MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/241 E., 2025/253 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/34 E., 2024/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ......... ilçesi ....... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 19... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... ve ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi .... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun'un ek-5. ve geçici 8. maddeleri gereğince yapılan tespit sırasında, 1 19... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında kültür arazisi olarak orman sınırları dışında kaldığı, jeodezi ve fotoğrametri ve orman bilirkişisinin ortak raporunda taşınmazın tamamının en eski 1954 tarihli hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı, orman sayılan yerlerden olmadığı belirtilmekle, raporda (A) ve (C) harfiyle gösterilen kısım yönünden ziraat bilirkişisi raporuna göre, aktif tarım arazisi olduğu, imar-ihyasının 40-50 yıl önce tamamlanarak halihazırda tarla olarak kullanıldığı, son birkaç senedir kullanılmasa da bu durumun zilyetliğin kesildiği anlamına gelmediği, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanlarıyla, malik sıfatıyla zilyetliğin 20 yılın üzerinde olduğu, davalılar adına (A) ve (C) harfiyle gösterilen kısım yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki şartların oluştuğu, jeodezi ve fotoğrametri ve orman bilirkişisinin ortak raporunda (B) harfiyle gösterilen kısma yönelik ziraat bilirkişisi raporuna göre; hava fotoğraflarının incelenmesi ile bu kısmın hiçbir zaman tarımsal üretim yapmak amacı ile kullanılmadığı, taşınmazın ham toprak vasfında olduğu, Jeoloji bilirkişisi raporunda (D) harfiyle gösterilen kısmın ise dere yatağı olarak belirtildiği, bu durumda davalılar lehine bilirkişi raporlarında (B) ve (D) harfiyle gösterilen kısımlar yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki olumlu şartların oluşmadığı..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfiyle gösterilen 2.563,19 m²lik kısmı ve (C) harfiyle gösterilen 3519,23 m²lik kısmının tespit gibi tesciline, (B) harfiyle gösterilen 3.758,04 m²lik kısmının ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (D) harfiyle gösterilen 1.916,66 m²lik kısmının dere yatağı vasfı ile tespit dışı alan olarak bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu taşınmazın istinafa konu bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda, dava konusu taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle davalılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği..." gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda davalıların zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalılar lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı adına yapılan tespitin iptaline, dava konusu taşınmazın 25.07.2024 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterdikleri 2.563,19 m²lik kısmı ve (C) harfi ile gösterdikleri 3.519,23 m²lik kısmın tespit gibi tesciline, (B) harfi ile gösterdikleri 3.758,04 m² yüzölçümlü kısmın ham toprak vasfı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek sureti ile davacı Hazine adına tesciline, (D) harfi ile gösterdikleri 1.916,66 m² yüzölçümlü kısmın dere yatağı vasfı ile tespit dışı alan olarak bırakılmasına karar verilmesi doğru ise de, hükme esas kroki incelendiğinde (B) harfi ile gösterilen kısmın taşınmazdan ifrazı neticesinde taşınmazın iki ayrı ve bağımsız parçaya ayrıldığı, (A) ve (C) harfli kısımlar arasındaki irtibatın kesildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda krokide (A) harfi ile gösterilen 2.563,19 m²lik kısım yönünden aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davalılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde kararda bu hususun gözardı edilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kamu düzeni gereğince kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1-a) numaralı bendinde yer alan "....krokide A ile gösterdikleri 2563,19 m² yüzölçümlü kısım" ibaresinden sonra gelmek üzere "aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davalılar adına hisseleri oranında tapuya tesciline" cümlesinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.