MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/238 E., 2024/1766 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/362 E., 2022/237 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili ve ihbar olunan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ........... ili ........ ilçesi ........... köyü çalışma alanında bulunan 1081 parsel sayılı 5.274,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "Krokide (A) harfi ile gösterilen su basman .... oğlu .......... aittir." şerhi yazılarak irsen intikal, taksim, harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle...................adına tespit edildikten sonra, Hazinenin tespite itirazı üzerine hükmen Hazine adına tescil edilmiş, bilahare yapılan imar uygulaması ile taşınmazın bir bölümü ......... ili ......... ilçesi ........... Mahallesi 250 71... parsel sayılı taşınmaza dağıtım görmüş ve tapu kaydına "1081 parselden (A) harfi ile gösterilen su basmanı ............ oğlu .................aittir." şerhi yazılmıştır.
2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri olan davacıların ........... ili .......... ilçesi ............ Mahallesi 250 71... parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduklarını, taşınmaza ilişkin olarak imar uygulamasından önce .......... köyü 1081 parsel hakkında yapılan kadastro tespitine karşı açılan Hazinenin de taraf olduğu davada Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/340 Esas, 1994/1862 Karar sayılı kararı ile taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içinde olduğu, 1976 yılında yapılan 2/B madde uygulama ve aplikasyon çalışmaları sonucunda orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, davacıların taşınmazdaki Hazine hissesini 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun hükümlerine göre doğrudan satın almak istediklerini, ancak Hazine hissesi üzerinde 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi belirtmesi olmadığı için Kadastro Müdürlüğünün bu yerlerde kullanıcı tespiti, Defterdarlığın da satış işlemi yapmadığını, Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/197 Esas, 2020/592 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın 580,00 m²lik kısmının 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında olduğuna dair karar verildiğini ve kararın henüz kesinleşmediğini, iş bu dava ile Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ile karar verilen kısım haricinde kalan Hazine hissesi yönünden talepte bulunduklarını ileri sürerek, taşınmazda bulunan Hazine hissesinin 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın Orman İdaresine ihbar edilmesi gerektiğini, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olmadığını, yine 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde ya da 33 02... sayılı Kanunlarla değişik 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığını ve Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne, .......... ili ........... ilçesi ........... Mahallesi 250 71... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespiti ile bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve ihbar olunan ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacı tarafından dava konusu taşınmazın tamamı hakkında değil, dava dışı .............. tarafından açılan dava sonucunda Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2020 tarihli ve 2019/197 Esas, 2020/592 Karar sayılı kararıyla taşınmazın 580.00 m²lik kısmının 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında olduğuna karar verildiği belirtilerek, 580.00 m²lik yer dışında kalan kısmının 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında olduğunun tespitine ve bu kısım üzerine şerh konulmasına karar verilmesinin istenildiği, ancak söz konusu davada verilen kararın istinaf incelemesinin Dairece yapıldığı ve Dairenin 28.06.2021 tarihli ve 2021/164 Esas, 2021/720 Karar sayılı kararıyla "davacı vekilinin talebi gibi Hazine hissesi üzerine 2/B şerhi verilmesi gerektiği halde davacının gösterdiği alana şerh verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle “Davanın kabulüne, .......... ili .......... ilçesi ......... Mahallesi 250 71... parsel sayılı taşınmazın Hazine hissesine isabet eden kısmının 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine, bu hususun tapuya şerh düşülmesine,” şeklinde yeniden hüküm kurulduğu, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına karşı verilen direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozulması üzerine Dairenin 19.03.2024 tarihli ve 2024/56 Esas, 2024/413 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği ve dosyanın temyiz incelemesi nedeniyle halen Yargıtayda olup henüz kesinleşmediği, dolayısıyla eldeki davanın konusu olan taşınmazın 580.00 m²lik kısmına yukarıda açıklanan davada 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi konulduğu iddiasıyla bu kısım dışında kalan Hazine hissesi yönünden 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi verilmesi istenilmekteyse de söz konusu diğer davada dava konusu taşınmazın 580.00 m²lik kısmı üzerine konulmuş bir 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi değil, Hazine hissesi üzerine konulmuş 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi söz konusu olduğundan ve taşınmazın kalan kısmının da zaten eldeki dosyanın davacıları adına tapuda kayıtlı bulunduğundan ve davacı tarafın kendileri adına tapuda kayıtlı pay üzerine 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi verilmesini istemekte hukuki yararlarının bulunmadığı, yalnızca diğer davada olduğu gibi kalan Hazine hissesi yönünden şerh konulması istemiyle dava açabilecekleri ve bu konuda açılmış diğer davada son olarak Dairece verilen davanın reddi kararının ise henüz kesinleşmediği anlaşılmaktaysa da söz konusu davanın sonucunun beklenmesinin eldeki davanın sonucuna bir katkıda bulunmayacağı sonucuna varıldığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince önceki tarihli içtihatlar uyarınca davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sonrasında Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin aynı yerde bulunan aynı durumdaki taşınmazlar hakkında aynı istemle açılan davalar sonucunda "Dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ............. Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce dava konusu taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiğinin anlaşıldığı; Açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi kesin hükümle bağlılığın, kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmediği, hal böyle olunca davanın, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken" gerekçesiyle bölgeye ilişkin aynı nitelikteki ilamlarında davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin içtihat edildiği, her ne kadar Dairece bu nitelikteki dosyalara ilişkin direnme kararları verilmiş ise de, direnme kararlarının da Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulduğu, bu itibarla içtihatla açıklanan bölgenin hukuki durumuna göre, davaya konu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman olduğu ve halen bu niteliğini koruduğu, hükmen tescile ilişkin mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı, Hukuk Genel Kurulu'nun ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle kararı istinaf yetkisi bulunmayan ihbar olunan ... vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kesinleşmiş mahkeme kararına göre dava konusu taşınmazın 2/B arazisi olduğunu, aksi düşüncenin kesin hüküm kuralı ile bağdaşmayacağını, aynı mahiyetteki dosyalarda hükmen tescil kararlarının kesin hüküm olarak kabul edildiğini ve davanın kabulüne dair kararların Yargıtay incelemesinde onanarak kesinleştiğini, hükmen tescil kararının eldeki dava için kesin hüküm olarak kabul edilmemesinin Anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yerel bilirkişi ile tanık beyanları ve bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın uzun süredir davacılar tarafından kullanıldığının belirlendiğini, davacıların hukuki yararları bulunduğunu, Anayasa Mahkemesi ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği gibi Mahkeme kararlarının gerekçe ve hüküm kısımlarının bir bütün olduğunu, başta tüm yargı mercileri olmak üzere tüm kişi ve kuruluşları bağlayıcı nitelikte bulunduğunu, kesin hükmün kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ve ayrıca hükmedilen vekalet ücretinin çok yüksek olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. İhbar olunan ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine ilişkin verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın ilk tahditten beri orman olduğunu, orman olan yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ve dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, taşınmazın beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi konulması istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı ve bu doğrultuda tapunun beyanlar hanesine anılan Kanun' un 2/B maddesi şerhi verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekili ve ihbar olunan ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılar ... ve arkadaşlarından alınmasına,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.