MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/117 E., 2025/1135 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/221 E., 2023/385 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ........ ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacıların murisi............. adına hisseli olarak kayıtlı bulunan 2 24... parsel sayılı taşınmaz, deniz sahası içinde kalması nedeniyle uygulama kadastrosuna tabi tutulmamıştır.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda davacıların murisi ............ adına hisseli olarak kayıtlı bulunan 2 24... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosuna tabi tutulmaması nedeniyle davacıların hak kaybına uğradığı iddiasına dayanarak, taşınmazın uygulama kadastrosuna tabi tutularak davacıların adlarına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 2 24... parselin yüzölçümünün tapu kaydında bulunmadığı, sınırlarının belirlenmediği, cinsinin karataş dalyanı olduğu, yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kanun'a göre hukuki olarak tescil edilmiş olup, geometrik olarak oluşturulmadığından kadastro parseli olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığının bilirkişiler tarafından tespit edildiği, Kadastro Birimince 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yenileme çalışmasında tespit dışı bırakılmasının yerinde ve hukuki olduğu, davacının dava konusu taşınmazın sınırlarını ispatlayamadığı" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda dava konusu 2 24... parsel sayılı taşınmazın Karataş Dalyanı olarak tapuya kayıtlı olduğu, Dalyan hakkının dalyan sınırları içinde balık avlama hakkı olduğu ve hak sahibine balık avlama hakkı verdiği, Dalyan hakkının müstakil ve daim hak olarak kayıt malikleri adına tescil edilmesi gerekirken ana taşınmaz olarak şahıslar adına tescil edildiği, 1931 yılında oluşturulan krokinin taşınmazın sınırlarını göstermeyip mevkiini göstermekte olduğu, taşınmazın Marmara Denizi içinde kaldığı, 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesine göre tescilinin mümkün olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tescil harici yerlerden olduğu, İlk Derece Mahkemesinin dayandığı gerekçeye göre davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçeleriyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda uzman bilirkişilerce inceleme yapılmadığını, Dalyan yerlerinin özel mülkiyete konu olabileceğini, uygulama kadastrosu ile mülkiyet hakkının değiştirilemeyeceğini, eksik inceleme nedeniyle taşınmazın yüzölçümünün tespit edilmediğini, davalı ... lehine vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığını ve usul ve kanuna aykırı karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.