MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2160 E., 2025/1248 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/89 E., 2022/438 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... ... köyü çalışma alanında bulunan 3 41... parsel sayılı 8.071,16 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) (2/B) maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... oğlu ... zilyetliğinde bulunduğu" şerhi yazılarak zeytinlik vasfıyla Hazine adına tespit ve hükmen tescil edildikten sonra 02.10.2012 tarihinde "taşınmazın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığı" şerhi yazılmıştır.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının ... ili ... ilçesi ... ... köyü 3 41... parsel (eski 1086 parsel) sayılı taşınmazın zilyeti olduğunu, taşınmaza ilişkin 02.10.1995 tarihli kadastro çalışmaları ile “6831 sayılı Kanun'un (2-B) maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılması” ve “Bu parseldeki zeytinler ... oğlu...’e aittir.” şerhi işlendiğini, davacının tapu kaydında yer alan bu şerhe istinaden...’e ait olan zilyetliği devir aldığını ve 05.03.2010 tarihli ve 3048 yevmiye numaralı işlem ile de bunu tapu kütüğüne şerh ettirdiğini, bölgede ikinci kez kadastro çalışması yapıldığını ve bunun akabinde taşınmazın tamamının orman vasfına haiz olduğu gerekçesi ile 02.12.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlem ile (2/B) şerhinin terkin edilerek, tamamının orman sınırları içinde kaldığına dair şerh işlendiğini, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 26.04.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ve Kanun'un 6. maddesi ile (2/B) alanlarında hak sahiplerine taşınmazların doğrudan satışının düzenlendiğini, kanunun yürürlüğe girdiği tarih ve uygulama süresi itibarıyla taşınmaz üzerindeki şerhinin terkin edilmiş olması sebebiyle müvekkilinin bu haktan istifade etmesinin engellendiğini, müvekkili tarafından tapu kaydına güvenilerek taşınmazın zilyetliğinin alındığını ve tapu kaydına şerh ettirildiğini, taşınmazın (2/B) şerhinin terkininin müvekkilinin 6292 sayılı Kanun'un kanuni düzenlemeden istifade etmesine engel olduğunu ve gelecekte benzer bir düzenlemenin tekrar söz konusu olması halinde de taşınmazın maliki olmasına engel olabilecek nitelikte olduğunu, bu hususun mülkiyet hakkı ile doğrudan ilişkisi bulunduğunu, taşınmazın tamamının 31.12.1981 yılından öncesinde dahi zeytinlik vasfında bulunduğunu ve orman vasfını yitirdiğini, 02.12.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlem ile (2/B) şerhinin terkin edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi gereğince orman vasfını yitirdiğinin tespiti ile tapu kaydındaki şerhin buna göre düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 3 41... parselin içerisinde bulunduğu ... ... mevkinde ilk orman tahdit çalışmasının 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1945 yılında ilan edilerek kesinleştiğini, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik (2/B) madde uygulaması yapılmak üzere işe başlandığını, 25.10.2002 tarihinde ikmal edildiğini, orman vasfını yitiren yerlerin ancak Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılabileceğini, bu nitelikte yerler hakkında davacının mülkiyete dayalı aktif dava ehliyetinin olmadığını, daha önce orman kadastrosu yapılan ve kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan bu nitelikte yerlerin orman sınırları dışına çıkarılmasının, orman niteliğinin kaybettirilmesinin talep edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, ormanlardan tapu ve zilyetlik yoluyla toprak kazanılamayacağını, orman statüsü devam eden bir yerde kazandırıcı zamanaşımının işlemeyeceğini, bu duruma olanak sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin ilgili fıkralarının Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas, Karar; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 Esas, Karar ve 13.06.1989 tarihli ve 07/25 Esas, Karar sayılı kararları ile iptal edildiğini ileri sürerek, davacının usul ve kanuna aykırı tespite itiraz ve şerhin düzeltilmesi talepli davasının reddini savunmuştur.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz hakkında ... Milli Emlak Müdürlüğü tarafından icra edilen idari tahkikat neticesinde düzenlenen tutanakta; dava konusu taşınmazın tapu kaydında zilyet olarak belirtilen şahıs tarafından herhangi bir satın alma talebinde bulunulmadığının bildirildiğini, 6292 sayılı Kanun'un 5. Maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince hak sahiplerinden İdarenin teklifini kabul etmeyenlerin doğrudan satış hakkından yararlanamayacaklarını ve başkaca talepte bulunamayacaklarını, taşınmazın tamamı üzerinde çalı ve çam ağaçlarının mevcut olduğu, yer yer delice zeytin ağaçlarının bulunduğunun tespit edildiğini ve taşınmazın tarımsal bir kullanımın olmadığının aşikar olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''mahallinde yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, orman vasfında olduğu, bilirkişi raporları ile saptanan taşınmazın orman olması nedeniyle son tarihli kadastronun usulüne uygun olduğu'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "çekişmeli taşınmazın öncesinde, 2. madde kapsamında olduğu, ancak 2013 yılında yapılan işlem ile orman kadastrosu içine alındığı ve (2/B) madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılmadığının tespit edildiği, davanın bu hali ile dava konusu taşınmazın (2/B) vasfıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma istemine ilişkin olduğu, 6831 sayılı Kanun'un 2/3 maddesi gereğince, taşınmazların ... tarafından yapılacak (2/B) madde uygulaması sonucunda, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılabileceği ve orman kadastro sınırları içinde kalan bir taşınmaza karşı orman sınırları dışına çıkarma istemiyle, İdareyi zorlayıcı dava açılamayacağı, davacının davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
114/1-d. maddesine göre, (aktif) taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığı ve davacı tarafça dava konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı bulunduğu ileri sürülmüş ise de, mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazdaki kullanım hakkının, ayni bir hak olmayıp mülkiyet isteme hakkı vermeyen kişisel hak olduğu'' gerekçesiyle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeniyle kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmesi suretiyle davacının aktif taraf ve dava ehliyeti bulunmadığından usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; 2709 sayılı Anayasa'nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35/1. maddesinin“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” şeklinde olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi ile mülkiyet hakkının iç hukuk yönünden; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol 1. maddesi gereğince de uluslararası hukuk yönünden güvence altına alınmış bir hak olduğunu, müvekkili tarafından tapu kaydına güvenilerek taşınmazın kullanıcılığının alındığı ve tapu kaydına belirtme olarak yazıldığı taşınmazın (2/B) şerhinin terkinin, müvekkilinin 6292 sayılı Kanun'un istifade etmesine engel olduğunu, gelecekte benzer bir düzenlemenin tekrar söz konusu olması halinde de taşınmazın maliki olmasına engel olabilecek nitelikte olacağı ve bu hususun mülkiyet hakkı ile doğrudan ilişkisi bulunduğunu, müvekkili lehine konulan bu belirtmenin, mülkiyet hakkından kaynaklanan korumadan yararlanması gerekirken yapılan işlem ile müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, bilirkişiler tarafından tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, bu durumun hatalı rapor düzenlenmesine sebep olduğunu, harita bilirkişisi tarafından düzenlenen raporun hatalı olduğu ve geçmiş yıllara ilişkin hava fotoğraflarının değerlendirilmediğini, bilirkişiler tarafından taşınmazın zeytinlik vasfında olup olmadığının yeteri kadar irdelenmesinin mümkün olmadığını ve İlk Derece Mahkemesince eksik incelemeye dayalı rapor ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapu kaydına konulan orman şerhinin kaldırılması istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda lehine kullanıcı şerhi bulunan davacının eldeki davayı açmak hususunda aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye 6100 sayılı Kanun'un
369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.