MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/13 E., 2025/7 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında, ............ ili .......... ilçesi ........... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 72... parsel sayılı 5.194,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ............... Vakfına ait 1228 tarihli vakfiye hudutnamesinin kapsamında kalmakta olup, vakıf mallarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisaplarının mümkün bulunmadığı belirtilerek, .............. Vakfı adına tespit edilmiştir.
2.Davacı ... dava dilekçesinde; .... ili ... ilçesi ............. Mahallesi 1 72... parsel sayılı taşınmazın vakıf malı olmayıp, murislerinden kendisine kaldığını ve zilyetlikle iktisaba elverişli şekilde kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Müdürlüğüne vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2018/167 Esas, 2022/91 Karar sayılı kararıyla, "dava konusu taşınmaz vakfiye hudutnamesinin kapsamında kalmakta olup, vakfın türü gözetildiğinde taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı" gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi ....................... Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 07.02.2024 tarihli ve 2024/89 Esas, 2024/582 Karar sayılı ilamıyla "hükmüne uyulan bozma ilamında, tespit maliki .......................Vakfı’nın gayri sahih vakıf olduğuna, taşınmazların vakfiye kapsamında kalmadığına ve çekişmeli taşınmazın bu vakfiye kapsamında kaldığı kabul edilse dahi, üzerinde vakfa ait cami, medrese, yapı, kalıntı bulunmayan gayri sahih nitelikteki vakıf arazilerinin devlete ait miri arazi niteliğinde olması nedeniyle vakıf kullanımında olmayan bu nitelikteki taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün bulunduğuna işaret edilerek, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gereğine değinilmiş olup, bozma ilamına uyulduğuna göre açıklanan hususlarda davacı taraf yararına usuli müktesep hak oluştuğu kuşkusuzdur. Diğer yandan, dosya kapsamı ile de çekişmeli taşınmazın vakıf malı olduğu ve davalı tarafın dayandığı vakfiyenin çekişmeli taşınmazı kapsadığı somut olarak ortaya konulamadığı gibi, taşınmazda davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği de belirlenmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne ve çekişmeli 1 72... parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "uygulanan vakıf hudut namesinin dava konusu taşınmazları kapsamadığının ve uygulanabilir olmadığının alınan mahalli bilirkişi beyanları ve fen bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, 26.05.2010 tarihli bilirkişi raporu ile vakfın gayrisahih bir vakıf olduğu, vakfa ait taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek taşınmaz statüsüne gireceği, ayrıca davalı vakfın davacının taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyet olmadığını ispat edemediği ve müteveffa davacı ... lehine 3402 sayılı Kanunun 14.maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle dava konusu taşınmazın tespitinin iptaline ve davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 29.11.2019 tarihli raporda belirtildiği üzere dava konusu taşınmazlara ait kira mukaveleleri ve şartnamelerin ... İdaresinin dava konusu taşınmazlarla olan hukuki ilişkisinin yakın bir vakte değin devam ettiğini gösterdiğini, dolayısıyla davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde malik sıfatıyla zilyet olmadığını, vakıfın gayrisahih olmadığını, 13.07.1967 tarih ve 903 sayılı Kanun'la Türk Medeni Kanunu'na eklenen 81/B maddesiyle birlikte vakıf mallarının zaman aşımıyla kazanılması imkanının kanun koyucu tarafından yürürlükten kaldırıldığını, bu nedenle vakıf mallarının zamanaşımıyla kazanılması meselesinin ancak 13.07.1967 tarihinden önceki ve gayrisahih vakıf taşınmazı kazanımları için gündeme gelebileceği, zilyetlikle iktisap için bu şartların mevcudiyeti halinde dahi davacının 1947 yılından itibaren malik sıfatıyla zilyetliğinin ispatlanmadığını beyanederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tespit maliki ..................... Zade ..............Vakfının hukuki niteliğinin ne olduğu, dayandığı vakfiye kaydı ya da hudutnamenin taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, bu kapsamda taşınmazın zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı ve taşınmaz zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden ise zilyetlikle kazanım koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
5737 sayılı ... Kanunun 77. maddesinin ikinci fıkrası (7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) uyarınca ... Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden ... Genel Müdürlüğüne iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.