaca taşınmaz edinimi olup olmadığının araştırılmadığını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak, İlk Derece Mahkemesince, 26.01.2024 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen ve davacılar adına tesciline karar verilen taşınmazların hüküm yerinde vasıflarının belirtilmemesi infazda tereddüt yaratacak olması nedeniyle isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının, yukarıda (V.B.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin ikinci paragrafında yer alan "(A) harfi ile gösterdiği 710,38 m²lik taşınmazın tamamının" ifadesinden sonra gelmek üzere "iki katlı ev ve bahçesi vasfıyla" ibarelerinin eklenmesi ve üçüncü paragrafında yer alan "(B) harfi ile gösterdiği 4.413,61 m²lik taşınmazın tamamının" ifadesinden sonra gelmek üzere "bahçe vasfıyla" ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.