(765 S. K. m. 243, 245)
Dava: Suçunu ikrar için işkence ile ölüme neden olmaktan sanıklar N. Göksel, M. Soylu, H. Göre, Y. Tokur, S. Tür'ün yapılan yargılanmaları sonunda; Beraatlerine dair (İSTANBUL) 7. ağır Ceza mahkemesinden verilen 21/12/1995 gün ve 218 esas, 213 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı ve müdahiller vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 15/11/1996 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: F. Tuna'nın doğal bir nedenle ölmediği, kafaya vaki künt travma ile oluşan beyin kanaması ve müteaddit darbelerden husule gelen solunum yetmezliğinden öldüğü, bu eylemin sorgulama sırasında gerçekleştirildiği cihetle ciddi boyuttaki işkence sonucu öldürme olgusunun karanlıkta kalmaması ve itham perdesinin açılması açısından,
1- 7/8/1980 günlü olayın diğer mağduru F. Çinilioğlu'nun sorgulamasını yapan timin, ölümle ilgili soruşturmayı yürüten tim olması gerekmekle mahkemenin de kabulü vechile bu tutanak altındaki 4 imzadan ikisinin Y. Tokur ile aynı suçtan önceden mahkum edilen ve mahkumiyeti gerekçesinde bu eylemi kimliği belirsiz diğer görevlilerle birlikte ika ettiği ifade olunan S. Yalcın'a ait olduğu anlaşılmakla birlikte diğer 2. imzanın aidiyeti vechinin saptanmamış olduğu anlaşıldığından, soruşturmanın bu eksikliğin ikmali yönünden gerektiğinde 867 kod nolu tim mensubu olarak ifade edilen N.Göksel, M. Soylu, H. Göre, S. Tür'ün imza örneklerinin alınıp resmi belgelerdeki imzaları da temin ve eklendikten sonra istiktabı yaptırılarak hukuki değerlendirmeye olanak sağlayacak bir rapor istihsali lüzumu,
2- Olayın diğer mağduru F. Çinilioğlu hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 2. Nolu Askeri mahkemesinin 1980/881 esas ve 1982/76 karar sayılı içeren dosyasında olayımıza ışık tutabilecek beyanlar bulunması ihtimaline mebni bu dosyanın celb ve değerlendirmeye alınması zorunluluğu
3- Aynı olayda F. Çinilioğlu'nun da işkenceye maruz kaldığı, ancak: bu konuda takipsizlik kararı ittihaz edildiği ifade edildiğine göre bu evrakın da getirtilerek diğer delillerle birlikte gözönünde tutulması gereklidir.
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olmakla , üyelerden Nevzat Tankut ve Yusuf Kenan Doğan'ın soruşturmanın genişletilmesine lüzum olmadığı yönünde tecelli eden ve Nevzat Tankut'un beraat hükmünün onanmasına, Yusuf Kenan Doğan'ın hükmün esastan bozulup S. Tür dışındaki sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerekeceği biçimindeki karşı oylarıyla hükmün tebliğname hilafına BOZULMASINA, 11/12/1996 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Dosyada sanık olarak belirlenen kişilerin F. Tuna'nın sorgulanmasını yaptığı hususunda yeterli delil olmadığı, yine olay tanığı F. yi sorgulayan kişilerin aynı zamanda F.nin de sorgulamasını yaptığı, keza anlaşılamaması, şahit F.nin sanıkları teşhis edememiş olması karşısında çoğunluğun soruşturmanın genişletilmesi yönündeki düşüncesine katılmadığım cihetle hükmün onanması reyindeyim.
KARŞI OY: Olay 1980 yılında Beşiktaş ilçesi hudutları içerisinde polisce üzerlerinde yapılan arama sırasında F. Çiniliğlu'nun çantasında bir tabanca ele geçmesiyle başlamış, F. yanında maktul F. Tuna olduğu halde önce Beşiktaş karakoluna, oradan da Siyasi Şubeye götürülmeleriyle gelişmiştir. Siyasi Şubede adı geçenlerin sorgularının yapıldığı sırada Adli Tıp Raporunda belirlenen arazlardan dolayı F. Tuna rahatsızlanmış, hastaneye kaldırıldıktan sonra sorgulama sırasında aldığı darbeler sonunda öldüğü anlaşılmıştır.
Sorgulama sırasında sorgu odasında maktul F. yanında F. Çiniciğolu ve sorguyu yapan tim görevlilerinden başka kimse mevcut değildir. Bu nedenle mevcut F.ye ait 7/8/1980 tarihli ifade ve otopsi raporundan başka bir delilin bulunması da sözkonusu olamaz. Emniyet Genel Müdürlüğünün dosya içinde bulunan ve değişik tarihleri içeren yazılarından sorgulamanın N. Göksel'in amiri bulunduğu ekip tarafından yapıldığı, sorgulama sırasında sanıklar M. Soylu, H. Gör, Y. Tokur ve S. Yalçın'ın bulunduğu anlaşılmış olup, N. Göksel ve Y. Toker'in beyanları da yazı içeriğini doğrular mahiyette bulunmuştur. Bunlardan S. Yalçın önce yargılanmış ve bu suçtan mahkum edilmiş ve cezası da kesinleşmiştir. Diğer bir anlatımla Beşiktaş'ta sapasağlam ve basit bir suçtan dolayı yakalanan genç bir kimse emniyete götürüldükten sonra sorgulama sırasında öldürülmüştür. Bu durum karşısında özel bir odada sorgulamaya tabi tutulduğu, işkence sonucu öldürülen maktulün adı geçen sanıkların işkenceye tabi tutulduğu konusunda mevcut deliller dışında delil araştırmaya kalkılması, mevcut delilleri de karartabileceğinden ve 1980 yılından beri Devlete ait karakolda öldürülen maktulün öldürme eylemini gerçekleştiren faillerin cezalandırılamamasından doğan ve Adaleti geciktiren ve bir anlamda Adalet olmaktan çıkaran yargılama safahatını daha fazla uzatmanın hiçbir yararı olmayacağı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle sanıklar N. Göksel, M. Soylu, H. Gör ve Y. Tokur'un maktulü işkence sonucu öldürmeleri anılan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla, mahkumiyetleri gerekirken haklarında beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan beraat hükmünün bu nedenlerle bozulması, sanık S. hakkındaki beraat hükmünün onanması düşüncesi ve oyundayım.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy