MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2120 E., 2024/2000 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/379 E., 2021/443 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. .......... ili ........ ilçesi .......... Mahallesi çalışma alanında 1976 yılında yapılan tapulama sırasında dava konusu taşınmaz, 342 parsel numarasıyla tapu kaydı nedeniyle tarla vasfıyla dava dışı ............adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2000 yılında satış suretiyle tapuda davalılar adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2013 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda ise 1 35... parsel numarasını almıştır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde, 1980 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, 1993 yılında yapılan aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve tüm bu ormanlarda 2/B madde uygulaması, 2016 yılında 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un mülga 11/10. maddesi uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmaları vardır.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan 342 parselin kısmen kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın bu kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline ve davalıların müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazı müvekkillerinin iyi niyetli edindiklerini, taşınmazın fiilen orman olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava konusu eski 342, yeni 1 35... sayılı taşınmazın 18.250,00 m²lik kısmını da kapsayacak şekilde bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen alanın Devlet ormanı içerisinde kaldığı, Kadastro Müdürlüğünün 04.07.2017 tarihli yazısı ekinde bulunan askı ilan cetvelinde, dava konusu taşınmazın 18.250,00 m²lik kısmın Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/378 Esas, 1986/31 Karar sayılı kararı ile orman sınırları içinde kaldığının belirtildiği, buna göre, bilirkişi raporunda belirlenen ve karara ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 18.250,00 m²lik kısmın Mandacıdere Devlet Ormanı Tahdit Sınırı içinde kaldığı, dolayısıyla, bu kısmın kesinleşmiş Devlet ormanı sınırları içinde ve orman sayılan yer olduğu, Devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olamayacağı, taşınmaz orman sınırı içinde iken oluşturulan tapu kayıtlarının yolsuz tescil niteliğinde olduğu, dava dilekçesinde, tapu iptal ve tescil talebi yanında, el atmanın önlenmesi talebinin de bulunduğu, davanın açıldığı tarihte taşınmazın davalılar adına tapuda kayıtlı olduğu, tapu kaydı iptal edilene kadar müdahalenin haksız olduğundan söz edilemeyeceği, her ne kadar davalı ... vekili ile diğer davalının tereke temsilcisi vekilinin duruşmadaki beyanlarıyla, taşınmazın orman olduğuna hükmedilmesi halinde lehlerine tazminata hükmedilmesi talep edilmiş ise de, davalılarca usulüne uygun açılan bir tazminat davası bulunmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (eski 342 parsel) yeni 1 35... parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi .............. tarafından ibraz edilen 02.09.2019 tarihli raporun ekinde bulunan krokide (A) harfi gösterilen 18.250,00 m²lik kısmına ilişkin davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın bulunduğu bölgenin son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, el atmanın önlenmesi talebinin reddine, davalılarca usulüne uygun açılan bir tazminat davası bulunmadığından, tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usûl ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde; dava konusu taşınmazı müvekkillerinin iyiniyetle satın aldıklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik olduğunu, taşınmazın orman vasfında olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılıp, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.