MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 02.09.2022
SAYISI : 2022/14 E., 2022/101 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro sırasında, 3455, 36 19... parsel sayılı sırasıyla 9.815,43 m², 157,89 m² ve 771,28 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Asıl ve birleşen dava dosyasının davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; kadastro sırasında 3455, 36 19... parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit edildiğini ancak davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ve taşınmazların imar ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallardan olmadığını belirterek, 3455, 36 19... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl ve birleşen dava dosyasının davalısı ... cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazları davalının babasının 1960 - 1965 yıllarında satın aldığını ve taşınmazları tarıma elverişli hale getirerek belirli bir süre tarım amaçlı kullandığını, 1969 yılında ... Çimento Fabrikasının kurulmasıyla beraber müvekkili ve ailesinin dava konusu taşınmaza ev inşa ederek yaşam alanı, araç park sahası ve depo olarak kesintisiz bir şekilde kullanmaya başladıklarını, müvekkilinin taşınmazı kullanmasına kimsenin itirazı olmadığını ve taşınmazın müvekkili adına tescili için gereken şartların oluştuğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.08.2018 tarihli ve 2016/501 Esas, 2018/225 Karar sayılı kararı ile "dava konusu 3455 parsel sayılı taşınmaz açısından ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmaz işlemeli tarıma uygun imar-ihyası tamamlanmış bağ vasfındadır. Keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişi beyanları ve bu beyanlar ile uyumlu jeodezi bilirkişi raporuna göre tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süresiyle taşınmazın üzüm bağı ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı anlaşılmış olmakla bu taşınmaz üzerinde davalı lehine olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Birleşen dava konusu 3619 parsel sayılı taşınmaz açısından; dava konusu taşınmazın konum itibariyle ... Mahallesi yerleşim alanı içerisinde kaldığı, 2013 yılı itibarıyla imar planı kapsamı dahilinde olduğu, etrafında en az 20 yıllık köy evlerin bulunduğu, şehir içi yol elektrik vb. Belediye hizmetlerinden yararlandığı anlaşılmakla ziraat raporunda da değinildiği gibi taşınmazın arsa vasfında olduğu değerlendirilmiştir. Mahallinde yapılan keşif sırasında yapılan gözlem, mahalli bilirkişi beyanları ve jeodezi bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerindeki binanın en az 34 yıllık bir bina olduğu anlaşılmaktadır. İnşaat raporu da bu tespiti doğrulamıştır. Taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda sayılan yerlerden de olmadığı, taşınmazın imar planına alındığı tarihten önce en az 20 yıl süresiyle taşınmaz üzerine ev yapmak suretiyle davalı ve murisi tarafından malik olma iradesiyle aralıksız devam eden zilyetliklerinin bulunduğu anlaşılmakla bu taşınmaz üzerinde davalı lehine olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Birleşen dava konusu 3620 parsel sayılı taşınmaz açısından; dava konusu taşınmazın konum itibarıyla ... Mahallesi yerleşim alanı içerisinde kaldığı, 2013 yılı itibarıyla imar planı kapsamı dahilinde olduğu, etrafında en az 20 yıllık köy evlerinin bulunduğu, şehir içi yol elektrik vb. Belediye hizmetlerinden yararlandığı anlaşılmakla ziraat raporunda da değinildiği gibi taşınmazın arsa vasfında olduğu değerlendirilmiştir. Mahallinde dinlenilen tanık beyanlarına göre taşınmaz üzerinde keşif günü mevcut olan ev yaklaşık 20 sene önce inşa edilmeye başlanmadan önce taşınmaz komşu 3619 parsel üzerinde bulunan ve yine davalıya ait eski evin garajı ve depo yeri olarak kullanılmıştır. Davalının bu kullanımına köylüler itiraz etmemişlerdir. Taşınmaz üzerinde geçmişte tarımsal faaliyet yapıldığına dair jeodezi raporunda herhangi bir tespit yapılmamış ise de taşınmazın etrafında en erken 1984 yılından bu yana yani 34 yıldır evler bulunduğu tespiti yapılmıştır. Bu nedenle taşınmazın son yıllarda değil en erken 1984 yılından bu yana yani en az 34 yıldır arsa vasfında olduğu değerlendirilmiştir. Taşınmazın zemininin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden de olmadığı anlaşılmakla, taşınmazın imar planına alındığı 2013 yılından geriye en az 20 yıl süresiyle davalı ve murisi tarafından öncesinde garaj ve depo alanı olarak sonrasında da ev inşa edilmek suretiyle kullanıldığı ve taşınmaz üzerinde malik olma iradesi ile zilyetliklerinin bulunduğu kanaatiyle davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Orman bilirkişi raporuna göre asıl ve birleşen dava konusu taşınmazların orman vasfında olmadığı tespiti yapılmıştır. Orman bilirkişi raporuna ekli krokilerde taşınmazın konumunun kadastro paftası ölçeği ile en eski tarihli memleket haritası , hava fotoğrafı ve amanejman planı mescere harıtası ölçekler eşitlenmek ve birbirleri üzerine aplike edilmek suretiyle net olarak gösterilmiş olması karşısında raporun denetime elverişli, usule uygun bilimsel bir rapor olduğu" gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, dava konusu 3455, 36 19... parsel sayılı taşınmazların tutanaktaki vasıf ve yüzölçümü ile tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2019 tarihli ve 2018/1037 Esas, 2019/298 Karar sayılı ilamıyla davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 29.12.2021 tarihli ve 2021/6499 Esas, 2021/13155 Karar sayılı ilamıyla "iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi bakımından taşınmazın evveliyatının imar - ihyaya muhtaç yerlerden mi olduğu, yoksa imar ihya gerektirmeyen yerlerden mi olduğunun belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, çekişmeli taşınmazlar yörede 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmalarına karşın hangi nedenle tescil harici bırakıldıkları, paftasında ne olarak işaret edildikleri hususu sorulup saptanılmadığı gibi, taşınmazların evveliyatında niteliklerinin ne olduğu, bir diğer ifade ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıkları mahalli bilirkişi ve tanıklardan da sorulup saptanılmamış, diğer yandan fen bilirkişi raporunda, taşınmazların "kayalık" olarak tapulama harici bırakıldıklarından söz edilmesine karşın, bu gibi yerlerin kazanılması için imar - ihya edilmelerine müteakip, ekonomik amacına uygun olarak 20 yıl süre ile zilyet edilmeleri gerektiği hususu üzerinde önemle durulup, bu çerçevede değerlendirme yapılmamıştır. Diğer taraftan mahalli bilirkişi tarafından, 3455 parsel sayılı taşınmazın bildiğinden beri üzüm bağı ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı belirtildiği halde zirai bilirkişi raporunda 3455 parsel üzerinde; sürülmemiş, bakımı yapılmamış, taşları toplanmış üzüm bağı olduğu, ayrıca 30 - 40 yaşlarında muhtelif sayıda badem, bıttım, mahlep ve kiraz ağaçları bulunduğu belirtmekle yetinilmiş, taşınmaz üzerindeki üzüm bağının sayı, yaş ve dağılımları gösterilmediği gibi, ekli fotoğraflarda yaşları küçük ve taşınmazın bir kısmına dağılmış vaziyette az sayıda ağaç gözlemlenmesine karşın bu husus üzerinde durulmamış, yine mahalli bilirkişi tarafından 36 19... parsel sayılı taşınmazların evveliyatında arpa, buğday ekilerek kullanılmakta iken keşif tarihi itibarıyla 30 yıl evvelinde (1980 sonları) ev, depo ve garaj inşa edildiği ve bu nitelikleri ile kullanıldığı belirtilmesine karşın jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda 3620 parsel sayılı taşınmazın 19 84... tarihli hava fotoğraflarında sınırları belirsiz, üzerinde yapı bulunmayan ve imar - ihyaya konu edilmemiş yer olduğunun belirtilmesi ile oluşan çelişki üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazların evveliyatı imar - ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde, bu gibi yerlerde ev yapmanın (ya da depo, garaj vs) imar ihya olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, ev (ya da depo, garaj vs) yapma tarihinden evvel imar ihya suretiyle iktisap koşullarının gerçekleşmesi gerekeceğinden 1984 tarihli hava fotoğrafı incelemesinin yeterli olmayacağı düşünülmemiş, öte yandan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunda 3455 parsel sayılı taşınmazın 1953, 19 84... , 3619 parsel sayılı taşınmazın ise 19 84... tarihli hava fotoğraflarında sınırlarının belirgin olduğu belirtilmesine karşın kadastral pafta ile belirtilen tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması sonucu elde edilen fotoğrafta, kadastral hatta hiçbir sınıra rastlanmadığı görülmesine rağmen bu hususta ek rapor alınması ya da başkaca bilirkişiye inceleme yaptırılması gerektiği düşünülmemiş, öte yandan taşınmazlara komşu parsel tutanak ve dayanakları ile davalı olmaları halinde ise dava dosyaları getirtilerek bu dosyalardan da yararlanılmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazların 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup, saptanılmalı, taşınmazlara komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile davalı olmaları halinde ise dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli, ayrıca taşınmazların yerleşim alanı içerisinde kaldıklarının anlaşılması nedeni ile imar planı kapsamında kalıp kalmadıkları, kalıyor ise imar planı kapsamına alınma ve planın onaylanma tarihi ilgili yerlerden sorularak belirlenmeli ve imar planının çekişmeli taşınmazlara ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli; öte yandan çekişmeli taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere ve taşınmazlar imar ihyaya muhtaç yerlerden ise gerekli tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve varsa dayanak kayıtları ile denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, gerek dosya kapsamında bulunan gerekse de getirtilecek olan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibari ile imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıklarını, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlettirilmeli, bilirkişiden dava konusu taşınmazların konumunun hava ve uydu fotoğrafları üzerinde gösterilmesi ve yukarıda değinilen çelişkilerin üzerinde önemle durulması istenilmeli; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; rapor içeriğinde taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların (bağların) cins, yaş ve dağılımı önemle belirtilmeli, fen bilirkişisinden ise keşfi izlemeye ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde sadece ev yapma (garaj, depo vb. yapı) şeklinde gerçekleşen bir kullanımın imar-ihya ve ekonomik amaca uygun bir zilyetlik olarak değerlendirilemeyeceği gözönünde bulundurulmalı, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3455 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın 1953, 1973, 1984, 19 92... yıllarında imar ve ihyanın yapıldığı, tarımsal faaliyetlerin bulunduğu, kullanımın olduğu, üzerinde herhangi bir yapının olmadığı, üzerinde orman bitki örtüsüne ait herhangi bir ağaç ve kültür bitkisinin bulunmadığı ve yer yer ağaçların ve bağ yoncalarının bulunduğu tespiti karşısında dava konusu taşınmazda aralıksız fasılasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşulları oluştuğu kanaatine varılmıştır. 