(765 S. K. m. 243) (2709 S. K. m. 17, 90)
Dava: Suçunu söyletmek için işkence yapmaktan sanıklar L. T., E., F., M., M., T., A., R., H.'in yapılan yargılanmaları sonunda; Beraatlerine dair (Manisa Ağır Ceza Mahkemesi)nden verilen 11.3.1998 gün ve 128 esas, 46 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahiller vekilleri ve C. Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 22.9.1998 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Manisa Emniyetli Terörle Mücadele Şubesi Görevlileri olan sanıkların bir Yasa dışı pankart asma olayı nedeniyle aralarında 16-17 yaşlarında öğrenci mağdurlarında bulunduğu kişilerin, illegal örgüt üyesi olabilecekleri olasılığından hareketle soruşturmaya geçip kuşkularını yoğunlaştırdıkları, mağdurları bulundukları yerlerden peyder pey toplayıp sorgulamaya aldıkları 26.12.1995 tarihinde başlayan gözaltı sürecinin 5.1.1996 tarihine kadar sürdüğü, bu süre içinde sanık olarak sorgulanan mağdurlara suçlarını söyletmek için sürekli biçimde maddi ve manevi işkence yapıldığı iddiasının ortaya atıldığı,
Sorgulama sürecinin başlangıcında periodik rutin sevkler sırasında alınan tabip raporlarında mağdurlarda darp ve cebir arazına ve patolojik bulgulara rastlanmadığı tanıları mevcutsa da, bir parlementerin konuyla ciddi biçimde ilgilenmesi, mağdur ailelerinin ısrarlı yakınmaları, şikayetlerin yoğunlaşması, yazılı ve görsel basın aracılığı ile kamu oyuna yansıtılması ve evrensel platforma taşıması nedenleriyle önce Adli Tabip, sevk üzerine Devlet Hastahanesi, müdahiller vekillerinin çabaları ile İzmir Tabipler Odası (İTO) tarafından yaptırılan muayene ve tetkiklerden sonra tüm mağdurların fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kaldıklarının belirlendiği,
Yargılama aşamasında serbest kalmaları nedeniyle kendi olanaklarıyla (İTO) ya başvuruları sağlanan mağdurlardan Abdullah, Jale ve Mahir yönünden gözlem ve tıbbı tetkiklere dayalı olarak alınan raporlarda; Maddi ve manevi travmaların kesin bulguları saptanmış, tutukluda kalan diğer mağdurlar için aynı imkan bulunmadığından önceki raporları, beyanları ve anatomik şemalarda işaretlenen kişisel yakınmalarının değerlendirilmesi sonucu düzenlenen (İTO) raporlarından; sorgulama yöntemleri ve oluşun yönlendirdiği verilerde nazara alındığında gerek psikolojik açıdan gerekse fiziki yönden doktirinde ve uygulamada benimsenen işkence nitelemesi boyut ve yoğunluğunda şedit, haysiyet kırıcı, zalimane eylemlere maruz kaldıkları anlaşılmış, bu olaydan sonra bir kısım mağdurların intihara kalkıştığı, bir kısmının tüberküloz hastalığına yakalandığı, bir kısmının da sürekli psikolojik tedaviye muhtaç kaldığı belirlenmiştir.
Raporların ve anlatımların ortak karekterlerinden, yoğunluk kazanan davranış biçimlerinin; Hakaret, tehdit, göz bağlamak, yüksek volümlü marş dinletmek, çırıpçıplak soymak, elektrik akımı vermek, basınçlı su sıkmak, ıslak battaniyeye sarmak, beden gücünün dayanamıyacağı sabit hareketlere zorlamak, erkeklerin palalarını sıkmak, kızlara cinsel taciz, makatlarından cop sokmak, fiziki cebir ve yek diğerine yapılan işkenceyi seyrettirmek şeklinde sonuç almaya yönelik süreklilik gösteren bezdirici, ızdırap verici nitelik gösterdiği anlaşılmıştır.
