MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/175 E., 2024/531 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2006/728 E., 2021/8 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesi ve duruşma isteminin kabulüne, 31.03.2026 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden gelmedi, karşı taraftan davacı Hazine vekili Avukat Cevahir Leyla Sipahi geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ......... ili ........ ilçesi ........... köyü çalışma alanında bulunan 1 05... ve 71 parsel sayılı sırasıyla 74.257, 46... .722,99 m² yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1 05... parsel sayılı taşınmaz ... ve arkadaşlarına adlarına 1 05... parsel sayılı taşınmaz ... ve arkadaşları adlarına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların meradan açılan yer olup Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasına dayanarak taşınmazların kadastro tespitlerinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmalarını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmayıp duruşmada dinlenen davalı ... ve arkadaşları; vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazların bitki örtüsü itibarıyla komşusu olan 1 05... parsel sayılı kesinleşmiş mera parseli ile benzerlik gösterdiklerinin, geven bitkisiyle kaplı olduklarının ve komşu mera parselinden ayırıcı doğal ya da yapay bir sınırın bulunmadığının gözlemlendiği, 23.12.2020 havale tarihli ziraat mühendisleri tarafından düzenlenen raporda ise dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ve zilyetlikle kazanılamayan mera vasıflı arazilerden olduğunun belirtildiği, icra edilen keşifte mahalli bilirkişiler ve davalı tanığının beyanlarında dava konusu parsellerin yazın çadır kurmak ve hayvan otlatmak suretiyle kullanıldığını beyan etmeleri hususları dikkate alındığında dava konusu taşınmazların mera vasfında olduklarının anlaşıldığı, Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında hayvan otlatmak ve ot biçmek şeklindeki zilyetliğin ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak da değerlendirilemeyeceği, zilyetlikle iktisap için yeterli olmadığı, davalılar lehine kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğini şartlarının oluşmadığı, kaldı ki dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan zilyetlikle iktisabı ve özel mülkiyete konu teşkil etmesi mümkün olmayan mera niteliğinde arazisi olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 05... ve 71 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına yapılan kadastro tespitlerinin iptaline, dava konusu taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına ve mera niteliği ile özel siciline tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu yerlerin irsen intikal ettiğini, önceleri buğday ekilen dava konusu yerlerin daha sonra hayvan otlatmak ve yayla olarak kullanıldığını, o bölgede terör olaylarının yoğunlaşması nedeniyle can güvenliği olmayan müvekkillerinin o tarihten bu yana kullanamadıklarını, mahalli bilirkişi beyanlarının da müvekkillerini teyit ettiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların niteliğinin belirlenmesi, bu belirlemeye göre de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na göre zilyetlikle edinilebilecek taşınmaz niteliğinde iseler davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazineye verilmesine,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... ve arkadaşlarına iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.