MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/6 E., 2024/25 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, .. ili ........ ilçesi ....... köyü çalışma alanında bulunan 1 59... ve 130 parsel sayılı sırasıyla 3483,74 m² ve 6457,57 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ....... ili ....... ilçesi ....... köyü 1 59... ve 130 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu köyde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi doğrultusunda kadastro çalışmaları yapıldığını ve taşınmazların senetsizden davalı adına tespit edildiğini ileri sürerek, taşınmazların evveliyatı itibarıyla orman olması, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması, zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmemesi ve taşınmazların kamu malı niteliğinde bulunması nedeniyle tespitin iptaline ve taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine ve taşınmazların davalı adına tesciline karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2016 tarihli ve 2015/171 Esas, 2016/96 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine ve 1 59... ve 130 parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.11.2021 tarihli ve 2021/13825 Esas, 2021/11340 Karar sayılı ilamıyla, "... doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örneklerinin ilgili yerlerden getirtildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşifte, getirtilen belgelerin dava konusu taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumunun saptanması, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu hususlarının düşünülmesi, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi, yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (...... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazların, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, taşınmazların gerçek eğiminin klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmesi, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlenmesi, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar- ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınması, ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayanarak açıklattırılması, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılması, ziraatçi bilirkişiden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmesi, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması " gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "1 59... parselin en eski hava fotoğrafında dahi tarla olarak gözükmesi karşısında zirai amaçlı imar-ihyasının en geç 1956 yılında tamamlandığı, bilinen en eski zilyetinin taşınmazı tarla olarak kullandığı, en eski malikin mirasçısından satın alan davalının eklemeli olarak bu şekilde sürdürdüğü, davalının zilyetliğinin günümüze kadar devam ettiği, taşınmazın ziraat bilirkişisince kuru arazi olarak mütalaa edildiği, taşınmazı orman sayılan yerlerden olmadığı; 1 59... parselin ise taşınmazın (A) harfiyle gösterilen kısmının en eski hava fotoğrafında dahi tarla olarak gözükmesi karşısında zirai amaçlı imar-ihyasının en geç 1956 yılında tamamlandığı, diğer kısmının ise ham toprak olarak kaldığı, bilinen en eski zilyetinin taşınmazı tarla olarak kullandığı, davalının murisinin ölene kadar zilyetliği bu şekilde sürdürdüğü, ölümünden sonra davalının zilyetliğinin devam ettiği, taşınmazın ziraat bilirkişisince kuru arazi olarak mütalaa edildiği, taşınmazı orman sayılan yerlerden olmadığı, davalının ve murisinin kadastro çalışma sahasında 100 dönümü aşan senetsizden kazanımının bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 59... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, kadastro bilirkişisinin hazırladığı 09.10.2023 havale tarihli ek raporda yer alan krokide (A) harfiyle gösterilen 5.479,17 m²lik alanın tarla vasfıyla aynı ada ve aynı parsel numarası ile davalı tespit maliki adına tapuya tesciline, kadastro bilirkişisinin hazırladığı 09.10.2023 havale tarihli ek raporda yer alan krokide (B) harfiyle gösterilen 978,40 m²lik alanın ham toprak vasfıyla 159 ada son parsel numarası ile davacı Hazine adına tapuya tesciline; 1 59... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla tespit maliki adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların tamamının tescilli veya tespit dışı olarak Hazineye ait olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı ve taşınmazlar üzerinde davalılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.