MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/464 E., 2014/545 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ......... ili ......... ilçesi ......... köyünde 2011 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine ve Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 15. maddesine göre yapılan kadastro çalışmasında, 2 24... (eski parsel numarası 624) ve 2 55... (eski parsel numarası 574) sayılı parseller tapuda malikleri adına kayıtlıyken yeni parsel numaraları ve yüzölçümleri belirtilip eski ve yeni yüzölçümleri arasındaki miktar farklılıklarının ölçü ve hesaplama yöntemleri ile teknoloji farklılığından kaynaklandığı açıklanarak yeniden düzenlenmiştir.
2. Davacı ... İdaresi vekilinin Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ........ ili ........ ilçesi ......... köyünde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmaları sırasında 2 24... (eski parsel numarası 624) ve 2 55... (eski parsel numarası 574) parsel sayılı taşınmazların orman vasfında olmasına rağmen davalılar adına tespit edildiğini ileri sürerek, tespitin iptaline ve dava konusu taşınmazların orman olduklarının tespiti ile orman vasfıyla tapuya tescillerine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Çankırı Kadastro Mahkemesince, davanın 2859 sayılı Kanun'a göre yapılan pafta yenileme çalışmalarındaki tespite itiraz istemine ilişkin olduğu, yenilemenin sadece teknik çalışmaları kapsayacağı, bu davada tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin hakların inceleme konusu yapılamayacağı gerekçesi ile görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Çankırı Kadastro Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.04.2012 tarihli ve 2012/5011 Esas, 2012/6322 Karar sayılı ilamıyla "...dava konusu parsellerin yenilemeden önceki tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapları, haritaları ve tutanakları getirtilip, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişisi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesiyle, 26.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun çalışma yapılıp yapılmadığı saptanmalı, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınmalı, yapılan çalışmaların yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu belirlenirse, bu aykırılıkları giderecek hüküm kurulmalı, çalışmanın kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı saptanırsa, Orman İdaresinin bu yöne temas eden davasının reddine karar verilmeli, dava dilekçesinde aynı zamanda taşınmazların orman vasfında olduğu iddia edildiğinden, bu davada Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı gözetilerek, mülkiyete ilişkin bu dava yönünden görevsizliğe karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Çankırı Kadastro Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itirazın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama tutanakları gibi tescillerine taşınmazların orman olduğuna ilişkin dava yönünden Mahkemenin görevsizliğine, usulünce talep halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hükmün, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.02.2014 tarihli ve 2013/10529 Esas, 2014/1758 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava dosyası, Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayılı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu, hükme esasa teşkil eden bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığına ilişkindir.
Her ne kadar, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, hükme esas alınan orman mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların 1953 hava fotoğrafındaki konumu denetime elverişli olarak gösterilmemiş, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazların eğim ve toprak yapısı itibarı ile toprak ve orman muhafaza karakteri taşıdığı, orman mühendisi bilirkişisi raporunda ise taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmemiş, yine hükme esas alınan orman mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişisi raporlarında 2 24... parsel sayılı taşınmaz üzerinde dağınık halde çok sayıda genç 5-15 yaşlarında karaçam, geven ve bol miktarda tek yıllık otsu türlerin, 2 55... parsel sayılı taşınmaz üzerinde dağınık halde çok sayıda genç 15-20 yaşlarında karaçam, geven ve bol miktarda tek yıllık otsu türlerin bulunduğu bildirilmiş, görevsiz Kadastro Mahkemesince 03.04.2013 tarihinde yapılan keşifte ise hakim gözlemi olarak 2 24... parsel sayılı taşınmazın genel itibarı ile çam ve yabani kavak ağaçları ile kaplı olduğu, üzerinde yer yer açıklıkların bulunduğu, bitki örtüsünün orman bitki örtüsü olduğu, 2 55... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer yer 1.5-2 m boylarında çam ağaçlarının ve kısa boylu çalılıkların bulunduğu, doğu ve kuzey sınırlarında sık çam ağaçlarının olduğunun tutanağa geçmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince taşınmazların eylemli durumları yönünden oluşan bu çelişki giderilmemiş, yine komşu taşınmazlara ilişkin tedavüllü tapu kayıtları getirtilip keşif esnasında uygulanmamış, komşu taşınmazlar hakkında benzer nitelikte açılmış dava olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazların niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Tüm bunlardan ayrı olarak TAKBİS kayıtları üzerinde yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden sonra 10.12.2015 tarihinde dava konusu taşınmazların beyanlar hanesine "taşınmazın tamamı orman sınırı içerisinde kalmaktadır" şeklinde şerh konulmuş, komşu 2 67... sayılı orman parseline ilişkin tapu kaydının incelenmesinde ise 2015 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda tescil edildiği anlaşılmış, bu durumda dava devam ederken taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmaları yapılıp yapılmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastro çalışması yapılıp yapılmadığı ilgili kurumdan sorularak yapılmış ise orman kadastro çalışmasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile varsa amenajman planı ve dava konusu taşınmazlara ilişkin son tarihli tapu kaydı, tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde yer aldığı anlaşılan 10.12.2015 tarihli "orman sınırları içerisinde kalmaktadır" şeklindeki şerhe dayanak belgeler ve komşu parsellere (özellikle 2 24... , 84, 85, 39, 41, 42, 44, 45, 2 55... , 8, 10... ada 1 parsel sayılı taşınmazlar) ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri, komşu taşınmazlara ilişkin benzer nitelikte dava açılıp açılmadığının özellikle araştırılarak açılmış ise ilgili dosyaların akıbetlerine ilişkin belge örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte, orman kadastro çalışması yapılmış ise orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, bundan sonra getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanun'un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevreleri incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (................. veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimleri klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, dava konusu taşınmazların niteliği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, yine dava devam ederken dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastro çalışmalarının yapıldığının tespit edilmesi halinde görev hususu da değerlendirilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.