MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/513 E., 2025/948 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı (Ankara) Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/55 E., 2023/60 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ........ ili ......... ilçesi .......... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 3242 parsel sayılı 2.063,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 14... parsel numarasıyla ve 1.754,15 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 3236 parsel sayılı 6.500,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 14... parsel numarasıyla ve 6.281,67 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazının yüzölçümünün uygulama kadastrosu ile eksildiğini belirterek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ve komşu taşınmazlarda herhangi bir mülkiyet ve tasarruflarının olmadığını, dava konusu alanın Belediye aleyhine yüzölçüm veya ortak sınır değişikliği oluşturmadığını ve Belediyenin hasım sıfatının mevcut olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosunun usule uygun yapıldığını ve davanın süresinde açılmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iki parsel arasındaki sınırı davacı tarafından yapılan müştemilat (ahır samanlık vs) ile davacı tarafından yapılan duvarın oluşturduğunu ve en az 40 yıl önce davacı tarafından yapıldığını, fen bilirkişisi raporunda belirtilen ve davacının da talebini de aşar mahiyetteki tespit ve değerlendirmenin kabul edilemez olduğunu ve yerel bilirkişilerin taşınmaz ile ilgili somut bilgisi olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucu dava konusu taşınmazın olduğu yerde komisyon tarafından 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi hükmüne göre yapılan çalışmaların tekniğine ve mevzuat hükümlerine aykırı yapıldığı, dava konusu taşınmazın olduğu yerde yapılan tesis kadastro çalışmalarına en yakın tarihli 1951, 1955, 1981, 19 92... tarihli çekimli hava fotoğraflarına göre dava konusu parselin batı sınırının kadastro paftasına aykırı güncellendiğinin anlaşıldığı, davalı ... Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davanın ise; davacıya ait parselin yüzölçümünde meydana gelen azalmaya sebep taşınmaz malikinin belirli olması, eksilmenin hesap hatasından kaynaklanmadığı ve Kadastro Müdürlüğünün pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... Müdürlüğü aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 1 14... /2. maddesi hükümleri gereği dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalılar Hazine, ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne, dava konusu eski 32 42... ada 3 parsel sayılı taşınmaz ve eski 32 36... ada 4 parsel sayılı taşınmazların komisyonca 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi hükmüne göre yapılan güncelleme kadastro çalışmaları sonucu düzenlenen kadastro tutanaklarının iptaline, eski 32 36... ada 4 parsel sayılı taşınmazın güncelleme kadastro çalışmaları sonucu belirlenen 6.281,67 m² miktarındaki yüzölçümünden fen bilirkişilerinin 29.05.2023 tarihli raporlarında (B) harfiyle göstermiş oldukları 218,07 m² miktarındaki taşınmaz kısmının ifrazı ile parselin 6.063,60 m² yüzölçüm miktarıyla güncelleme kadastro tutanağının yenilenmesine, eski 32 42... ada 3 parsel sayılı taşınmazın güncelleme kadastro çalışmaları sonucu belirlenen 1.754,15 m² miktarındaki yüzölçümüne fen bilirkişilerinin 29.05.2023 tarihli raporlarında (A) harfiyle göstermiş oldukları 92,13 m² miktarındaki ve (B) harfiyle göstermiş oldukları 218,07 m² miktarındaki taşınmaz kısımları eklenerek parselin 2.064,35 m² yüzölçüm miktarıyla güncelleme kadastro tutanağının yenilenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile tesis kadastro tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, yapılan güncelleme kadastro çalışmaları sırasında davacıya ait parselin sınırının kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun belirlenmediği, davacının parselinde eksilmenin sebebinin parselin hududunda bulunan yol ile ve komşu parsel ile olan sınırının tapulama paftasına aykırı belirlenmesinden kaynaklandığı, krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen kısımların davacıya ait dava konusu 1 14... sayılı parsele ilave edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince tespit edilen yeni sınırın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiği, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ile ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, yolların sorumluluğunun Belediyelere ait olduğunu, bilirkişi incelemesinin eksik ve yetersiz olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; iki parsel arasındaki sınırının davacı tarafından yapılan müştemilat (ahır samanlık vs.) ile davacı tarafından yapılan duvar olduğunu, en az 40 yıl önce davacı tarafından yapıldığını, fen bilirkişisi raporunda belirtilen ve davacının da talebini de aşar mahiyetteki tespit ve değerlendirmenin kabul edilemeyeceğini, yerel bilirkişilerin taşınmaz ile ilgili somut bilgisi olmadığını ve mahallinde yeniden keşif yapılarak tanıklarının dinlenilmesi taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekilinin ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.