MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/5 E., 2025/7 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ..... ili ........ ilçesi ...... Mahallesi çalışma alanında 1972 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 5 73... parsel sayılı 8.689,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, genel mahkemede dava konusu olduğundan bahisle malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ....... ili ........ ilçesi ....... Mahallesi çalışma alanında bulunan, taşınmaza, 2003 yılına kadar 40 yıl süre ile ........ tarafından davasız ve aralıksız olarak ve malik sıfatıyla zilyet olunduğunu, ölümü ile taksimen mirasçılarından ........ intikal ettiğini, ........... tarafından müvekkiline hibe edildiğini ve tapusuz taşınmazın zilyetliğinin günümüze kadar müvekkili tarafından aynı şekilde devam ettirildiğini ileri sürerek dava konusu 8.689,21 metrekare taşınmazın müvekkili adına tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davaya konu olan taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tescil harici ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, zilyetlikle kazanılmaya elverişli bir yer olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması için kanunda belirtilen diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerektiğini, taşınmazın belediye imar hudut sınırlarının dışında kaldığını ve davacının zilyetliğinin mevcut olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2015 tarihli ve 2012/569 Esas, 2015/819 Karar sayılı kararı ile ''........ ilçesi ......... beldesinde kadastro çalışmalarının 12.08.1972 tarihinde kesinleştiği, nizalı taşınmazın tespit sırasında tescil harici bırakıldığı, dava konusu taşınmazda davacının zilyetlik başlangıcının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından yapılan dere ıslah çalışması tarihi olan 1995 yılında başladığının kabulü gerektiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi gereğince, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazın tescilinin talep edilebilmesi için zilyetliğin nizasız fasılasız 20 yıldan fazla sürmesi gerekliliği karşısında davacının zilyetliğinin başladığı 1995 yılı ile dava tarihi olan 2012 yılı arasında 20 yıllık sürenin dolmadığı, davacının dava konusu taşınmazın adına tescili için gerekli zilyetlik süresinin dolmadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 01.12.2010 tarihli ve 2020/2170 Esas, 2020/5971 Karar sayılı ilamıyla kararın onanmasına karar verilmiş; bilahare, davacı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine aynı Dairenin 29.04.2021 tarihli 2021/2001 Esas, 2021/4230 Karar sayılı ilamı ile yöntemine uygun bir şekilde zilyetlik araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onama ilamının ortadan kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirildikten sonra İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacının aktarılan dava dosyasında talep ettiği bilirkişi raporunda (TH) harfleriyle gösterilen yerlerin bir kısmının kadastro tutanağı düzenlenen ....... ilçesi ........ Mahallesi 5 73... parseli kapsadığı, (B) harfiyle gösterilen alanın komşu 33 parselde kaldığı, (C) harfiyle gösterilen alanın yolda kalan tescil harici alanlar olduğunun tespit edildiği, Kadastro Mahkemesinin görevinin tutanak düzenlenmesiyle başladığını, kadastro tutanağı düzenlenmeyen yerler yönünden görevli bulunmadığını, son celse (C) harfiyle gösterilen yerler yönünden dosyanın tefrikine karar verilerek Mahkemenin 2025/15 Esas sırasına kaydı yapıldığı, (B) harfiyle gösterilen alan yönünden ise son celse davacı vekilinin bu yerin dava konusu olmadığını ve bu yere dair taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği, dava konusu 5 73... parsel yönünden harita mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlara komşu 432,433 numaralı parsellerin Mahkemenin 2012/3 Esas sırasında davalı olması nedeniyle bu yerlerin 2012/3 Esas sayılı dosyada davalı alan içinde kalıp kalmadığının tespiti gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de; dava konusu yerler hakkında geçici 8. madde çalışması yapılmasıyla tereddütün sona erdiği, bu yerlerin evvelinde tescil harici olan yer olduğu, Mahkemenin 2012/3 Esas sayılı dosyasındaki yerler hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği, bu yönde bir iddia da bulunmadığı, bozma ilamı doğrultusunda ek rapor aldırıldığı, jeoloji mühendisi raporunda taşınmaza komşu dere yatağının aktif olmayan dere yatağı niteliğinde olduğu, geçmiş dönemlerde yağmur suyunun kendi kendine doğal halde açtığı dere yatağı olduğu, geçmiş dönemlerde de aktif dere yatağı nitelinde olmadığı, D.S.İ.'nin ıslah ettiği dere yatağı nedeniyle mevsimsel yağışlar nedeniyle su tutsa dahi, herhangi bir taşmaya ve etraftaki taşınmazlara zarar vermeyeceğinin gözlemlendiği, D.S.İ.'nin ıslah ettiği dere yatağı nedeniyle eski dere yatağının yer değiştirdiği, dere yatağında kalan veya dere yatağından etkilenecek kadastral parsel bulunmadığının tespit edildiği, ziraat mühendisleri bilirkişi heyet raporunda taşınmazın 20 yılı aşkın zamandır tarım arazisi olarak kullanıldığı tespit edildiği, taşınmazın dere yatağında kalmadığının kesinleştiği, taşımazla dere arasında başkaca kadastral parseller bulunmadığı, dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olmayan, orman veya mera niteliği taşımayan, köy boşluklarından olmayan ve özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte bulunan, başlangıçta kadastro tespitinde tescil harici bırakılan yerlerden olan dava konusu taşınmazın davacının dedesi .......... tarafından uzun yıllar tarım arazisi olarak ekip dikmek suretiyle malik sıfatıyla kullandıktan sonra ölümü ile davacının babası ...'a kaldığı, .......... kendisine düşen yerleri davacı ve dava dışı kardeşi ........... paylaştırdığı, dava konusu yerlerin davacıya düştüğü, bu durumun .......... keşif beyanıyla da sabit olduğu, davacının da bu yerde ziraat yapmaya devam ettiği, taşınmazın 20 yılı çok aşkın süredir davacının nizasız ve fasılasız eklemeli zilyetliğinde bulunduğu, davacının senetsizden edindiği taşınmaz miktarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun belirlenen sınırları aşmadığı'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını, dava konusu yerin kadimden beri kullanılan yol olduğunu, davacı tarafından kadastro tespitinde yol olarak gösterilen tutanakların resmi belge olduğunu, bunun aksinin resmi belge ile ispatlanabileceği, yol olarak bırakılan taşınmazın işgal edilmek suretiyle kazanılmasının mümkün olmadığını, açılan davanın usul ve kanun hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.