(765 S. K. m. 264)
Dava: Patlayıcı madde bulundurmak ve satmaya kalkışmaktan sanıklar A. B., N. D.nin yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine ve zoralıma, TCK'nin 31. maddesi gereğince 3 yıl süre ile kamu hizmetlerinden yasaklanmalarına, aynı yasanın 33. maddesi gereğince ceza süresinde yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına dair Sivas 1. Ağır Ceza ahkemesinden verilen 2.6.1997 tarih ve 17 Esas, 48 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca CMUK'nin 318. maddesi gereğince sanıklar vekili tarafından duruşmalı inceleme isteğinde bulunulan dava evrakı C. Başsavcılığı'nın 8.8.1997 tarihli onama istekli tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş ve 24.9.1997 duruşma tarihi tayin edilerek incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Bir adedi yabancı, üç adedi MKE mamulü olan nitelikleri bilirkişi raporunda gösterilen dört adet savunma el bombasını taşıyıp bulunduran sanık N. D. ile bu bombaları satışa arzeden A. B.nin suçlarının subutu kabul, savunmaları inandırıcı gerekçelerle incelenip reddolunmuş, Askeri Ceza Kanunu'nun 131 ve TCK'nin 264/5. madde ve fıkrası son cümlesinin uygulanmasına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
TCK'nin 264/5. madde ve fıkrasının ilk cümlesinde, nitelikleri belirtilen bombaları taşıyan, bulunduran, satan, satmaya çalışanlar veya alanlar için temel suç tanımı yapılarak, yaptırımı gösterilmiş, aynı fıkranın ikinci cümlesinde bu şeylerin (cins ve miktar itibariyle) vahamet arzetmesi durumunda daha ağır yaptırım öngörülmüş ve son cümlesinde ise (cins ve miktarın önemsiz sayılması ve failin olumlu kişiliği) gözetilip müeyyidesi hafifletilmiş bulunmakla; vahamet haliyle önemsizlik hali arasında bir değerlendirme yapılması gerektiğinde, önemsiz deyiminin çok az sayıya vahametin ise çok daha ciddi boyut ve yoğunluğa delalet etmesi gerekeceği, bu durumda suça konu dört adetten ibaret bombanın cins itibariyle özelliği mevcut ise de sayısal açıdan vahamet ya da önemsiz deyimlerinin kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması gerekeceği, bu kriterlere göre her iki sanığın da TCK'nin 264/5. madde ve fıkrasının ilk cümlesinde yer alan yaptırımla cezalandırılmasının oluştaki davranış biçimleri de dikkate alındığında hak ve nesafet ölçülerine daha uygun olacağının yeniden tartışılması gerekliliği, bozmayı gerektirmiş duruşmalı inceleme sırasında sanıklar vekilinin bu hususu kapsayan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 1.10.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy