MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2647 E., 2024/2543 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/133 E., 2024/539 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesi ile duruşma isteminin kabulüne, 31.03.2026 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacılar ... ve arkadaşları vekili ve karşı taraftan davalılar Hazine vekili, ..., ... ve arkadaşları vekili geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ....... ili ....... ilçesi ....... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 36... ve 1 40... parsel sayılı 7.166, 50... ,27 m² yüzölçümündeki taşınmazların karastro tutanaklarının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı", 1 36... parsel sayılı taşınmazın "500 m²'sinin Ali oğlu ...'ın, geri kalan kısmının ... Uçan'ın", 1 40... parsel sayılı taşınmazın "davalılar ... Uçan ve Yusuf Uçan mirasçılarının kullanımında olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla davalı ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 1 36... parsel sayılı taşınmaz 02.01.2019 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan satış işlemiyle ..., 02.06.2020 tarihinde yapılan satış işlemiyle ... adına, 1 40... parsel sayılı taşınmaz 29.05.2018 tarihinde 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işlemiyle ..., 25.06.2018 tarihinde yapılan satış işlemiyle ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 40... ve 1 36... parsel sayılı taşınmaz maliklerinin ..., ..., ..., ... ve Hazine olduğunu, müvekkilleri tarafından Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/82 Esas, 2015/397 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazlarda zilyetliklerine karar verildiği ve kararın kesinleştiğini ancak davalılardan ...'ın dava konusu taşınmazların ortak muristen kaldığını bildiği halde kötüniyetli satın aldığını, diğer davalı Hazinenin ise zilyetliğin tespiti davasında davalı olduğunu ve kesinleşen Mahkeme kararı ile müvekkillerinin davaya konu yerlerde zilyet olduğunu bildiği halde kesinleşen Mahkeme kararını gözardı ederek davaya konu yerleri sadece müvekkilleri gibi mirasçı olan davalılardan ... ve diğer davalılara satışını yapmakta kusurlu davrandığını, Milli Emlak Müdürlüğüne yapılan başvuru ile müvekkillerinin haklarının tescil edildiğini ve tapuya kesinleşmiş Mahkeme kararı şerhi düşüldüğünü, müvekkillerinin tüm iyiniyetli çabalarına rağmen davalılar tarafından müvekkillerinin mirasçılıktan ve zilyetlikten kaynaklanan haklarının verilmediğini ileri sürerek, davacıların miras hisseleri oranın tapu kaydının iptali ve tesciline kabul edilmemesi halinde dava tarihindeki değerleri üzerinden tahsiline karar verilmesini talepetmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 1 40... parsel sayılı taşınmazın, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, bu yer kullanıcıları ve hak sahiplerinin de ... Uçan ile ... olduğunun 2010 tarihli kadastro tutanağında belirtilmek sureti ile Hazine adına tescil edildiğini, davalı müvekkili ...'un tapu siciline güvendiğini, iyiniyetli 4. kişi sıfatıyla taşınmaz sahibi olduğunu, davacı tarafların 13.05.2010 tarihinde yapılan kadastro çalışması ile ilgili askıya çıkan kadastro tutanağına itiraz etmediğini ve 10 yıllık süre içerisinde dava açmadığını, bu bakımdan zamanaşımı süresi dolmuş olup işbu davanın usulden reddi gerektiğini ve müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek, ve davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça açılan davada müvekkilleri ... ve ... bakımından hukuken haklı bir yön bulunmadığını, haksız olduğu sabit olan dava dosyasında bu müvekkillerinin mülkiyet hakkını bertaraf edici tasarrufu engelleyici nitelikte tedbir kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu ve her iki müvekkilinin paylı olan bu taşınmazlarda davacıların anılan kararla hüküm altına alınan zilyetliklerinin Hazine bakımından öncelikli satın alma haklarına konu edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6292 sayılı Kanun kapsamında 1 36... parsel için ... ve ... Uçan tarafından idareye doğrudan satış başvurusunda bulunulmuş olduğunu, kendilerine tebliğ edilen satış bedellerini ödemeleri üzerine Çatalca Tapu Müdürlüğüne yazılan 17.02.2014 tarihli 13838 sayılı ve 21.12.2018 tarihli 72377 sayılı yazılar ile taşınmazın tescilinin yapıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-h maddesine göre "hukuki yarar" dava şartı olduğu Mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını araştırması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. kişiler adına tescil edildikten sonra açılan tapu iptali ve tescili talebinin dinlenme olanağı bulunmadığı, somut olayda da davalı idare tarafından dava konusu taşınmazların satışı gerçekleştirilmiş olduğundan davacı tarafın zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescili davasında hukuki yarar bulunmadığının anlaşıldığı, tazminat talebi yönünden ise dosya kapsamında Hazine tarafından dava konusu taşınmazların bedeli ödenmek suretiyle hak sahiplerine satıldığı ve daha sonra diğer davalılara satıldığı anlaşıldığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın asıl ve terditli talep hakkında hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacılar lehine, kesinleşmiş Mahkeme kararı bulunduğunu, Mahkeme kararı gözardı edilerek aleyhe karar verilmesinin doğru olmadığını, hakkın kötüye kullanılması ve kötü niyetin hukuk karafından korunamayacağını, davalılardan ... ve ...'ın davaya konu gayrimenkullerin ortak murislerinden kaldığını ve bu yerlerde müvekkillerinin de mirastan ve de zilyetliğinden kaynaklı hakları olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli satın aldıklarını, İstanbul Milli Emlak Müdürlüğünce talepleri doğrultusunda davaya konu yerlerin müvekkillerinin zilyetliği doğrultusunda haklarının tesisi için işlem yapılacağı belirtilmişse de davalılarca bu yönde herhangi bir olumlu eylemde bulunulmadığını, bunun üzerine İstanbul Milli Emlak Müdürlüğünce Çatalca Tapu Sicl Müdürlüğüne yazılan müzekkere doğrultusunda davaya konu yerlere kesinleşmiş Mahkeme kararı şerhi düşüldüğünü, davalılar ... ve ...'un davaya konu yerlerin gerçek malikleri arasında müvekkillerinin de olduğunu bilmelerine rağmen müvekkillerini haklarından bertaraf etmek için kötü niyetli hareket etmek suretiyle davaya konu yerleri edindiklerini, Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesince kesin kararla müvekkillerinin davaya konu gayrımenkullerin zilyeti olduğuna karar verildiğini, 6292 sayılı Kanun kapsamında müvekkillerinin kesinleşen Mahkeme kararı ile zilyetliği gereğince müvekkillerinin de davaya konu yerleri öncelikli alma hakları Hazine/Milli Emlak gözetilmeksizin ve de gerçek şahıs olan davalıların davaya konu yerlerde müvekkillerinin de hakkının olduğunu bilmelerine rağmen kötü niyetli olarak satışın kendilerine yapılarak sadece kendi nam ve hesaplarına kayıt oluşturulmasını sağlamalarının kabul edilemez olduğunu, Hazinenin kusurlu olduğunu, davaya konu yerlerin 6292 sayılı Kanun kapsamında bizzat kendisinin de taraf olduğu kesinleşen Mahkeme kararına rağmen, müvekkillerinin miras hukukundan/zilyetliğinden kaynaklı haklarını gözardı ederek davaya konu yerlerin davalılar adına satışını yapmasında kusurlu olduğunu, İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescili talebinin reddine dair kararını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminata dair taleplerinin kabulüne karar verilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun gereğince davalılar gerçek kişi şahıslar adına yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptali ve tazminat istenilip istenilmeyeceğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşlarından alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.