MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2119 E., 2025/32 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/382 E., 2024/22 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında, .... ili .... ilçesi ...... köyü 1 72... parsel sayılı 201.363,80 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 08.12.1997 tarihinde ve edinme sebebi bölümünde hiçbir kimsenin mülkiyet ve tasarrufunda bulunmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; bilahare....... tarafından Hazineye karşı açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda ... Kadastro Mahkemesinin 16.11.1999 tarihli ve 1998/35 Esas, 1999/30 Karar sayılı kararıyla davanın feragat nedeniyle reddine ve 1 72... parselin ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmiş ve taşınmaz hükmen 03.04.2001 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
2. Kadastro sırasında, ...... ili .... ilçesi ..... Mahallesi 1538 parsel sayılı 5.700 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 05.08.1963 tarihinde ve edinme sebebi bölümünde köye ait mera olup 5-6 yıl önce ... ... tarafından tarla haline getirilip halen zilyet bulunduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiş; bilahare, ... ... tarafından Hazineye karşı açılan tespite itiraz davası sonucunda Gölhisar Tapulama Mahkemesinin 19.09.1979 tarihli ve 1979/10 Esas, 1979/88 Karar sayılı kararıyla ve davacının davasından feragat ettiği gerekçesiyle 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 74/1. maddesi gereğince tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; karar taraflarca temyiz edilmediğinden 23.02.1986 tarihinde kesinleşmiş ve taşınmaz hükmen 12.03.1986 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmaz 1995 tarihinde ise Hazine tarafından dava dışı ........ satılmış ve bu kişi tarafından da aynı yıl davalı ...'a satılarak 07.12.1995 tarihinde davalı adına tapuya tescil edilmiş; 2021 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışması sonucunda 7 89... parsel sayısıyla ve 5.777,83 m² yüzölçümüyle tapuya tescil edilmiş ve tapu kaydının beyanlar hanesine “Bu parsel ... köyü 1 72... parsel ile mükerrerdir” şerhi konulmuş ve tespit askı ilanı sonucunda 02.11.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Hazine adına 1 72... parsel sayılı taşınmaz ile 1538 parsel sayılı taşınmazın zeminde çakıştığı iddiasına dayanarak, çakışan bölümlerin davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazinenin tapu kaydının aynen kalmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisine ait 1538 parsel sayılı taşınmazı dava dışı .............dan satın aldığını ve ................'un ise Hazineden satın aldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dava konusu 7 89... parsel ile 1 72... parsel sayılı taşınmazlarda bilirkişi raporunda "A" harfi ile gösterilen 4.167,96 metrekarelik alanda mükerrerliğin mevcut olduğu, mükerrerliğin taşınmazların sınırlarının irtibatlandırılmamasından kaynaklandığı, davalının maliki olduğu 7 89... parsel sayılı taşınmazın Gölhisar Tapulama Mahkemesi 1979/10 Esas, 1979/88 Karar sayılı kararıyla 12.03.1980 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edildiği ve davalı tarafından 07.12.1995 tarihinde edinildiği, davacının maliki olduğu 1 72... parsel sayılı taşınmazın ... Kadastro Mahkemesinin 1998/35 Esas, 1999/30 Karar sayılı kararıyla 03.04.2001 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edildiği ve davalı parselin kaydının daha eski tarihli olduğu dolayısıyla Kadastro Kanunu 22. maddesi uyarınca davacı parselinin kadastrosunun hükümsüz sayılması gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonrasında sunulan 03.07.2023 tarihli fen bilirkişisi raporunda, her iki parselin mükerrer olan kısmının (A) harfiyle gösterilen 4167,96 m²lik kısım olduğu belirlenmiş; sunulan ek raporda ise dava konusu mükerrerliğin, ... köyünde 1998 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu çalışmasında ... köyü 1 72... numaralı parsel sınırlarının, 1964 yılında ... ilçe merkezinde yapılan ilk tesis kadastrosunda oluşan 7 89... (eski 1538) parselin irtibatlandırılmamasından oluştuğu; ... köyü 1 72... parsel hükmen Mahkeme kararıyla tapuya tescil edilmiş ise de ...'de 1998 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu çalışmaları sırasında oluştuğu, davaya konu ........... Mahallesi 7 89... (eski 1538) parselin 1964 tarihinde yapılan ilk tesis kadastrosunda oluştuğu; mükerrer kadastroda kadastro tespitine ilişkin tutanağın tanzim tarihine göre, tarihi daha önce olan kayıtların ilk kadastro olarak kabulü gerekir ilkesi gereğince, krokide (A) ile gösterdiği 4167,96 metrekarelik kısmın halen davacı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan ... köyü 1 72... parselin tapu alanından iptal edilmesinin gerektiği belirtilmiş olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda da "davalı parselin kaydının daha eski tarihli olduğu, dolayısıyla Kadastro Kanunu'nun 22. maddesine davacı parselinin kadastrosunun hükümsüz sayılması gerektiği anlaşılmakla" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı adına kayıtlı 1 72... parselin, 1997 yılında yapılan tesis kadastrosunda, daha önce aynı bölgede 1963 yılında tesis kadastrosu yapılan eski 15 38... ada 5 parselin sınırları dikkate alınmadan tespitinin yapılması nedeniyle mükerrerliğin oluştuğu ve uygulama kadastrosu sırasında tespit edilen bu durumun her iki taşınmazın beyanlar hanesine şerh edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek, mükerrerlik şerhinin iptali talepli davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçeleriyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 1 72... parselin, Hazine adına Mahkeme kararı ile tescil edildiğinin dolayısıyla kesin hükme üstünlük tanınması gerektiğini ve mükerrerlik oluşturan kısmın 7 89... parsel sayılı taşınmazın tapu alanından iptal edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mükerrer kadastro tespitinin olup olmadığı ve varsa hangi tarafa ait taşınmazın kadastro tespitinin mükerrerlik oluşturduğu ve iptal edilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.