MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/7 E., 2025/157 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... ve ... vekili, asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü (eski ... ili ... ilçesi ... Mahallesi) çalışma alanında bulunan temyize konu 155, 156, 5 26... parsel sayılı taşınmazlar, pay tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, maliki belirlenemeyen paylarında Hazineye ait olduğu belirtilerek, paylı olarak Hazine, ... ve ölü olduğu şerhi yazılarak ... adlarına; 3 13... parsel sayılı taşınmazlar ise, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü (eski ... ili ... ilçesi ... Mahallesi) temyize konu 155, 156, 526, 635, 3 13... parsel sayılı taşınmazların murisi ...'e ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazların muris ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.
3. Asli Müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu 155 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 156 parsel sayılı taşınmazın ise yaklaşık 5 dekarlık kısmının murisi ... zilyetliğinde bulunduğunu sürerek, taşınmazın muris ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, cevap dilekçesi ibraz etmemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2008 tarihli ve 2002/12 Esas, 2008/14 Karar sayılı kararıyla, davacıların davasının reddine, 3 13... parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline ve diğer taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 22.09.2008 tarihli ve 2002/12 Esas, 2008/14 Karar sayılı kararına karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (7). Hukuk Dairesinin 21.06.2012 tarihli ve 2011/4389 Esas, 2012/4847 Karar sayılı ilamıyla, "taşınmazların bulunduğu ... Köyü ... ilçesine bağlı iken ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 16.05.20 02... .05.2002 tarihli yazısına göre ... ilçesine devredildiği belirtilmiştir. Bu duruma göre yeni bir ilçe kurulması hali söz konusu olmayıp idari kuruluşta yapılan bir değişiklik söz konusu olduğundan ... Kadastro Mahkemesinin yetkisizlik kararı yerinde değildir. Taşınmazlar hakkındaki yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınır. Hal böyle olunca mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyanın ... Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu taşınmazların tamamı hakkında infaza elverişli hüküm kurulmaması ve dosyadaki veraset ilamı ile nüfus kaydına göre ... mirasçılarının soyadlarının "....." olduğu halde nedeni tespit edilemeyecek şekilde "......." olarak yazılması ve bu şekilde doğru sicil oluşturulması kuralının gözardı edilmesi dahi isabetsizdir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, "fen bilirkişi raporuna göre dayanak tapu ve vergi kayıtlarının, dava konusu 155, 156, 5 26... parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, mahalli bilirkişiler ve tanıkların dayanak yapılan kayıtların uygulanması sırasında sınır olarak gösterilen taşınmazlar ve kişiler ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları, dava konusu 155, 156, 635 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan T.Evvel 1339 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının sınırlarının mahalli bilirkişilerce bilinmediği, sadece bir yönde "kaş" olarak okunan kısmın dağın sırt kısmı olduğunu bildiklerine, 155 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetiyle ilgili olarak keşif esnasında dinlenilen mahalli bilirkişilerin ...'ın uzun yıllardır kullandığını ancak mülkiyetinin ...'e ait olduğunu duyduklarını beyan ettikleri, taraf tanıkları ile mahalli bilirkişi beyanlarının çeliştiği, davacıların ya da asli müdahilin iddialarını ispatlar nitelikte tanık beyanı dışında her hangi bir yazılı belge ya da delili dosyaya sunmadıkları bu nedenlerle asli müdahil ve davacının iddialarını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davacılar ve asli müdahilin davasının reddine, 155, 156, 5 26... parsel sayılı taşınmazların hükümde pay ve adları yazılan tespit maliki mirasçıları ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında ...’in mirasçılarının kim olduğunun belli olmadığı gerekçesiyle davaya konu taşınmazlara ilişkin Hazine adına yapılan tespitin kanuna aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazlardaki Hazine adına yapılan tespitin iptaliyle davaya konu taşınmazların kök muris ...’in yasal mirasçıları olan çocukları ...-...-...’e kaldığını; bu kişinin de bekar ve çocuksuz ölmesi nedeniyle tereke iki pay kabul edilerek bir payının ..., bir payının da ... mirasçıları adına tescili suretiyle davanın kabulünün gerektiğini, dava konusu 155, 156, 5 26... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tedavül tapu kayıtları ve tahrir kayıtlarına göre mahallinde komşu hudutlar belirlenmek suretiyle bu kayıtların dava konusu taşınmazlara ilişin olduğu ispatlanmış olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, keza dinlenen tanık ifadelerinde de davaya konu taşınmazların kök murisimiz ...’ten geldiği ve kadim yıllardan beri ekilip dikilmek suretiyle zilyetliğinin devam ettiğinin açıkça beyan edildiği, tüm bu deliller kapsamında davanın kabulü gerekirken aksi yönde verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayalı gerekçelere dayanmakta olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 155 parsel sayılı taşınmazın kadimden beri müvekkilimin mirasbırakanı, devamında müvekkil ve ailesi tarafından malik sıfatıyla nizasız fasılasız zilyet edildiğini, tespit tutanağına ... mirasçılarının zilyet olduğunun açıkça yazdığını, İlk Derece Mahkemesince geçerli bir dayanak oluşturulmadan dava reddedilerek 2/3 payın Hazine adına tesciline karar verildiğini ve mahalli bilirkişilerin beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanak tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyup uymadığı, taşınmazlarda Hazine adına hisse tespit edilmesinin doğru olup olmadığı ve tapu kaydının uymaması halinde zilyetliğinin kimde olduğuna noktalarında toplanmaktadır.
