MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/429 E., 2025/2790 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/44 E., 2023/86 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ...... Mahallesinde bulunan 1 16... parsel sayılı taşınmaz, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanunlarla Değişik 2. maddesinin (B) bendine göre Orman Kadastro Komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde P-XVII nolu 2/B parseli sınırları içerisinde bulunduğu, 3402 sayılı Kanunda değişiklik yapan 5831 sayılı Kanun Ek-4. maddesine göre bahçe ve üzerindeki 3 katlı kargir bina .... oğlu ...'ın 15 yıldır fiili kullanımda bulunduğu ve İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün 22.07.20 10... sayılı yazısına istinaden parselin tamamı 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na (2873 sayılı Kanun) tabi "tabiat parkı alanıdır" şerhinin beyanlar hanesinde belirtildiği ve bahçe vasfı ile 1309,28 m² yüzölçümü ile Hazine 28.07.2010 adına yapılan tespite karşı Kadastro Mahkemesinde dava açıldığı ve 30.04.2019 tarihli Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2019/898 Esas, 2986 Karar sayılı onama ilamına istinaden kesinleşerek 07.11.2019 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi .... Mahallesinde bulunan 1 16... parsel sayılı 2/B parselinde kullanıcı olarak tescilli olduğunu, müvekkilinin 3194 sayılı İmar Kanun'un (3194 sayılı Kanun) geçici 16. maddesi uyarınca gerekli başvuruları yaparak yapı kayıt belgesi aldığını ve kanun uyarınca üzerinde yapı bulunan 2/B alanlarının kullanıcılarına satılması gerekirken müvekkilinin satın alma isteminin parselin tabiat parkı alanında olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca Polonezköy'de yapılan çalışmalarda müvekkilinin kullanımında olan 1 16... parselin tabiat parkı alanı içinde olduğu yönünde tespiti içeren maddi hatanın giderilmesi için ilgili İdare Orman Bakanlığına bildirimin sağlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Beykoz Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait 1 16... parselde 3402 sayılı Kanun'un 22/a uygulama çalışması kapsamında herhangi bir kadastro çalışması yapılmadığını, uygulama kapsamı dışında kalan 2/B parseli olduğunu, taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı da tutulmadığını, bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esas bakımından reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu taşınmazın 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılan 2/B kadastro çalışmalarında oluşan parsel olduğunun krokisi gönderilerek bildirildiği, dava konusu taşınmazda 22/a güncelleme kadastrosu yapılmadığı, 2/B kadastro tutanağının 2010 tarihinde kesinleştiği, taşınmazda yeniden çalışma yapılarak 2/B alanları ve tabiat parkı alanlarındaki hataların düzeltilmesi ve yeniden belirlenmesi talebinin İdarenin takdir hakkı tapsamında bulunduğu, Mahkemelerce, İdarenin takdir hakkına müdahale niteliğinde karar verilemeyeceği anlaşılmakla davanın hukuki yarar yokluğu" gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 114/h ve 115/2 maddeleri gereği hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tabiat parkının sınırlarının hatalı olarak belirlenmiş olmasının mülkiyet hakkını kısıtlar nitelikte olduğunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 2/a maddesi gereği dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, Hazine adına tapulu olan ormanlık alan ve tabiat parkı alanlarının yeniden ölçülerek hatanın giderilmesi gerektiğini, aynı şekilde 2/B alanlarında farklı tarihlerde farklı alan belirlemesi nedeniyle bu alanların yeniden ölçülmesi gerektiğini, buna ilişkin yapmış oldukları başvurunun 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine aykırı bir şekilde red edildiğini oysaki davaya konu kadastro çalışması yapılmadan önce sözü geçen kanun hükmüne göre sınırlandırma ve hesaplama hatasının öncelikle düzeltilmesi gerektiğini, ancak yapılan çalışmalarda bu durumun eksik bırakıldığını, ilgili İdareye de bildirimde bulunulmadığını, tabiat parkı olmayan bir alanın maddi hata ile tabiat parkı sayılmasının hukuken yok hükmünde olmasına rağmen bu durumun yapılan kadastro çalışmasında düzeltilmesi gerekirken bunun yapılmadığını ve açılan davanın haklı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılması davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a çalışmalarının yapılmasını talep ederek sınırlarının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.