(765 S. K. m. 245)
Dava: Cürmü söyletmek için işkence, efrada suimuamele ve adli görevi ihmal suçlarından sanıklar Mustafa Oruç, Erol Boyraz, Recep Taşgın, Kahraman Atasoy'un yapılan yargılanmaları sonunda; sanık Mustafa Oruç'un cürmü söyletmek yada efrada suimuamele suçundan beraatına, adli görevi ihmal suçundan hükümlülüğüne ve ertelemeye, diğer sanıkların cürmü söyletmek için işkence yapmaktan hükümlülüklerine ve ertelemeye dair Ordu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 3.4.2000 gün ve 156 esas, 88 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar, müdahiller ve vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile 26.10.2001 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Adli raporlar arasında çelişki gibi gözüken durum, sanığın C. Savcılığındaki beyanı ve C. Savcısının gözleminde yer alan belirlemesiyle netleştiğinden tebliğnamedeki 1 nolu; İddianamedeki anlatım biçiminin TCK. nun 245. maddesinde tanımı yapılan suç tipine uygun bulunması nedeniyle de 2 nolu bozma düşüncesine katılınmamıştır.
Sonuç: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre sanıklar, müdahiller ve vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.11.2001 gününde efrada suimuamele suçundan kurulan mahkumiyet ve beraat hükmü oybirliği, görevi ihmal suçundan oyçokluğuyla karar verildi.
KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE
Görevi ihmal suçunun sanığı ve Asayiş Şube Müdürü Mustafa Oruç sanıkla birlikte 8 kişinin daha o sırada gözaltına alındığını, bunların üst aramaları ve kimlik tespitlerinin yapılıp tutanak düzenlenmesinin henüz bitmediğini, bu işlemler bitince görüşebileceğini kendisine ilettiğimizde fevri şekilde el-kol hareketleri yapıp ayrıldığını savunmuştur. Şikayetçi Avukat'ta hemen savcılığa şikayete gittiğini bildirmiştir. Dosyadan mağdurun olay öncesi sanık Şube Müdürünü öldürtmek için kiralık katil aradığı, dosyadaki tanığa bu iş için 20 milyar para teklif ettiği anlaşılmaktadır. Güvenlik güçlerinin bu durumda üst aramasını ve hüviyet tespitini özenle yapıp buna ilişkin tutanakları tutmasının zaman alacağı doğaldır. Bu işlemlerden sonra avukatın bir daha görüşme isteğinde bulunmaması sanığın söylemi ile avukat gibi değil suçlu yakını gibi hasmane tutum içinde bulunması da dikkate alındığında, sanığın eyleminin görevi ihmal suçunu oluşturmayacağı, disiplin işlemini gerektireceğinin hiç düşünülmemesi nedenleri ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy