MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1035 E., 2025/902 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/352 E., 2023/217 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları sonucunda, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 50... parsel sayılı 436,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Taşınmaz 1990 yılından beri 2 hisse itibarıyla 1/2 hissesi ... oğlu ..., 1/2 hissesi Bayram oğlu ...'ın kullanımındadır. Taşınmaz üzerindeki 3 katlı betonarme ev ... oğlu ..., ...... oğlu ...'a aittir" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 2 50... parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin de 1/5 oranında hakkı olduğunu, taşınmaz ve üzerindeki evin halen hayatta olan babası ... ait olduğunu, davalı ... bakımından itirazları olmadığını, davacının da köye geldiğinde dava konusu evde yaşadığını, davalıların amaçlarının davacıyı evden çıkarmak olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kullanıcı şerhinin iptali ile taşınmaz ve üzerindeki evde davacının 1/5 oranında zilyet olduğunun tespitine ve bu durumun taşınmazın beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın kadastro bilirkişileri tarafından tespiti yapılırken tarafların murisi ...'ın hazır bulunduğunu, müvekkilinin ve diğer davalının adının yazılmasına itiraz etmediğini, istemeyerek rıza gösterdiğini, tarafların babası ...'ın ifadelerinin gerçek dışı ve yanlı olduğunu, murisin taşınmazın hepsini davanın taraflarına değil 3. kişi konumunda olan ..... vermek istediğini, kadastro çalışmaları sırasında müvekkili tarafından davacının defalarca kez aranıp uyarıldığını ve davacının dava konusu taşınmazda ve üzerindeki evde bir hakkının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu köyde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulama çalışmalarının tamamlandığını, 30 günlük askı ilan süresi içerisinde herhangi bir dava açılmadığı için zilyetlik tespitinin kesinleştiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kadastro tespitlerinin yapıldığı sırada müvekkilinin dedesi ...'ın hazır bulunduğunu, tespite herhangi bir itirazı bulunmadığını, davacıya aynı köyde bulunan 2 50... parselde bulunan yeri verdiğini, ...'a müvekkilinin annesi ve babasının 2007 yılından beri baktığını, dava konusu taşınmaza müvekkili ve diğer davalı ... haricinde kimsenin gelmediğini, yılda en fazla 15-20 gün babalarını görmek için uğradıklarını, kadastro tespit çalışmaları sırasında müvekkili ve davacının diğer kardeşlerinin davacıyı arayıp bilgi verdiğini ve davacının iddialarının gerçekle bağdaşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''Mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın birinci katında ... ile ......, ikinci katta ...'ın yaşadığı, ...'ın ... yaşadığı, bayramlarda köye geldiği yönündeki beyanda bulundukları, davacı tanıklarının ...'ın ... yaşadığı, yaz tatillerinde köye gelip babasının yanında bir kaç ay kaldığı, birinci katta ...'ın odasının bulunduğu yönünde beyanda bulundukları, davalı tanıklarının ... çok sık köye gelmediği yönünde beyanda bulundukları, mahalli bilirkişilerin ve davalı tanıklarının beyanlarının aynı doğrultuda olduğu dikkate alınarak davacının dava konusu taşınmazda zilyetliğinin bulunmadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davalı ... bakımından; dava konusu taşınmazda yapılan çalışma kapsamında davacının lehine şerh verilmesini gerektiren bir kullanımının bulunmadığı, davalı ... bakımından; davacının talebini murisi ...'dan gelen hakka (terekeye ilişkin hakka) dayandırdığı, talep sonucunda kendi adına talepte bulunduğu, davalı ...'in muris ...'nın mirasçısı ve aynı zamanda davacının kardeşi de olan ..... mirasçısı ise de halihazırda ... sağ olduğu, bu durumda davalılardan (... oğlu) ... muris ...'ın terekesine karşı 3. kişi durumunda olduğundan mirasçılarından birinin (davacının) terekeye karşı 3. kişi konumunda olan biri (... oğlu ...) aleyhine kendi payı hakkında açtığı davanın dinlenme olanağı bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle; davalılar ... ve Hazine hakkındaki davanın esastan, davalı ... hakkındaki davanın ise usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, keşif sonrası alınan raporların ve kadim kullanımın dikkate alınmadığını ve yönlendirmeli tanık beyanlarına istinaden hüküm kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.