MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/108 E., 2025/167 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 54... parsel (eski 2246 parsel) sayılı 13.345,34 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro çalışmasında tespit harici bırakıldıktan sonra, yargılama sırasında idari yoldan arsa vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan, dava dilekçesinde sınırları bildirilen yaklaşık 10.000,00 m² yüzölçümündeki zeytinli tarla vasfındaki taşınmaz hakkında, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın davacılar adına eşit hisselerle tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuş, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın vasfı belirlenerek, orman olduğunun tespit edilmesi halinde orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2012 tarihli ve 2005/139 Esas, 2012/963 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, 26.03.2010 havale tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfiyle gösterilen 9.661,26 m²lik taşınmazın 1/2'şer pay oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 02.10.2012 tarihli ve 2005/139 Esas, 2012/963 Karar sayılı kararı, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.05.2014 tarihli ve 2014/3111 Esas, 2014/5451 Karar sayılı ilamı ile, "İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerinde yazılı şartların davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, ancak Dairenin geri çevirme kararı sonrasında aldırılan 01.04.2014 tarihli ek raporda, taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldığı ve yörede 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a madde uygulamasının yapıldığı dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 22 45... parsel numaraları verilerek arsa vasfıyla Hazine adına tescil edildiğinin anlaşıldığı açıklanarak, bu durumda öncelikle, 22 45... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları ve tescil dayanağı belgelerin, 22/2-a çalışmasına ilişkin çalışma ve askı ilân tutanaklarının getirtilmesi, dava sırasında yapılmış bir çalışma varsa, tapu kayıtlarının kesinleşmeyeceği değerlendirilerek davalı şerhi verdirilmesi, davanın 22/2-a çalışmasına itiraza dönüşüp dönüşmeyeceğinin ve görev hususunun düşünülmesi, dava tarihinden önce kesinleşmiş bir işleme dayanılarak tescil edilmişlerse, davanın tapu iptali ve tescile dönüşeceği dikkate alınarak, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve 20 yıl süreyle zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği yönlerinden araştırma yapılması" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda 16.03.2017 tarihli ve 2014/1101 Esas, 2017/92 Karar sayılı kararla, 2245 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın dosyadan tefriki ve ayrı bir esasa kaydedilmesine, 16.08.2016 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfiyle gösterilen ve ... ilçesi ... Mahallesi 2 54... parsel (eski 2246) sayılı taşınmaz içerisinde kalan 1.662,85 m²lik kısma ilişkin davanın kabulüne, 1.662,85 m²lik taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2'şer pay oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 16.03.2017 tarihli ve 2014/1101 Esas, 2017/92 Karar sayılı kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.02.2020 tarihli ve 2017/8019 Esas, 2020/398 Karar sayılı ilamıyla, "yapılan incelemede dava konusu taşınmazın 1987 yılında imar planına alındığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince bu tarihten sonraki zilyetliğe değer verilmeyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiği, ancak 1987 yılından geriye doğru 20 yıl öncesine ait memleket haritası ve dayanağı hava fotoğraflarının getirtilerek, yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığının belirlenmediği, ...'nın davaya dahil edilmeden hüküm kurulduğu, buna göre taraf teşkilinin sağlanması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, orman sayılan yerlerden olmadığının anlaşılması halinde davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, dosya kapsamında alınan raporlar ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın davacı tarafından imar-ihya edildiği kültür arazisi vasfında olduğu, mera vasfı taşımadığı, üzerinde keşif tarihinden 55... yıl önce dikilmiş zeytin ağaçlarının bulunduğu, 1964 yılı hava fotoğraflarına göre taşınmazda tarım yapıldığının sabit olduğu, hayvanların otlamasını önlemek için taş duvar çekildiği, taşların toplandığı, mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarında, dava konusu taşınmazın 1960'lı yıllardan itibaren davacının zilyetliğinde bulunduğunu beyan ettiklerinin anlaşıldığı, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 06.12.2022 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen, ... ilçesi ... Mahallesi 2 54... parsel sayılı (eski 2246) taşınmaz içerisinde kalan 1.662,44 m²lik taşınmaz bölümünün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile son parsel numarası verilmek suretiyle 1/2'şer pay oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda imar ve ihya edildiği belirtilen alandaki ağaçların kim tarafından dikildiği ve sayısının somut bir şekilde belirlenmediğini, dava konusu taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğunu, bilirkişilerin aksi yöndeki tespitlerinin kabul edilemeyeceğini, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmazın miktar fazlası olması nedeniyle 1973 yılında yapılan tesis kadastrosunda tespit harici bırakıldığını, bu nedenle Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, 444 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydının miktar fazlası olan bölümünün doğu sınırından ayrıldığını ve tespit harici bırakılan diğer yerlerle birlikte idari yoldan 2244, 22 45... parsel numaraları verilerek 09.03.2011 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazda zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından, 1976 yılında kesinleşen kadastro çalışması sırasında tespit harici bırakıldığını, davanın hakdüşürücü süre içinde açılmadığını, bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmediğini, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın eğimi ve üzerindeki bitki örtüsüne göre fiilen orman vasfı taşıdığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğunu, bu çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle tespit harici bırakıldığını, taşınmazın 1987 yılında imar planı kapsamına alındığını, 2011 yılında idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini, 2016 yılında uygulama kadastrosuna konu edildiğini, yapılan incelemelerde mera vasfında olduğunun anlaşıldığını, bozma ilamındaki eksikliklerin giderilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu taşınmaz 1976 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında tespit harici bırakıldıktan sonra, yargılama sırasında 2011 yılında idari yoldan tescile konu edilerek 2246 parsel numarası verilerek 13.204,91 m² yüzölçümü ve arsa vasfıyla Hazine adına tescil edilmiş ve bilahare 2016 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu sonucunda 2 54... parsel numarasını almıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile dava konusu 2 54... parsel sayılı taşınmazın 1.662,44 m²lik bölümünün davacılar adına tesciline dair yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin 2005/139 Esas ve 2012/963 Karar sayılı kararı ile fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 26.03.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 9.661,26 m²lik kısmın davacılar adına tesciline karar verilmiş, işbu karar davacılar tarafından temyiz edilmemiştir. Yine 2245 parsel sayılı taşınmazın dosyadan tefriki öncesinde harita, orman ve ziraat bilirkişilerince düzenlenen 16.08.2016 tarihli heyet raporunda, dosya içerisinde bulunan 26.03.2010 tarihli teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (A) harfiyle adlandırılarak 9.661,26 m²lik olarak hesaplandığı, bu alan ile Hazine adına tescil edilen 22 45... numaralı parsellerin birbiri ile konumsal olarak değerlendirmelerinin yapıldığı, teknik olarak kuzey sınır hattında küçük farklar oluştuğu, koordinat farklılıkları giderilerek kadastrodaki tescilli koordinatlar ile uyumlu hale getirildiği, bu kıyaslamaya göre (A) harfli alanın yüzölçümünün 9.540,65 m²lik olarak belirlendiği, bu alanın rapor ekinde (B) harfiyle gösterilen 7.877,80 m²lik bölümünün 2 54... parsel (eski 2245) içerisinde, (C) harfiyle gösterilen 1.662,85 m²lik bölümünün ise 2 54... parsel (eski 2246) içerisinde kaldığının belirtilmiş olduğu, buna göre, önceki kararın davacı tarafından temyiz edilmediği ve bu hususta hükmü temyiz eden davalılar Hazine ve ... lehine usuli müktesep hak oluştuğu, usuli müktesep hakkın gözetilebilmesi amacıyla her iki parsele ilişkin davaların birleştirilerek görülmesi gerekirken, ayrı dava dosyaları üzerinden yargılama yapılarak hüküm tesisi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, 2 54... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan dava konusu z bölümü hakkında zilyetlikle iktisap koşulları yeterince araştırılmamıştır. Hükme esas alınan 06.12.2022 tarihli heyet raporunda, 1964 yılına ait hava fotoğrafı, 19 78... yıllarına ait memleket haritalarının incelenmesinde dava konusu taşınmazın kapama zeytin bahçesi özelliği taşımamakla birlikte üzerinde dağınık düzeyde 55... yıl önce dikilmiş zeytin ağaçları, bu ağaçlar arasında yer yer meşe ağaçları bulunduğu, belirtilen yıllarda kadim taş seki teraslama yapılmış olduğu, zaman içerisinde bu teraslarda yıkılmalar ve bozulmalar meydana geldiği, taşınmaz üzerinde 55... yıl öncesi geleneksel yöntem ile tarım yapıldığının tahmin edildiği, sonrasında alınan ek raporlarda da aynı kanaatlerin bildirildiği, ayrıca ağaçların sayısı konusunda bir araştırmalarının olmadığı belirtilmiş, kök raporun orman yönünden inceleme bölümünde ise yukarıda belirtilen hava fotoğrafı ve memleket haritalarına göre taşınmaz üzerinde orman bitkisi niteliğinde çam ve Akdeniz bitki özelliklerini taşıyan maki ve funda türü bitkilerin bulunduğu, bozma öncesinde yapılan 22.01.2016 tarihli keşif sonucu düzenlenen heyet raporunda da dava konusu taşınmaz bölümü ve 2245 parsel sayılı taşınmaz bölümü üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının aşılı olduğunun belirtildiği, buna göre hükme esas alınan 06.12.2022 tarihli heyet raporu ve ek raporların kendi içinde ve önceki tarihli bilirkişi raporlarıyla çelişkili tespitler içerdiği anlaşılmış, yine bir taşınmazın kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, usuli müktesep hakların gözetilebilmesi amacıyla eldeki dava dosyası ile daha önce birlikte görülen eski 2245 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyasının birleştirilerek yargılama yapılması, taşınmazın 1987 yılında imar planı içerisine alındığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince dava konusu yerin imar planına alındıktan sonraki zilyetliğine değer verilemeyeceği göz önünde bulundurularak, bu tarihten 15, 20... yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden celp edilerek dosya arasına alınması, komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, sonrasında mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, üç kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi heyeti ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, vasfını ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının sayısını, deliceden aşı olup olmadığını, eğer deliceden aşılama ise aşı yaşlarını, taşınmazdaki zeytin ağaçlarının tam kapalılık oluşturmadığının anlaşılması durumunda kapalılık oluşturan alanın tespiti ile kapalılık oluşturmayan bölümler yönünden toprak yapısı itibarıyla zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmaz bölümlerinin her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, önceki raporlarla karşılaştırmalı, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlenmesi istenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların konumunun orijinal renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, taşınmazın sınırlarını ve vasfını, öncesinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenmeli; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ayrıca Kadastro Müdürlüğünün 19.01.2011 tarihli cevabi yazısında taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zilyetlik şartları oluşmadığından tapulama harici bırakıldığı bildirilmekle bu hususun da araştırılarak, zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden ... Belediye Başkanlığına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.