MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/72 E., 2025/143 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 1985 parsel sayılı 7.200,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, 1 54... parsel numarasıyla 6.828,47 m² yüzölçümlü olarak ve tapuda davalı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 1984 parsel sayılı 3.450,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, 1 54... parsel numarasıyla 3.624,57 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava konusu eski 1985 parsel yeni 1 54... parselin tamamının maliki olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22/a uyarınca yapılan tespit sırasında ölçü ve hesap hatası yapılarak taşınmazın yüzölçümünde 371,53 m² azalma olduğunu, müvekkilinin taşınmazına komşu olan 10 parsel sayılı taşınmazda 174,57 m² artış olduğunu, dava konusu müvekkilinin taşınmazların sınırlarının sabit olduğunu ve yıllardır bu şekilde kullanıldığını belirterek, 1 54... parselden davalılara ait 10 parsele geçen kısmın iptal edilmesi ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin çelişkili olduğunu, talebin mülkiyete yönelik olması halinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, 22/a çalışmasına itiraz ise davanın görev yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak Ula Gezici Kadastro Mahkemesinin 14.12.1956 tarihli ve 1955/34 Esas, 1956/34 Karar sayılı dosyası ile mülkiyet ve taşınmaz sınırının kesin hüküm ile belirlendiğini, bunun dışında Halil İbrahim Kanlıyer tarafından açılan ve davaya konu taşınmazında içinde olduğu dava bulunduğunu ve dosya numarasının daha sonra bildirileceğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/55 Esas, 2020/70 Karar sayılı kararı ile "Mahallinde taraf tanıkları ve bilirkişiler ile birlikte keşif yapılmış, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında, her iki taşınmazın ortak sınırının neresi olduğuna yönelik beyanları değerlendirilmiş, mahalli bilirkişi beyanlarında, önceden taşınmazdaki zemindeki kuzey güney istikametinde her iki taşınmaz arasında ağaçlar ve harım denilen sınır olduğu, daha sonra sınırın kaybolduğu, traktör tarafından sınırın yok edildiği, tespit bilirkişiler de aynı şekilde taşınmazdaki tümsekleri ve ortak sınırları olarak sınır belirlediklerini, davacı tanıkları yine taşınmazlardaki ortak sınırları gösterdikleri, yine davalı tanıklarının da her iki taşınmazın sınırının ağaçlar olduğu, sınırdaki ağaçları takiben kuzey güney sınırının belirlendiğini belirtmişlerdir. Keşif mahallinde yapılan gözlemde; asıl sorunun taşınmazların kuzey ucundaki ortak sınır olup, kuzey güney istikametinde ağaçların sabit olduğu, eski malikin göstermesi ile kuzey ucunda böğürtlen bulunduğu, sonra bunun kesildiği, 22/a işleminden sonra taşınmaza direkler dikildiği belirtilmiştir. Bilirkişilerce taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince taşınmazların mülkiyet değişikliği yapılmaksızın teknik hatalar giderilerek, yüzölçümlerin belirlenmesi yönünde Kadastro Mahkemesince belirlenen sınırlar teknoloji farklılığı, ölçek ve koordinatlar çakıştırılarak eski tarihli hava ve uydu fotoğrafları değerlendirilerek yapılan incelemede, ada bazında ada raporu, eski parseller, itiraz konusu birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait 1 54... no.lu parselin 152,20 m²sinin davalılara ait 10 no.lu parsele ilave edildiği, davacıya ait eski parselin 7200 m², davalılara ait parselin ise 3450 m² olarak belirlendiği, ancak 22/a çalışmalarında davacıya ait taşınmazın 371,53 m² azalıp davalılara ait taşınmazın ise 174,57 m² artış olduğu belirtilmiştir, Bilirkişilerce taşınmazlardaki ortak sınırı ve geçerli sınırı belirtilerek, 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince, komşu parseller, tesis kadastrosu, fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde, yukarıda belirtildiği üzere davacıya ait taşınmazın 152,20 m²sinin davalıların 10 no.lu parsele ilave edildiği, bu durum çıkartıldığında 1 54... no.lu parselin yüzölçümünün 6.980,67 m², 10 no.lu parselin yüzölçümü ise 3.472,37 m² olduğu belirtilmekle, bu miktarlar üzerinden yüzölçüm kabul edilerek 10 no.lu parseldeki (A) harfi ile gösterilen 152,20 m²lik kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davacının fazlaya yönelik yüzölçüm talebinin reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 11.12.2019 havale tarihli raporda 1 54... no.lu parseldeki (A) harfi ile gösterilen 152,22 m²lik kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın parselden ifraz edilerek 1 54... numaralı parsele tevhid edilerek davacı adına tapuya tesciline, 1 54... numaralı parselin yüzölçümünün 6.980,67 m² ve 1 54... numaralı parselin ise 3.472,37 m² olarak tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli kararına karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli 2022/500 Esas, 2022/428 Karar sayılı kararı ile "tüm dosya kapsamına göre; 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraz talepli davanın yapılan yargılaması sonunda; dava konusu taşınmazlarda yapılan uygulama kadastrosunun tesis kadastrosu ve hükmen ifraz sınırlarından farklı ve hatalı yapıldığını belirten ve hatanın giderilmesini gösteren, teknik ve bilimsel verilen içeren, denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporu dayanak alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olduğu" gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararının davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.10.2023 tarihli ve 2022/4712 Esas, 2023/4992 Karar sayılı ilamıyla "hükmen tescil suretiyle oluşan dava konusu parsellerin ifraz krokileri, ifraz tarihine en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişiden, ifraz sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, ifraz sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını kök parselle ifrazen oluşan parsellerin yüzölçümü toplamı arasındaki farkın nedenini açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bozma doğrultusunda tesis kadastrosuna en yakın hava fotoğrafları getirtilmiş, .... Mahallesi 48 no.lu parselin ... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1955/34 Esas, 1956/980 Karar sayılı ilamı getirtilerek taşınmazın ifraz krokileri tesciline ilişkin belgeler getirtilerek mahallinde bozma doğrultusunda yeniden keşif yapılmıştır. Bilirkişilerce yapılan değerlendirmede parseller arasında sabit sınır belirleyici yol, dere gibi ayırıcı unsurların olmadığı, her iki parselin tek bir parselden ifraz olduğu, hava fotoğraflarında da doğal olmayan sınır görüntülerinin bulunduğu, tarımsal kullanımdan kaynaklı oluştuğu, kaymaların toprak işleme sırasında gözle yapılmasından kaynaklı olduğu, yapılan sınırlandırmanın genelge hükümlerine uygun olduğu, yapılan düzenlemenin mahkeme kararının hükmen ifrazında belirlenen sınırlara uygun olarak düzenlendiği, önceki bilirkişi raporlarındaki hatalı olarak yenileme kadastrosunun yapıldığı belirtilmiş ise de hükmen ifraza ilişkin sınırların hatalı olarak bilirkişilerce uygulandığı, güncelleme kadastrosu ile yapılan sınırlandırmanın hükmen ifraza ilişkin sınırla uyumlu olduğu belirtilmiştir. Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yapılan uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesindeki yönetmelik ve genelgelere uygun olduğu, her ne kadar önceki bilirkişi raporunda 1 54... no.lu parselin davaya konu edilen 1 14... numaralı parselin batı sınırında 150,20 m²lik kısmın davacıya ait olduğu belirtilmiş ise de hükmen ifraza ilişkin sınırların hatalı olarak uygulanmış olduğu, bu hatanın ise güncelleme kadastrosunda düzeltildiği belirtilmiştir. Taşınmazların sınırının mahkeme kararı ve hükmen ifraz sonucu oluştuğu anlaşılmakla uygulama kadastrosunda bu sınırlara itibar edilerek düzenleme yapılacağı, yapılan yenileme kadastrosunun yukarıda belirtildiği gibi mahkeme ilamına uygun olarak belirlendiği, önceki hava fotoğraflarında ve sonraki hava fotoğraflarında taşınmazlar arasında belirgin bir sınır bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının maliki olduğu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan tespit sırasında ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar sebebiyle ölçü ve hesap hatası yapılması sebebiyle 371,53 m² azaldığını, davacının taşınmazının bitişiğinde bulunan davalılara ait 10 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 174,57 m² arttığını, taşınmazların sabit sınırı bulunduğunu ve bu sınıra göre kullanıldığını, davacının 2000 yılından itibaren dava konusu taşınmazı kullandığını, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda her ne kadar sabit sınıra emare olabilecek herhangi bir şeye rastlanılmadığı belirtilmiş ise de raporun 17. sayfasındaki uydu görüntüsünde sınır niteliğinde 2 büyük ağaç olduğunun görüldüğünü, bu iki ağacın yıllardır her iki taraf için de sınır kabul edilmişken bilirkişilerce sınıra emare olabilecek herhangi bir şeye rastlanmadığı tespitinin hatalı olduğunu, taşınmazlar arasındaki 50 yıllık armut ağaçlarının sınır kabul edilmekte olduğunu, tarafların taşınmazlarını bu sınıra göre kullanıyor olduklarını ancak sınırların davacı aleyhine değiştirildiğini, ikinci kez yapılan keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanlarına başvurulmadığını bu hali ile de eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.