3419 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın konumu itibarıyla etrafında en az 20 yaşlarında köy evlerinin bulunması ve ... Mahallesi yerleşim alanı içerisinde kalması, elektrik yol vb. belediye hizmetlerinden yararlanmakta olması gibi hususlar birlikte gözönüne alındığında taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilmiştir. Dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunun kabul edilmesinden dolayı davalının taşınmaz üzerindeki zilyedliğinin ekonomik amaca uygun olarak tarımsal faaliyet şeklinde olması gerekmemektedir. Eklemeli zilyetlik ile 20 yıllık sürenin sağlanmış olduğu anlaşılacaktır. Dairemizin 1965/11782 Esas, 1966/619 Karar sayılı ilamında da açıkladığı gibi davalının arsa üzerinde malik gibi hareket etme iradesinin varlığı ve bu yere sahiplenmesi yeterlidir. Sonuç olarak davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim şartları oluştuğu kanaatine varılmıştır. 3620 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede; jeodezi bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde 1953, 1973, 1984, 19 92... yıllarında imar ve ihyanın yapılmadığı, tarımsal faaliyetlerin bulunmadığı, kullanımın olmadığı, üzerinde herhangi bir yapının olmadığı ve üzerinde orman bitki örtüsüne ait ağaç veya kültür bitkisinin bulunmadığı, 2004 yılına ait ortofoto görüntüsüne göre imar ve ihyanın yapılmadığı, tarımsal faaliyetlerin bulunmadığı, kullanımın olmadığı üzerinde herhangi bir yapının olmadığı ve üzerinde orman bitki örtüsüne ait ağaç veya kültür bitkisinin bulunmadığı ve 20 10... yıllarına ait ortofoto görüntüsüne göre ise imar ve ihyanın yapılmadığı, tarımsal faaliyetlerin bulunmadığı, kullanımın olmadığı fakat üzerinde bir yapının yapıldığı tespit edilmiş ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile alınan jeodezi bilirkişi raporları arasında çelişkiler olduğu anlaşılmıştır ancak Yargıtay İçtihatları uyarınca tanık beyanları ile jeodezi raporu arasında çelişki olması durumunda jeodezi bilirkişi raporuna itibar edilmesi zorunlu olduğundan dava konusu taşınmazda aralıksız fasılasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşulları oluşmadığı kanaatine varılarak tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süresiyle ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet yapılmamış olduğu ve malik sıfatıyla hareket edilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaz üzerinde her ne kadar davalı lehine senetsizden taşınmaz edinim şartları oluşmadığı kanaatine varılmış ise de taşınmazın üzerinde bulunan yapının davalı tarafından tespit tarihinden önce yapılmış olduğu anlaşılmakla 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca muhdesat olarak davalıya ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği" gerekçesiyle asıl davanın reddine, 3445 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 3619 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, 3620 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile hali arazi vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın üzerinde bulunan yapının davalı ...'ya ait olduğuna dair taşınmazın tapu kaydında beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; bilahare İlk Derece Mahkemesinin 02.09.2022 tarihli ek kararı ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların ediniminin koşullarının oluşmadığı halde davalı adına tespit edildiğini ve bu tespitin iptali gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinde; davacı tarafın temyiz başvurusuna karşı süresi içerisinde temyiz dilekçesini sunduklarını ve temyiz harçlarını yatırarak temyize cevap dilekçeleri ile katılma yoluyla temyiz yoluna başvurduklarını, temyiz başvurularının süre yönünden reddine karar verilmesini hatalı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 348. maddesi gereği katılma yoluyla temyiz taleplerinin kabulü gerektiğini, Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını sunmaları için raporların taraflarına tebliğ edilmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup, oluşmadığına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı ... vekilinin katılma yoluyla temyiz istemi yönüyle ise; davalı vekilinin temyiz isteminin süresinde olmaması ve davacı Hazine vekilinin dava konusu 3620 parsele yönelik temyiz isteminde bulunmaması nedeniyle davalı ... vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının süreden REDDİNE,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.