(765 S. K. m. 264)
Dava: Yetkili mercilerden ruhsat almaksızın patlayıcı madde imal edip patlatma ve patlama sonucu yaralamaya sebebiyet vermekten sanık M.C.'un yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne, erteli cezasının aynen infazına dair (TAŞKENT) Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 10.12.1998 gün ve 11 esas, 25 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile 19.1.2000 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak,
Sanığın, tarlasının ortasında bulunan kaya kütlesini parçalamak amacıyla bu işe özgü olarak hazırladığı azot (kimyasal gübre) ve şekerden oluşan karışımı kayanın ortasında açtığı bir deliğe doldurup saniyeli fitil yardımıyla patlatmaya çalıştığı, fitilin tamamen yanmasına karşın bu karışım patlamayınca, bu işten vazgeçip deliğin içindeki karışımı bir tarafı kaşığa benzeyen bir demir çubukla boşaltıp evine döndüğü, akşam kahvehanede karşılaştığı müdahil Nurettin ile ertesi günü bu kayayı keski ve balyoz yardımıyla parçalama konusunda anlaştıkları, olay günü sanık ve müdahilin buraya gelerek sanığın içindeki patlayıcı karışmı tamamen temizlediğini sandığı kaya üzerindeki delikten yararlanarak kayayı parçalamak amacıyla bu deliğe koyduğu demir keskiye müdahilin elindeki balyozla vurduğu sırada deliğin dış kısmında bir miktar kaldığı anlaşılan karaşımın patlaması sonucu sanığın ve her iki gözünde uzuv tatili olacak derecede de müdahilin yaralandıları anlaşılmış ve olay mahkemecede bu şekilde kabul edilmiş bulunmasına göre; sanığın imalata yönelik herhangi bir altyapı ve oluşum ortaya koymaksızın tek bir olaya özgü olarak kimyasal gübre ve şekeri karıştırmak suretiyle patlayıcı madde ede etme eyleminin yasal anlamda imal sayılamayacağı gözetilerek eyleminin TCK'nin 264. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesi içinde değerlendirilmesi gerekirken, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı maddenin 1. fıkrası ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 10.2.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy