MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/15 E., 2025/8 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ........... ili .......... ilçesi ............ Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 78... parsel sayılı 13.358,85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz .......... ................. Vakfına ait 1228 tarihli vakfiye hudutnamesinin kapsamında kalmakta olup, vakıf mallarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisaplarının mümkün bulunmadığı belirtilerek ........................................ Vakfı adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın vakıf malı olmayıp, dedesinden babasına, babasından da kendisine kaldığını ve 50-60 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ............... ................ Vakfına ait olup, vakfiye kapsamında kaldığını, vakfiye sınırlarının 1/25000 ölçekli haritada yer aldığını ve vakıf mallarının zilyetlikle iktisabı mümkün olmayıp kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinim koşulları bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2022 tarihli ve 2018/134 Esas, 2022/109 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın vakfiye hudutları kapsamında kalmakta olup, vakfın sahih vakıf olduğu ve vakfa ait yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi.................. Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... vekili ile ... ve arkadaşları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.02.2023 tarihli ve 2023/233 Esas, 2023/687 Karar sayılı ilamıyla, " önceki tarihli bozma ilamında tespit maliki .........................Vakfının gayri sahih vakıf olduğuna, taşınmazların vakfiye kapsamında kalmadığına ve çekişmeli taşınmazın bu vakfiye kapsamında kaldığı kabul edilse dahi, üzerinde vakfa ait cami, medrese, yapı, kalıntı bulunmayan gayri sahih nitelikteki vakıf arazilerinin Devlete ait miri arazi niteliğinde olması nedeniyle vakıf kullanımında olmayan bu nitelikteki taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün bulunduğuna işaret edilerek zilyetlikle iktisap koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına değinilmiş olup, bozma ilamına uyulduğuna göre açıklanan hususlarda davacı taraf yararına usuli müktesep hak oluştuğu kuşkusuzdur. Diğer yandan, dosya kapsamı ile de çekişmeli taşınmazın vakıf malı olduğu ve davalı tarafın dayandığı vakfiyenin dava konusu taşınmazı kapsadığı somut olarak ortaya konulamadığı gibi, taşınmazda davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği de belirlenmiştir. Hal böyle olunca, davanın kabulüne ve dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "uygulanan vakıf hudutnamesinin dava konusu taşınmazları kapsamadığının ve uygulanabilir olmadığının alınan mahalli bilirkişi beyanları ve fen bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, 26.05.2010 tarihli bilirkişi raporu ile vakfın gayrisahih bir vakıf olduğu, vakfa ait taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek taşınmaz statüsüne gireceği, ayrıca davalı vakfın davacının taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyet olmadığını ispat edemediği ve müteveffa davacı ... lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 29.11.2019 tarihli raporda belirtildiği üzere dava konusu taşınmaza ait kira mukaveleleri ve şartnamelerin ... İdaresinin dava konusu taşınmazlarla olan hukuki ilişkisinin yakın bir vakte değin devam ettiğini gösterdiğini, dolayısıyla davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde malik sıfatıyla zilyet olmadığını, vakıfın gayrisahih olmadığını, 13.07.1967 tarihli ve 903 sayılı Kanun'la 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na eklenen 81/B maddesiyle birlikte vakıf mallarının zamanaşımıyla kazanılması imkanının kanun koyucu tarafından yürürlükten kaldırıldığını, bu nedenle vakıf mallarının zamanaşımıyla kazanılması meselesinin ancak 13.07.1967 tarihinden önceki ve gayrisahih vakıf taşınmazı kazanımları için gündeme gelebileceği ve zilyetlikle iktisap için bu şartların mevcudiyeti halinde dahi davacının 1947 yılından itibaren malik sıfatıyla zilyetliğinin ispatlanmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tespit maliki ................... Vakfının hukuki niteliğinin ne olduğu, dayandığı vakfiye kaydı ya da hudutnamenin taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, bu kapsamda taşınmazın zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı ve taşınmaz zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden ise zilyetlikle kazanım koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca ... Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden ... Genel Müdürlüğüne iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.