MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/861 E., 2025/685 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/106 E., 2025/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava dosyasının davacısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ......... ili ......... ilçesi .......... ....... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 6 24... parsel sayılı 1.396,84 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Asıl dava dosyasının davacıları ... ve ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazda kendilerine 698,00'er m² şeklinde iki ayrı parsel olarak beyanlar hanesine kullanıcı olarak tespit edilmesi gerekirken yapılmadığını ve imar-ihyayı kendilerinin yaptığını, kazıklar ile parsellerin sınırının belli olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kullanım kadastrosu tespitinin iptali ile beyanlar hanesine adlarına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmişlerdir.
3. Birleşen dava dosyasının davacısı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaza kendisinin zilyetliğinin olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kullanım kadastrosu tespitinin iptali ile beyanlar hanesine adının tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen dava dosyasının davalısı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, öncesi orman olan yerin şahıslar adına tespit ve tescil edilemeyeceğini ve zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "davacı ...'nın, 04.04.2024 tarihli keşifteki imzalı beyanında dava konusu taşınmaza ilişkin açmış olduğu davadan feragat ettiğini beyan ettiği, birleşen dosya davacı ...'in ise birleşen 2023/145 Esas sayılı dosyanın tefrik edildiği 2022/170 Esas sayılı dosyasında icra edilen 15.05.2024 tarihli keşifte dava konusu taşınmaza ilişkin açmış olduğu davadan feragat ettiğini beyan ettiği, davacı ...'nun açmış olduğu davada, İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşif, Mahkeme gözlemi, mahalli bilirkişilerin açıklamaları, davacı tanıklarının beyanları ve uzman ziraat bilirkişi raporundaki açıklamalar ve eklerindeki fotoğraflar ile fen bilirkişi raporu ve eklerindeki uydu fotoğrafı görüntüleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının mahalli bilirkişi, hatta kendi tanıklarının beyanları ile dahi dava konusu taşınmazdaki fiili kullanımını ispatlayamadığı, bir kısım davacı tanıklarının beyanlara göre dava konusu taşınmazın son 10... yıldır ve hatta 1986 yılından sonra kullanılmadığı, fen bilirkişisinin hava fotoğrafları, ortofoto görüntüleri, memleket haritaları üzerinde yaptığı değerlendirme ve tespitler sonucunda dava konusu taşınmazın 19 81... yılarındaki hava fotoğraflarına göre açık alanda kaldığı, 2011 yılı ortofoto görüntüsünde ise sınırların kısmen belirgin olduğunun gözlemlendiği; ziraat bilirkişisinin raporunda dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede yapılan 2/B kadastrosu çalışmalarının yapıldığı tarihte ve öncesi 20... yıllık zaman zarfında taşınmaz üzerinden insan eli ve emeğinin çekilmiş ve taşınmazın kendi haline bırakılmış olduğu, 2024 yılı içerisinde taşınmaz genelinde toprak işlemesinin yapıldığını belirttiği, davacının dava konusu taşınmazdaki fiili kullanımını hem mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile hem de bilirkişi raporları ile ispat edemediği, taşınmazın uzun zamandan beri boş vaziyette ve kullanımsız bir durumda olduğu, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun herhangi bir fiili kullanımının bulunmadığı ve tespit tarihi olan 05.10.2022 tarihinden sonra (2024 yılı içerisinde) dava konusu taşınmaz genelinde toprak işlemesi yapılmış olmasının davacıya herhangi bir hak sağlamayacağı" gerekçesiyle asıl dava dosyasının davacısı ...'nun davasının esastan reddine, asıl dava dosyasının davacısı ... ve birleşen dava dosya davacısı ...'in davasının feragat nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosu tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dava dosyasının davacısı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesince yapılan keşfe katılan teknik bilirkişilerce düzenlenen raporda 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu taşınmaz üzerinde 20... yıldır insan eli ve emeğinin çekildiği, taşınmazın kendi haline bırakıldığı ve 2/B çalışmalarının yapıldığı tarihte toprak işlemeli tarımsal üretim faaliyetlerinde kullanımı içeren zilyetliğin mevcut olmadığının tespit edildiği gibi keşifte dinlenen davacı tanıklarının da taşınmazda kadastro çalışması sırasında ve öncesinde davacının kullanımının bulunmadığına ilişkin beyanları karşısında; dava konusu taşınmazda tarımsal amaçlı ve ekonomik amaca uygun kullanım olmadığı, öncelerinde kullanım olduğu kabul edilse bile davacının dava konusu taşınmazda fiili hakimiyet sağlamasına yeterli olmadığı" gerekçesiyle asıl dava dosyasının davacısı ...'nun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl dava dosyasının davacısı ... temyiz dilekçesinde; kararın kanun ve usullere açıkça aykırı olduğunu, büyük emek ve para sarfıyla imar-ihya ederek malik sıfatıyla taşınmazı kullanmaya başladığını, fasılasız, nizasız bugüne kadar zilyet olduğunu, halen de zilyet olduğunu, keşifte dinlenen mahalli ve tanık beyanlarıyla durumun sabit olduğunu, taşınmazı hiçbir zaman terk etmediğini, yeterli araştırma inceleme yapılmadığını ve delillerin toplanmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde asıl dava dosyasının davacısı ...'nun kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dava dosyasının davacısı ...'nun temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.