MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1293 E., 2025/484 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/26 E., 2022/76 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. .......... ili ........... ilçesi .......... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2738 parsel sayılı 8.487,06 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bağ vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 2738 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde sayılı kazandırıcı zamanaşımı sebebiyle iktisap koşullarının oluşmadığını ve taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 50 yıldır nizasız ve fasılasız müvekilinin kullanımında olduğunu, imar-ihya çalışması, masraf ve emek ile imar-ihya edilerek kullanıma hazır hale getirildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkilinin dedesinden ve babasından kalma olup yüzyıldan fazla kullanımlarında olduğunu, bu kullanıma kimsenin veya 3. kişilerin bir itirazının olmadığını, müvekkilinin evi ve bahçesi olup özel mülkiyete konu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''jeodezi bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl önceki tarihlere en yakın tarihli olan ve en eski tarihli hava fotoğrafları celp edildiği, hava fotoğraflarının incelenmesinde; 1953, 1973, 19 84... ve 2002 yılında taşınmaz üzerinde (A) harfi ile gösterilen alanın bağ olduğu, imar- ihyanın olduğu, (B) ile gösterilen alanın imar- ihyanın mevcut olmadığı tespitlerinde bulunulduğu, ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen alanın üzeri sürülmüş, taşları toplanmış, teraslama yapılmış durumda imar-ihya yapılarak özel ürün (sebze ve bağ-bahçe) yetiştirilebilecek duruma getirmiş marjinal tarım arazisi vasfında olduğu, (B) harfi ile gösterilen alanın uzun süredir kullanılmadığı, tarımsal faaliyet olmadığı ve herhangi bir tarımsal arazi niteliğine sahip olmadığı kanaatine varıldığı, keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişilerinin dava konusu taşınmazın davalıya babasından miras kaldığını aralıksız olarak bağ vasfıyla günümüze kadar kullandığını beyan ettikleri, jeodezi bilirkişisi raporunda incelenen hava fotoğraflarında kullanımın 1953, 1973, 19 84... ve 2002 yılında taşınmaz üzerinde (A) harfi ile gösterilen alanda bağ vasfıyla kullanımın mevcut olduğu, (B) ile gösterilen alanın imar-ihyanın mevcut olmadığı tespiti karşısında (A) harfi ile gösterilen alan açısından tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süresiyle ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet yapılmış olduğu ve malik sıfatıyla hareket edilmiş olduğu, (B) ile gösterilen alan açısından yapılan değerlendirmede ise keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile alınan jeodezi bilirkişisi raporları arasında çelişkiler olduğu ancak Yargıtay içtihatları uyarınca tanık beyanları ile jeodezi raporu arasında çelişki olması durumunda jeodezi bilirkişi raporuna itibar edilmesi zorunlu olduğu, dava konusu taşınmazda aralıksız fasılasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşulları oluşmadığı'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''orman mühendisi raporuna göre dava konusu taşınmazın tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen alan yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmaz kısmının;1953, 1973, 1984, 19 92... yıllarına ait hava fotoğraflarında sürülü olduğu, üzerinde tarımsal faaliyetin yapıldığının harita mühendisi (jeodezi ve fotogrametri uzmanı) bilirkişisi raporuyla tespit edildiği, dava konusu taşınmaz kısmının orman, mera gibi kamu malı niteliğinde bulunmadığı, ziraat mühendisi tarafından hazırlanan raporda ise dava konusu taşınmaz kısmının uzun yıllar önce imar-ihyasının tamamlanarak bağ vasfında olduğunun tespit edildiği, buna göre davalı lehine bu taşınmaz kısmı açısından tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süreyle ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet yapıldığı; dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen alan yönünden yapılan değerlendirmede ise; dava konusu taşınmaz kısmının; 1953, 1973, 1984, 19 92... yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal faaliyetin yapılmadığının harita mühendisi (jeodezi ve fotogrametri uzmanı) bilirkişisi raporuyla tespit edildiği, ziraat mühendisi tarafından hazırlanan raporda ise dava konusu taşınmaz kısmının tarımsal arazi niteliğine sahip olmadığının tespit edildiği, buna göre davalı lehine bu taşınmaz kısmı açısından tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süreyle ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet yapılmadığı'' gerekçesiyle davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaza ilişkin kayıt kapsamlarının dava konusu taşınmazlara uygunluğunun net olarak tespit edilemediğini, karara dayanak dosyada mevcut bilgi ve belgeler, keşif ve bilirkişi raporlarının karar vermeye yeterli ve elverişli olmadığını, eksik inceleme sonucu hüküm tesis edildiğini, karara dayanak yapılan raporlarda genellikle mahalli bilirkişiler ile tanıkların beyanlarına bağlı kalındığını ve raporların objektif değil sübjektif veriler içerdiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin gerekli ve yeterli araştırmayı yapmadan ve fiili durum ile kanun maddesini yanlış yorumlayarak vermiş olduğu kısmen kabul kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemenin bozma öncesi vermiş olduğu ret kararının yerinde olduğunu, uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamında İlk Derece Mahkemesince temin edilen bilirkişi raporları ve alınan beyanlara göre müvekkili lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ve zilyetliğin kesintiye uğramadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup olaşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca
ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz eden ...'den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.