MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/320 E., 2022/1 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil ..., davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ...... ili ..... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 327, 330, 331, 332, 3 38... parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/14 Esas sayılı dosyasında konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Davacı ...'ın Asliye Hukuk Mahkemesinde ... ve ... ....... aleyhine açmış olduğu ve ..., İskender ve ... ile ...’un müdahil olarak katıldığı müdahalenin önlenmesi davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz bir dava olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını, taşınmazlar üzerinde hiçbir fuzuli müdahalesinin söz konusu olmadığını, bu yerlerin daha evvel Pertek Asliye Hukuk Mahkemesinde olan bir dava sonucu kesinleşmiş ilam gereğince ve İcra Dairesince kendisine teslimi yapılan yerler olduğunu, icrai işlemde de herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, icrai işlemin usulsüzlüğü iddia ediliyorsa da bu itirazın icra tetkik merciine yapılması gerektiğini ve Pertek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.07.2010 tarihli ve 1994/6 Esas, 2010/1 Karar sayılı kararı ile davacı ... ve ... mirasçılarının ve asli müdahil ...’un davalarının reddine, asli müdahil ...’nun davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 327, 330, 331, 332, 3 38... parsel sayılı taşınmazların yüzölçümü tespit gibi baki kalmak üzere, her biri 48 hisse kabul edilerek kararda gösterilen kişilerin adlarına tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı müdahil davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.11.2014 tarihli ve 2014/5729 Esas, 2014/9597 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan sözedilerek kadastro tutanakları malik hanesi açık olarak Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Bu nedenle; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesine göre Kadastro Mahkemesince resen yapılacak araştırma ile taşınmazların niteliği ve maliklerinin belirlenmesi zorunlu olmasına rağmen, dava konusu taşınmazlar içerisinde kestane ağaçları bulunmasına ve ormana sınır oldukları halde, bu taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; öncelikle, dava konusu taşınmazların tutanak asılları malik hanesi açık olarak Kadastro Mahkemesine devredildiğinden dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye Hazineye ve Orman İdaresine tebliğ edilip husumet yaygınlaştırılmalı, Hazine ve Orman İdaresinden delil ve belgeleri istenmeli, daha sonra, yörede orman sınırlandırılması 4785 sayılı Orman Kanunu'na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) hükümleri nazara alınarak yapılmış ise, haritası uygulanmak suretiyle, sınırlandırma, 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadan 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapılmış ve taşınmazlar, tahdit sınırları dışında kalıyor ise veya sınırlandırma hiç yapılmamışsa, memleket haritası, eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip; önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı ve bir ziraat bilirkişisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde taşınmazların ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, mülkiyet iddiasında bulunan kişiler yönünden zilyetlik yolu ile kazanma (Medenî Kanun'un 713. maddesi, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki) koşulların araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, dava tarihinden 20 yıl öncesinde çekilmiş hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazların o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, yine fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, taşınmazların toprak yapısı incelenmeli, dava konusu taşınmazların fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenip; taşınmazların öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri tutanak içeriği ile çeliştiği takdirde 3402 sayılı Kanun'un 30/1. maddesi gereğince tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, kişiler yönünden de Tapu ve ilgili kAdastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gözetilmek suretiyle sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğu." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ... ve ... mirasçılarının, asli müdahil ...’un davalarının reddine, asli müdahil ...’nun davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 327 parsel sayılı taşınmazın ... adına, 330 parsel sayılı taşınmazın ... adına, 331 parsel sayılı taşınmazın ... adına, 332 parsel sayılı taşınmazın ... adına, 338 parsel sayılı taşınmazın Aydın Doğru adına ve 339 parsel sayılı taşınmazın ... adına tapuya tescillerine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde; Pertek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/208 Esas ve 1969/65 Karar sayılı dosyası ile tescil ve müdahalenin men'i davası hakkında karar verildiğini ve taşınmazların kendilerine teslim edildiğini, davacı ...'ın hiçbir hakkının bulunmadığını, davacıların kötü niyetli hareket ettiklerini, dava konusu taşınmazların ...'a ait olduğunu ve murislerinden noter senedi ile satın aldığını, satış senedinin zilyetlikle birleşmediğinden bahisle davanın reddinin doğru olmadığını ve kendi lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 1 ve 2 numaralı bentte verilen davanın reddine yönelik hükmün onanmasını, ancak 327, 330, 331, 332, 3 38... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın kabulüne yönelik hükmün bozulmasını, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacılar tarafından işgal edildiğini, zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının çelişkili ve yetersiz olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kısmi kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; yargılama sırasında alınan teknik bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi beyanlarından 327, 330, 331, 332, 3 38... parsel sayılı taşınmazların çevresindeki ormanlık alanlarla bütünlük teşkil ettiğini ve bu hususun dosyada yer alan plan, kroki ve eski tarihli haritalarda da açıkça görüldüğünü belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar ve asli müdahiller yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ..., davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazine ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL nin temyiz eden müdahil ...'dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.