MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/629 E., 2025/427 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/137 E., 2022/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ......... ili ......... ilçesi ........... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 01... parsel sayılı 8.575,64 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altına bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ........ ili ........ ilçesi ........ köyünde 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince kadastro güncelleme çalışmaları yapıldığını, askı ilan süresi içerisinde kadastro bölge müdürlüğüne itirazlarını sunduklarını, taleplerinin kabul görmediğini, kanuni süresi içerisinde İlk Derece Mahkemesine itirazlarını sunduklarını, müvekkilinin zilyet ve tasarrufu altında bulunan 8.575,00 m² yüzölçümündeki dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; kadastro müdürlüğü tarafından yapılan yenileme kadastrosunun teknik usul ve esaslara uygun yapılmış olup, herhangi bir hata bulunmadığını, yapılan işlemin mevzuata uyarlı ve hukuka uygun olduğunu, dava dilekçesinde herhangi bir somut bilgi ve belge
bulunmadığından ileri sürülen iddiaların gerçek dışı beyanlar olduğunu ileri sürerek, yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazda 2021 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek geçici 8. maddesi uyarınca kadastro tespiti yapıldığı, dava konusu parselin hava fotoğraflarının incelenmesinde;19 67... yıllarında üzerinde imar-ihya olmadığı fakat 2002 tarihli hava fotoğraflarında imar-ihyanın olduğu, ziraat mühendisi bilirkişisi raporu ve keşif esnasında dinlenilen mahalli bilirkişisi beyanlarıyla da parselde 1984 yılından sonra 2002 yılından önce imar-ihya çalışmalarına başlandığı ve en az 25 yıldan beri fasılasız olarak tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı teyit edildiği, mera açısından yapılan değerlendirmeye göre, dava konusu parselin toprak yapısı, sınırlarının belirgin bir yükseltide olması, taşınmazın bitki desen vb. özelliklerine bakılarak mera vasfı taşımadığı, parsele doğu, güney ve batı kısmından komşu olan 1 01... ve 74 sayılı ham toprak vasıflı parsellerden farklı olduğu bu parsellerinde mera vasfında olmadığı, hava fotoğrafları açısından yapılan değerlendirmede, 1 01... sayılı parselin 19 67... yılı hava fotoğrafına göre ekili, dikili alan olmadığı, parsele ait sınırların oluşmadığı, parsel sınırlarında belirleyici bir unsur bulunmadığı, 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre taşınmazın ekili dikili alan olarak değerlendirildiği ve bu parsele ait sınırların oluştuğu, dava konusu parselin davacı ...'in kullanımında olduğu, keşifte yeminli olarak dinlenilen bilirkişisi beyanları ile de desteklendiği, dava konusu 1 01... parselin davacı ... tarafından en az 25 senedir tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı, 3402 sayılı Kanun uyarınca zilyetlik koşullarının sağlandığının da sabit olduğu, davacının davasını ispat ettiği'' gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tarım arazisi vasfıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''ziraat bilirkişi raporunda; dava konusu 1 01... sayılı parselin toprak yapısı, strüktür incelemesi, bitki deseni, taşınmazı komşu parsellerden ayıran doğal sınırların belirgin bir şekilde oluşması, bir tarafının tarım arazisi ile çevrili olması kriterlerine bakıldığında, taşınmazlar üzerinde kadastro tespit tarihinden geriye doğru en az 25 yıl öncesinde imar-ihyanın başlayıp tamamlandığı, fasılasız tarım arazisi olarak kullanıldığı, mera ve dere yatağı olmadığının rapor edildiği, 21.12.2021 tarihli fen bilirkişisi ve jeodezi mühendisi bilirkişisinin raporunda yapılan ölçüm ve incelemeler neticesinde zemin durumu ile kadastro paftasının birbirini teyit ettikleri, parsel sınırlarında belirleyici bir unsur bulunmadığı, 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre taşınmazın ekili, dikili alan olarak değerlendirildiği ve bu parsele ait sınırların oluştuğu, davacı yönünden tespit tarihinden geriye 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu'' gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kadastro yenileme çalışmalarında dava konusu taşınmaz ile ilgili yapılan tespitin doğru olduğunu, taşınmazın üzerinde son yıllarda uzunca bir süre herhangi bir faaliyetin olmadığını, terk edildiğini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca
ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.