(765 S. K. m. 312, 19)
Dava: Halkı din farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekten sanık Ş.K.'nın yapılan yargılanması sonucunda; TCK'nin 312/2, 19. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis, 420.000 lira ağır para cezasıyla hükümlülüğüne dair Ankara 1. No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden verilen 9.10.1997 gün ve 163 Esas, 176 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi Yerel C. Savcısı ve sanık vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile 17.11.1997 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip, gereği görüşüldü:
Karar: C. Savcısının hakim havalesi taşımayan temyiz isteminin CMUK'nun 310. ve 317. maddeleri uyarınca REDDİNE,
Sanık vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde; Cumhuriyetin Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu kavramlarıyla temel ilkelerinin belirlendiği,
Bu ilkelere göre; laik devlet yapısı içinde herkesin özel hayatında inançlarını özgürce yaşaması en doğal hakkı olmakla birlikte, bireylerin devletin yasa ve kurallarını kendi inançlarına uydurmayı istemek ve dayatmak hakkına sahip bulunmadıkları, bunun da ötesinde hiç kimsenin hukuk düzeninden de boyutlu olan kamu düzenine karşıtlığını gerekçe yaparak toplumda gerginlik yaratıcı, insanları birbirlerine karşı kin ve düşmanlığa tahrik edici söz ve eylemlerde bulunma hakkına sahip olamayacağı, TCK'nın "Ammenin Nizamı Aleyhine İşlenen Cürümler" başlığı altında düzenlenen 312. maddesindeki suç tipinde bu tür davranışların yaptırıma bağlandığı, sanık belediye başkanının partisinin genişletilmiş il Divanı Toplantısında bir bütün olarak ele alınan konuşması ve yayın yoluyla yayma konusu dava dışı kalmakla birlikte, iradesindeki sürekliliği ve kararlılığını yansıtma amacıyla bu konuşmanın kamuya duyuru başlığı altında yayımlanan metninde; 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü'ne istemeyerek katılma nedenini gerekçe alıp "mecburiyet karşısında gittiğim yerde, inancımıza küfredilirken, değerlerimize küfredilirken, içimize kan akıyor, ama resmi görevimiz icabı orada bulunmak zorundayız." "Bu zulüm rejimi değişmelidir, tek parti rejiminin kalıntısı, çağdışı olmuş, insanları köle gibi gören, reyv erip de yöneticisini seçen insanlara, hiç muamelesi yapan bu düzen mutlaka değişmelidir... Müslümanlar! Sakın ha! İcinizden bu hırsı, bu kini, bu nefreti ve bu imanı eksik etmeyin" tarzındaki sözleriyle konuşmanın bütününde demokratik cümhuriyet rejimine karşıtz düşünceler üreten ve taşıdığı sıfat itibarıyla ve özellikle dini duyguları coşkulu biçimde ateşleyerek kendi alt kültürüne bağlı toplumunu etkileme ve yönlendirme gücüne sahip olacağı tartışmasız bulunan sanığın halkı, laik sistemi savunanlara karşı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği, hukuka aykırı, kusurlu davranış biçiminin TCK'nın 312. maddesinin 2. fıkrasındaki suçu oluşturacağı, sonraki faal nedamet halinin suçluluğu bertaraf edemeyeceği, dosyadaki bilgi ve belgelerden kuşkuya yer vermeyecek biçimde anlaşılmış olmakla, mahkemenin kabulü ve uygulaması yerinde görülmüş ve İstanbul 5. No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığı'nın sanık hakkındaki takipsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin olarak, itiraz üzerine verdiği kararın kesin olması nedeniyle, bu karar aleyhine "yazılı emir" gibi olağanüstü kanun yoluna başvurulmasının yargılamanın durmasını veya ertelenmesini gerektirmeyeceği, kaldiki bu konudaki başvurunun da yetkili merciine ve usulüne uygun biçimde yapılmadığı belirlenmiş; ayrıca, mahkemece sorgusu yapılan sanığın müdafii tarafından verilen ve sanığın son oturuma katılamayacağını bildiren dilekçede; duruşmanın bir başka güne ertelenmesi istemi bulunmadığı gibi, bu oturumda vekilleri aracılığıyla savunmanın da yapılmış olduğu anlaşılmış olmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak beliren kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık vekillerinin suçun oluşmadığına, usul kurallarına aykırılık yapıldığına, son söz hakkı verilmediğine, TCK7nın 59. maddesi ile 647 sayılı yasanın lehe hükümlerinin uygulanmama gerekçelerine yönelik olup, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık Ş.K. hakkındaki hükmün istem gibi ONANMASINA, 10.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy