MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3241 E., 2025/1175 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/260 E., 2022/149 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ..... ili ..... ilçesi ......... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 1 20... parsel sayılı 151,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işbu taşınmaz Köy Tüzel Kişiliğinin kullanımındadır, iş bu taşınmaz üzerinde 20 yıldan beri Köy Tüzel Kişiliği kullanımı bulunmaktadır" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkiline ait olması gerekirken Hazine adına tespit edildiğini ve malik sıfatıyla yıllardır müvekkilinin kullandığını belirterek, kullanım kadastrosu tespitinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, husumet, zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülemeyeceğini, zilyetlik hakkının mülkiyet sahibine karşı ileri sürülmesinin hukuk sistemi tarafından korunmayacağını, talebin mesnetsiz ve haksız olduğunu ve taşınmazın zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zilyetlik şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Söz konusu taşınmaz başında mahkemece keşif icra edildiği söz konusu taşınmazın yapılan incelenmesinde taşınmazın sınırındaki 5 parsel tarafından örülen duvar dışında herhangi bir çit veya duvar ile çevrili olmadığı orman parseli ile dava konusu parselle ayırıcı bir sınır tesisi bulunmadığı taşınmazın üzerinde herhangi bir tesis veya yapının olmadığı arazi üzerinde herhangi bir bitki varlığının bulunmadığı, bilirkişiler tarafından hazırlanan 14.12.2021 tarihli raporda açıkça arazi üzerinde yapılan tasfiyenin yapılan en fazla 1 yıllık olduğunun belirtildiği, 2017 yılından öncesinde söz konusu arazinin doğal bitki örtüsüyle kaplı olduğunun herhangi bir kullanımının tespit edilemediğinin ayrıca vurgulandığı, söz konusu tespitlerin davacı tarafın zilyetlik iddiasının aksine olduğu, dava dosyasında keşifte belirlenen mahalli bilirkişi beyanlarının genel itibariyle taşınmazın 1990 yılı ve öncesi itibariyle kullanıldığı yönünde olduğu tesis kadastrosunun yapıldığı tarihte kullanımına ilişkin net bir beyanın bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "kullanım kadastrosuna itiraz davalarında fiili kullanıcı olduğu iddiasında bulunan kişinin samimi sahiplenme arzusu ve fiili kullanımının var olup olmadığının taşınmazın niteliği ve konumuna göre her davaya özgü olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda bu çerçevede yapılan incelemede taşınmazın 09.07.2010 tarihli tesis kadastrosu sonucu orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edildiği, fiili kullanıcı olarak Köy Tüzel Kişiliğinin belirlendiği, yapılan keşifler sonucu düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere; dava konusu yerin 2017 yılı ve öncesinde doğal bitki örtüsü ile kaplı olduğunun, herhangi bir arazi kullanımı olmadığının, dolayısıyla üzerinde sürdürülen bir zilyetlik olmadığının tespit edildiğinin bildirildiği, ayrıca yine bilirkişi heyeti raporunda dava konusu parsel içerisinde; krokisinde (A) harfi ile gösterilen 73,57 metrekare kısmının şev sahasında, (B) harfi ile gösterilen 15,78 metrekare kısmının köye ait su deposunun arsasını çevreleyen beton direkli tel örgü içerisinde, (C) harfi ile gösterilen 41,82 metrekare kısmının fiili olarak yolda, (D) harfi ile gösterilen 20,47 metrekare kısmının boş arsada bulunduğu, fiili kullanıma ilişkin tespitin yapıldığı 2010 yılında taşınmazın kullanıcısının Köy Tüzel Kişiliği olduğunun tespit edildiği ve buna göre davacının tespit tarihi itibarıyla taşınmaz üzerinde herhangi bir fiili kullanımın bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu yerde yapılan köy içme suyu deposu o zamanın köy hizmetleri tarafından yapıldığını, bu yerin köy hizmetlerine verilmesine ilişkin kararın ............ Köyü Muhtarlık Karar Defterinde mevcut olduğunu, müvekkiline babasından kalan bu yerle, evlendiği ve .........../......... Mahallesinde de yaşamasının bu müvekkilinin yıllardır anılan yeri kullanageldiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, tanık beyanları ve sundukları ödeme belgeleri ile müvekkilinin yeri kullandığının izahtan vareste olduğunu, davaya konu yerin müvekkilinin sayesinde bahsedilen şekli aldığını, dava konusu yer ve diğer parseller bütün olarak muris ve mirasçıları tarafından düzenli olarak vergileri ödendiği ve borcu olmadığına dair kağıtlar ile tapu kayıtların olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.