MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/276 E., 2024/489 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve duruşma isteminin kabulüne, 31.03.2026 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ...... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat ...... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ..... ili ..... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 253 61... parsel sayılı 5195 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4.257,41 m² alanın 2000 yılından beri ...'in kullanımında olduğu " şerhi yazılmak suretiyle arsa vasfıyla, Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ..... ili ..... ilçesi .... Mahallesi 253 61... parselde kayıtlı bulunan ve orman dışına çıkartılan taşınmazın kadastro tespitinde .... adına tespit edildiğini, .... bu hakkını .... 16. Noterliğinin 07.07.2014 tarihli ... yevmiye numaralı muvafakatnamesiyle davalı ...'a devrettiğini, bu kişinin de hakkını ..... 6. Noterliğinin 22.05.2015 tarihli ... yevmiye numaralı muvafakatnamesiyle müvekkili olan davacıya devrettiğini, davacının bu muvafakatnameye dayanarak Milli Emlak Müdürlüğüne satın alma talebinde bulunduğunu ancak ....... mirasçıları tarafından davalı ... ve davalı ...... adlı kişilere de muvafakatname verildiğinden satış yapılmayarak mahkemeye başvurmalarının gerektiğinin söylendiğini ileri sürerek, taşınmazın hak sahipliği ve zilyetliğinin davacı adına olduğunun tespitine ve tapu kütüğüne şerhine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bölgede yapılan 2/B çalışmalarının 07.04.2015 tarihinde askı ilanına çıktığını ve 07.05.2015 tarihinde kesinleştiğini, ... ve ...'nın satın alma başvurularında bulunduklarını, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereğince satış işleminin yapılamadığını, Hazinenin yasal hasım statüsünde olduğunu, zilyetlik tespiti davalarında davalı idarenin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ve dava açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ........... vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından davacıya yapılan devir sözleşmesi gereğince devir bedelinin sadece kaporasının ödendiğini, davacının geriye kalan devir bedelini ödemediğini, sözleşmeye göre tapu işlemleri bittiğinde bakiye bedelin ...'a ödeneceğini, taşınmazın zilyetliğinin davacıya teslim edildiğini, durum bu iken ... mirasçılarının davalı ... ........ ve .......... adlı kişilere muvafakatname vererek işlem yapmasının hukuki bir anlamı olmadığını, maliki ve zilyedi olmadıkları bir taşınmazı devretmiş olmalarının mirasçılar ile alıcılar arasındaki bir sorun olduğunu, haricen yaptıkları araştırmada bu kişilerin hiç tanımadıkları, bu taşınmaza zilyet olmadıklarını ve evrak üzerinde zilyet gibi gözükerek mirasçılarla danışıklı işlem içerisinde olduklarını ve para almak için haricen böyle bir sözleşme yapıp müracaat ederek kargaşa çıkararak davacıdan para talebinde bulunduklarını öğrendiklerini, taşınmazın zilyetliğinin davalı müvekkili tarafından davacıya teslim edildiğinin ve zilyetliğin de davacıya ait olduğunun kabullerinde olduğunu savunarak, davanın davalı yönünden husumetten reddine ve diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazla müvekkiliyle bir ilgisinin olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 253 61... parsel sayılı 4257,41 m²lik taşınmazı noter aracılığıyla satın aldığını, ...'in hesabına 100.000,00 TL gönderdiğini, sözleşme tarihleri ile dekont tarihinin aynı olduğunu, kadastro çalışmasının 07.05.2015 tarihinde kesinleşmiş iken 07.07.2014 gününde ...'in zilyetliği tespit edilmemiş taşınmazı devretmiş olmasının usul ve esaslara aykırı olduğunu, .......... hileyle ... isimli kişiden satın aldığını, ........ ile davacının işbirliği içinde hareket ettiklerini, yakın ilişki ve işlemin örtülü olarak kötüniyetle yapıldığının tanık beyanlarıyla ispat edilebileceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2020/219 Esas, 2021/746 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 25361 ada, 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında ... tarafından ...'a verilen ....... 16. Noterliğinin 07.07.2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı muvafakatnamesinin ve ... tarafından ...'e verilen ... 16. Noterliğinin 22.05.2015 tarihli ... yevmiye sayılı muvafakatnamesinin geçerli olduğuna, taşınmazda 6292 sayılı Kanun kapsamında hak sahibinin davacı ... olduğunun tespitine, davalılar ..., ... ve Hazine aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli kararına karşı davalı ........ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Sabiha Yayla vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli kararının davalı Sabiha Yayla vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.02.2024 tarihli ve 2023/3327 Esas, 2024/960 Karar sayılı ilamıyla; "6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, hak sahiplerinin kim olduğu, başvuru usulü ve doğrudan satış hükme bağlandığı, ilgili maddenin ikinci fıkrasında, "2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31.12.2011 tarihinden önce kullanıcısı ve / veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır." hükmüne yer verildiği, onuncu fıkrada da " Hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde ise akdî halefiyet hükümleri geçerlidir. " şeklinde düzenleme yapıldığı, açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı tarafça, kadastro tespitinde kullanıcı olarak belirlenen ...'den alınan noter muvafakatnamesine istinaden akdi halef olarak hak sahipliğinin tespiti istendiği, dava konusu taşınmazda şerh sahibi olan ..., taşınmazdaki 6292 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarını 07.07.2014 tarihinde ...'a devrettiği, bu kişi de 22.05.2015 tarihinde taşınmazdaki 6292 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarını noter muvafakatnamesiyle davacı ... ........ devrettiği, 6292 sayılı Kanun'un ilgili maddesi uyarınca akdi halef olabilmek için, "hak sahibi" kişiden muvafakatname alınmış olması gerekmekte olup, anılan Kanun maddesine göre "hak sahibi" kişi ise, yasada belirtilen şekilde kullanıcı olarak tespit edilen kişi olduğu, somut olayda, ... kadastro tespit tarih olan 17.11.2014 tarihinde hak sahibi olduğu, davacının dayanak olarak sunduğu ...'den alınan (taşınmazdaki 6292 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarının davalı ...'a devredildiğine ilişkin) noter muvafakatnamesi bu tarihten önce 07.07.2014 tarihinden düzenlendiği, muvafakatnamenin düzenlendiği tarihte ... yasanın aradığı anlamda hak sahibi olmadığı, bu durum karşısında, davacı ... Şahin'in 22.05.2015 tarihinde hak sahibi olan kişiden muvafakatname almadığının diğer bir ifadeyle akdi halef ve hak sahibi olmadığının kabulü gerektiği, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazda şerh sahibi olan ...'in bu hakkını 17.11.2014 tarihinde kazandığı, ancak muvafakatname tarihinin 07.07.2014 olduğu bu anlamda muvafakat tarihinde ...'in yasal hak sahibi olmadığı, bu nedenle henüz hak sahibi olmadan verilen muvafakatnamenin sahibine hak sağlamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ...'in davaya konu taşınmazı 2000 yılında edindiğini, dolayısıyla 6292 sayılı Kanun uyarınca 31.12.2011 tarihinden önce hak sahibi olduğu, ayrıca bu Kanun ile hak sahipliğinin devri noterde düzenlenecek muvafakatname ile mümkün hale getirilmiş olup, bu kanun kapsamındaki taşınmazlar yönünden hak sahibi, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde hak sahibi olarak gösterilen kişiler ve mirasçıları ile bu kişilerden taşınmazı noterde düzenlenmiş muvafakatname ile bu hakkı devralan kişiler olduğu, dolayısıyla 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. madde çalışmasının yapılarak kesinleşmesinden sonraki aşamada, 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılacak devirlerde hak sahibi sıfatını kazanabilmek için kullanım hakkının devrini amaçlayan bu belgeler, hukuken zilyetlik belgesi niteliğinde olmakla birlikte, taşınmazın satışı için idareye yapılacak başvuru ve doğrudan satın alma hakkının devri niteliğinde belgeler olduğunu, bu doğrultuda, davaya konu taşınmaz (krokide (A) harfi ile gösterilen 4.257,41 m²lik kısım) 2000 yılından beri .......... oğlu ...'in kullanımında olduğu, adına kesinleşmiş kullanıcı şerhi bulunan ... tarafından dava konusu taşınmazdaki 6292 sayılı Kanun'dan kaynaklanan hakların ....... 16. Noterliğinin 07.07.2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı muvafakatnamesi ile davalı ...'a devrettiği, ...'ın ise bu taşınmazdaki hakkını daha sonra ... 6. Noterliğinin 22.05.2015 tarihli ... yevmiye sayılı muvafakatnamesi ile davacıya devrettiğini, dolayısıyla somut olaya bakıldığında, ...'in hak sahipliği, kadastro tespit tarihi olan 17.11.2014 tarihinde olmayıp, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği gibi 31.12.2011 tarihinden önce kullanıcısı olduğu, (2000 yılından beri ... davaya konu taşınmazın kullanım hakkına sahiptir) ve bu kullanım hakkı uyarınca noterde hak sahibi olduğu taşınmazı muvafakatname ile ...'a devrettiği, yine ...'ın da noter muvafakatnamesi ile söz konusu kullanım hakkını vekil eden davacı ... ......... devrettiği, davacının söz konusu taşınmaza 22.05.2015 tarihinde hak sahibi olduğu, yani davacının akdi halef olduğunun kabulü gerekeceğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımlara ilişkin olarak bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışarısına çıkarılan ve 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca yapılarak kesinleşen fiili kullanım kadastrosu sonucunda kullanıcı tespiti yapılan taşınmaz hakkında muvafakatnameye dayalı olarak 6292 sayılı Kanun uyarınca davacının hak sahibi olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.