1. Davacılar ... ve ... vekilinin, dava konusu 313, 3 14... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacılar ... ve ... vekilinin, dava konusu 1 56... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davacı ...'in davasının reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; eldeki dava, miras hakkı ve zilyetliğe dayalı olarak açılan kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Ne var ki; dava konusu 156 parsel sayılı taşınmaz, kadastro tespitine esas alınan T.Evvel 339 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının 1/3 hisseye ilişkin olduğu, 1/3 hissenin eşit hisselerle ... ve Ölü ... adlarına, kalan 2/3 hissenin ise hisseye ait tapu kaydına ulaşılamadığı için ise Hazine adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, dava konusu taşınmaza ... ailesinin zilyetliğinde olduğunu belirtmiş, 04.07.2024 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da, dava konusu 526 parsel sayılı taşınmazın 70 - 80 yıldır tarımsal üretimde kullanıldığı ve kuru mutlak tarım arazisi vasfında olduğu beyan edilmiştir. Bu durumda dava konusu taşınmazın 2/3 hissesinde 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap şartlarının ... mirasçıları lehine oluştuğunun ve buna bağlı olarak 3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun) 13/B-c maddesi gereğince tapunun davacı taraf lehine hukuki kıymetini yitirdiğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı ...'in davasının kabulüne ve Hazine adına tespit edilen 2/3 hisse yönünden kadastro tespitinin iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3. Asli müdahil ... vekilinin, dava konusu 155 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile asli müdahil ...'ın davasının reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; asli müdahil ..., dava konusu taşınmazların ...'lere ait olduğunu, ancak taşınmazın yakın murisi ...'a çalışma karşılığında hibe edildiğini ileri sürmüş olup, tespite esas dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığına yönelik bir iddiasının bulunmaması karşısında, dayanak tapu kaydının dava konusu 155 parsel sayılı taşınmaza uyduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığının kabulü gerekir.
Yukarıda da izah edildiği üzere, dava konusu 155 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan T.Evvel 339 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının 1/3 hisseye ilişkin olduğu, 1/3 hissenin ise eşit hisselerle ... ve Ölü ... adına, kalan 2/3 hissenin ise hisseye ait tapu kaydına ulaşılamadığı için ise Hazine adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler tarafından, dava konusu 155 parsel sayılı taşınmazın ...'ın kullanımındayken 30 yıl kadar önce ölümüyle oğlu ... tarafından zilyet edildiği, davacı tanığı...........'ın beyanlarında da geçtiği üzere taşınmazın 1955-1960 yıllarında ... tarafından ...'a verildiği ve taşınmazın bugüne kadar ... ve çocukları tarafından kullanıldığı beyan edilmiştir. Her ne kadar tanık beyanında, taşınmazın kullanımının mülkiyetin devri amacını gütmediği belirtilmiş ise de, uzun süreli nizasız kullanımın malik sıfatıyla zilyetliğe karine oluşturacağının kabulü gerekir.
Öte yandan, 04.07.2024 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da, dava konusu 155 parsel sayılı taşınmazın 70-80 yıldır tarımsal üretimde kullanıldığı ve kuru mutlak tarım arazisi vasfında olduğu belirtilmiş olup, bu durum karşısında, dava konusu taşınmazın 2/3 hissesinde 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap şartlarının ... mirasçıları lehine oluştuğunun ve buna bağlı olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun) 13/B-c maddesi gereğince tapunun Hazineye ait 2/3 hissesi yönünden hukuki kıymetini yitirdiğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, asli müdahil ...'ın davasının kabulüne, Hazine adına tespit edilen 2/3 hisse yönünden kadastro tespitinin iptali ile ... mirasçıları adına tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ... ve ... vekilinin, dava konusu 313, 3 14... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parseller yönünden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Davacılar ... ve ... vekilinin dava konusu 1 56... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahil ...'ın dava konusu 155 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının ise yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince bu parseller yönünden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılar ... ve ... ile asli müdahil ...'a iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.