Anayasamızın 17/3. maddesinde; "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyeti ilebağdaşmayan bir cezaya ve muameleye tabi tutulamaz" hükmü yer almış, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 5. maddesindeki ögeler "işkence/torture", "zalimane-cruel", "gayri insani-inhurmain", "haysiyet kırıcı-actes-outrageants" deyimiyle TCK.nun 243 maddesine aynen aktarılmıştır.
Ülkemiz, evrensel boyuttaki İnsan Hakları ile ilgili Uluslararası sözleşmeleri benimsemiş ve İç Hukukumuzun bir parçası olarak yasalaştırmıştır. Anayasamızın 90/son madde ve fıkrasına göre usulünce yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Sözleşmeler Kanun hükmündedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki hak ve hürriyetlerin başında, yaşama, işkenceye, gayrı insani yahut haysiyet kırıcı ceza ve muamelelere karşı korunma hakkı belirlenmiş, 3. maddesi ile yasaklama getirilmiş, Avrupa Konseyi bünyesinde 1987 yılında imzalanan "işkencenin ve insanlık dışı veya küçültücü ceza ve muamelelerin önlenmesi" sözleşmesinin dibacesinde TCK.nun 243. maddesinde yazılı tanımlamalara aynen yer verilmiştir. Bu sözleşme sadece kural belirlemekle kalmamış (CPT) işkencenin önlenmesi komitesi komisyonu kurarak taraf ülkeleride uygulamayı fiilen denetime almıştır. Bu komisyon üye ülkelerin, cezaevlerinde ve emniyet birimlerinde inceleme yaparak kamusal açıklama (Public statement) ile kınama yetkisini haizdir. Yine Türkiye'nin taraf olduğu "işkence ve diğer zalimane, gayri insani veya küçültücü muamele ve cezalara karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 1. maddesinde (işkence terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa bu şahsın veya... üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya uygulanan fiziki veya manevi, ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir), tanımına yer verilmiştir.
Bu değerlendirmelere göre mağdurların maruz bırakıldıkları hareketlerin işkence niteliğinde olduğunun kabulü kaçınılmazdır.
Sanıkların fiili ve hukuki durumlarına gelince;
1) L.'in: Mağdurlar A., M., H., Ö., L., E., J., M., A., S., A. ve A.'a,
2) T.'un: Mağdurlar A., M., L., E., A. ve S.'ya
3) E.'in: Mağdurlar A., M., H., Ö., L., E., M., A., J., S. A.'ye,
4) F.'nin: Mağdurlar A., M., H., Ö., L., E., M., A., J., S., A.'ye,
5) M.'nın Mağdurlar A., M., H., Ö., L., E., M., J., S., A.'ye,
6) M.'in: Mağdurlar A., M., H., Ö., L., E., M., A., J., S., A.'ye,
7) T.'un: Mağdurlar A., M., L., E., J., S.'ya,
8) A.'nın: Mağdurlar A., M., Ö., L., E., M., A., J., S., A.'ye,
9) R.'ın: Mağdurlar A., M., H., Ö., E., M., A., J., S., A., F.'a,
10) H.'in: Timin Amiri olarak sorgulamayı yönlendirip işkence eyleminin tümünün azmettiricisi konumunda olarak tüm mağdurlara karşı,
Yapılan işkencelerde aktif rol üstlendikleri, sonucu belirli hareketlerden soyutlanmalarına imkan olamayacağı, aksi takdirde şahadetin ortak karakter gösteren ve raporlarla doğrulanan iddialardaki samimiyetin reddine ve varolanın yok sayılmasına gerekçe bulunmayacağı muhakeme mantığı ve vicdan ölçüleri gereğidir.
Belirlenen olgu ve bulgular çerçevesinde subutun kabulü zorunlu iken, inandırıcı olmayan ve dosya içeriği ile bağdaşmayan yetersiz gerekçelerle sanıkların beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş C. Savcısı ve müdahiller vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olmakla hükmün (BOZULMASINA), 12.10.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy