MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2082 E., 2025/1093 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/602 E., 2023/327 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sonucunda, .... ili .. ilçesi .... Mahallesi 2 56... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebinde fundalık ve sahipsiz yerlerden iken 15 yıl öncesinde ... oğlu ... ... tarafından tarla haline getirildiği ve zilyetliğinde olduğu belirtilmiş, beyanlar hanesinde ise "üzerinde imar-ihya hakkı .......ya aittir" şerhi yazılması suretiyle Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 03.06.1997 yılında yapılan imar uygulaması sonucunda 112 37... parsel numarasıyla ve 369,00 m² yüzölçümlü olarak Hazine adına tapuya tescil edilmiş, bilahare taşınmazın tapu kaydına "2/B", "imar-ihya hakkı ... ... aittir" ve "taşınmazın üzerindeki bina ... ... aittir" şerhleri yazılmış, 04.02.1999 yılında ... Belediye Başkanlığına tashihen devredilmesinden sonra aynı işlemle 26.08.2009 tarihinde davacı ... adına tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 112 37... parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin davacı ... Başkanlığına ait olduğunu, taşınmazın beyanlar hanesinde imar ve ihya hakkı .... ait şerh bulunduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 17... . maddeleri ile imar-ihya şerhi bulunan taşınmazlar için imar ihya hakkı sahibi tarafından 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 09.10.1987 tarihinden iki yıl içinde dava açılmasının zorunlu olduğunu, dava konusu taşınmazın beyan hanesinde bulunan ... .... iki yıl içinde dava açmadığını, imar-ihyaya dayalı kişisel hakkının ortadan kalktığını, dava konusu taşınmazın 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (4706 sayılı Kanun) uyarınca üzerindeki bina sahibine satışı yapılmak üzere Hazine tarafından Belediyeye devredildiğini ve iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davalının imar-ihyaya bağlı kazanım hakkının hukuki dayanaktan yoksun hale geldiğini belirterek, taşınmaz üzerinde bulunan şerhin kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceğini, davanın husumet nedeni ile reddi gerektiğini, davanın şerh sahibi aleyhine açılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar uygulaması yoluyla 03.06.1997 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 04.02.1999 tarihinde ... Belediyesine devredildiği, 5747 sayılı Büyükşehir Belediye Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca 26.08.2009 tarihinde ... Belediyesine devredildiğini Hazineye ait taşınmazların üzerindeki bina sahiplerine satışının yapılabilmesi için belediyeye bedelsiz devredilmesi ile ilgili düzenlemenin yer aldığı 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 8. fıkrası "Yapılacak yazılı tebligat tarihinden itibaren bir yıl içinde satın alınma talebinde bulunulmayan veya üzerinde yapılanma olmayan ve bu madde kapsamında devredilen taşınmazlar genel hükümlere göre belediyece satılabilir. Devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyece satılmayan taşınmazlar, belediyelerin muvafakatine ve hükme gerek olmaksızın Hazine adına resen tescil edilir." düzenlemesi bulunduğunu, düzenleme gereği davacı Belediyenin tasarruf hakkı mevcut olmayıp davanın Hazineye ihbarı gerektiğini, davalının yasal hasım olduğunu bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 112 37... parselde imar ve ihya şerhinin davalının murisi ......ait olduğunu ancak açılan davada davalının taraf olarak gösterilmediğini sonrasında dahili davalı olarak davaya dahil edildiğini, söz konusu davada tapuda lehine imar ve ihya şerhi bulunan kişinin davalının murisi olduğundan husumetin tek mirasçı olan davalıya yöneltilmesi gerektiğini, Tapu Müdürlüğüne karşı dava açılamayacağını bu nedenle davanın davalı sıfatı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı belediyenin bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davacı söz konusu taşınmazı satacak ise tapu kaydında lehine imar-ihya hakkı şerhi bulunan davalının ön alım hakkı nedeniyle burayı öncelikli olarak satın alma hakkı bulunduğunu, davalı murisi ....... aleyhine benzer şekilde İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/355 Esas, sayılı dosyasında imar ve ihya hakkı olan 112 37... ve 6 parsel sayılı taşınmazlara, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/54 Esas sayılı dosyasında 12 34... parsel sayılı taşınmaza, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/351 Esas sayılı dosyası ile 112 18... , 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara yönelik imar ve ihya haklarının iptali için davalar açıldığını, açılan davaların reddedildiğini ve Yargıtay incelemesinde bulunduğunu, imar ve ihya şerhinde görüleceği üzere,..... 15 yıllık imar-ihya hakkının 1955 yılı itibariyle olduğunu ve devam eden yıllarda 20 yıllık kazanma süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "aynı konuda farklı bir davacı tarafından açılan ve görülen tapu kaydındaki şerhin terkini davasında İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/351 Esas ve 2017/280 Karar sayılı 15.06.2017 tarihli ilamda; Bu şekildeki şerhin zilyetlik şerhi olarak değerlendirilmesi gerektiği, esasen taşınmazın imar ve ihya hakkının kesinleşmiş kadastro tespitine göre ...... ait olduğu, bir başka anlatımla zilyetlik yoluyla bir hak ileri sürülmesi durumunda bunun ... .... ait olacağı yönündeki şerhe göre 1954 yılında yapılan kadastro tespiti çerçevesinde imar ve ihyanın tespitin yapıldığı tarihten geriye doğru 15 yıllık zaman dilimi içerisinde ...... tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, imar ve ihyası yapılan taşınmazın yeninden imar ve ihyası söz konusu olamayacağından davacının talebinin zilyetlik hakkına münhasır olması gerektiği, ...'ın murisi ...... bu zilyetlik hakkını devir ve teslim almasının zorunlu olduğu, davaya konu taşınmazı ...... zilyet iken terk ettiği veya buraya daha önce davacının murisinin sonrasında ise davacının zilyet ettiği noktasında tanık beyanlarıyla kesin bir ispat sağlanamadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesinin 2018/26 Esas ve 2018/280 Karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve sonrasında temyiz yoluna müracaat edilmesi neticesinde Dairemizin 2022/1918 Esas ve 2022/7053 Karar sayılı 19.04.2018 tarihli ilamı ile işbu yerel mahkeme kararı onanmıştır. İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/355 Esas ve 2017/372 Karar sayılı 14.07.2017 tarihli ilamda: Farklı bir davacı tarafından açılan aynı konudaki davada terkini istenilen şerhin 01.02.1954 tarihli kadastro tespit tutanağı ile tapu kaydına şerh düşüldüğü ve bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. madde uyarınca kadastro tutanağının kesinleşmesinin ardından on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinin ardından kadastro tespitinden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağından bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/354 Esas ve 2018/561 Karar sayılı dosyasında 27.12.2018 tarihli ilamda: Farklı bir davacı tarafından açılan aynı konudaki davada, iptali istenen zilyetlik şerhinin 1954 yılında yapılan kadastro tespiti ile oluştuğu ve kadastro tespitinin 28.06.1954 tarihinde kesinleştiği, 26.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu'nun 6/1. maddesi gereği bu yasanın yürürlük tarihinden önce 1954 yılında kesinleşen kadastro tespitine göre davalı ve murisi lehine hak sahipliği durumunun kesinleştiği bu nedenle de davacının talep hakkı olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece mahallinde keşif yapılarak davaya konu taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup bu değer üzerinden noksan harç tamamlatılmıştır. Tüm dosya kapsamı yeniden gözden geçirildiğinde emsal mahkeme ve yargıtay içtihadı, istinaf mahkemesi içtihadı da nazara alındığında davaya konu taşınmazda kadastro tespitinden önceki bir hukuki sebeple kadastro tutanağında var olan tespite dayanılarak tapu kaydına da taşınan "imar-ihya hakkı ........ aittir" şerhinin kadastro tutağının kesinleşmesinin ardından 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasının ardından 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca bu şerhin terkinin talebinin ileri sürülmesi hukuken kabul görmeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından esasa yönelik ve davalı Hazine vekili tarafından ise vekalet ücretine yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu edilen ve silinmesi talep edilen şerhin, kadastro tespitinden önceki hukuki sebebe dayalı olduğu ve kadastro tespitinin kesinleştiği 28.06.1954 tarihinden itibaren dava tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından mahkemece, davanın reddine karar verilmesi isabetli ise de; davada birden çok davalı olmasına rağmen, (mülkiyet iddiası ileri sürülmediğinden maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gereken davada) nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi ve hangi davalı lehine hükmedildiği açıklanmadan infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın reddine, davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak eşit olarak davalılar Hazine, Tapu Müdürlüğü ve ...'a ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve Kanuna aykırı olduğunu, tapu kaydında imar-ihya şerhi bulunan taşınmaz için, imar-ihya hakkı sahibi tarafından 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 09.10.1987 tarihinden itibaren iki yıl içinde dava açılmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde ... ... tarafından yapılan bina bulunduğunu, beyanlar hanesinde de " Üzerindeki Bina ... ... aittir." şerhi bulunduğunu, mahallinde yapılan keşifte de taşınmaz üzerinde 3 katlı yapı bulunduğunun tespit edildiğini, binanın 2981 sayılı Kanun uyarınca İmar Affı kapsamında yer aldığını dosya kapsamına göre taşınmazı imar-ihya edenin... olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan şerhin terkin edilmesinin gerekip, gerekmediğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... Belediyesi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.