(765 S. K. m. 36)
Dava: 6136 Sayılı Kanuna aykırılıktan sanık Mutlu Karakuş'un yapılan yargılanması sonunda; beraatına ve zoralıma dair Akdağmadeni Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 11.4.2001 gün ve 19 esas, 120 karar sayılı hükmün süresi içinde zoralım yönünden Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 7.5.2002 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Davaya konu tabancanın bilinen değerine göre zoralım hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Dosyada bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez kriminal polis laboratuarının 21.3.2001 günlü raporunda davaya konu tabancanın horoz yayı mesnedinin bulunmadığı, bu nedenle horozunun tam olarak kurulmadığı tetik çekildiğinde horozunun düştüğü, ancak ateşleme iğnesine yeterli darbeyi yapmadığı, dolayısıyla çapına uygun fişekleri patlatmadığı ayrıca tırnağının olmadığı bu nedenle tabancanın çalışabilmesi için bir silahçı ustasının esaslı aletli müdahalesiyle yerine sağlam ve uygun horoz yayı mesnedinin ve tırnağının takılması halinde memnuiyet vasfını kazanabileceği ve bu haliyle silahın 6136 Sayılı Yasaya göre yasak niteliğini haiz ateşli bir silah olmadığının belirtilmiş olması karşısında; TCK. nun 36. maddesinin 1. fıkrasında mahkumiyet halinde nelerin, 2. fıkrasında kullanılması, yapılması, taşınması, bulundurulması ve satılması cürüm veya kabahat teşkil eden eşyanın, 3. fıkrasında da ruhsatsız taşınan, taşınması yasak olmayan silahların zoralımına hükmolunacağı öngörülmekle, esaslı aksamı olmadığından 6136 Sayılı Yasaya göre ateşli silah niteliğinde bulunmayan dava konusu tabancanın zoralımının mümkün bulunmadığı gözetilmeyerek sahibine iadesi yerine yazılı biçimde zoralımına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 22.04.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE:
TCK. nun 36. maddesi suç mevzu olan eşya ile kullanılması bulundurulup taşınması suç teşkil eden eşyanın zoralımına ilişkindir.
CMUK. nun 392/2. maddesinde ise suç mevzu olmayan ancak münhasıran zoralıma tabi olan eşyaya ilişkin hüküm bulunmaktır. Burada ceza mahkumiyeti olmasa dahi eşyanın mutlaka zaptı emredilmektedir.
Münhasıran zoralıma tabi eşyaya, uyuşturucu maddeler ve patlayıcılar örnek gösterilebilir. Bu eşyaların yakalanmasında sanık beraat etse dahi eşyaların zoralımı gerekir.
Olayımızdaki ruhsatsız tabanca esaslı ve aletli tamiri gerektirir arızası olan bir silahtır. Bunu sahibine geri vermekle onu suça teşvik etmiş oluyoruz. Bir tarafta silah satışında münferit satış ile ticari satışı ayırmakta silahın ülke çapında yaygınlaşması ölçüsünü esas alırken kendi elimizle silahın yayılmasına neden olmuyor muyuz? Bu silahı her an tamir ettirme ve parçasını taktırıp kullanma imkanı vardır. Böyle bir silah zabıtaca sokakta bulunsa arızası var diye müsadere etmeyip de sokağa atılmasına mı karar verilecek. Konuyu mülkiyet hakkının korunması olarak da göremeyiz, çünkü bunu müsadereye tabi silah değil de demir parçası olarak kabul edersek demirin ekonomik değeri yok denecek kadar az olduğu gibi yasalar meşru mülkiyeti himaye eder ki, bu silahın meşru olmayan şekilde temin edildiği bilinmektedir.
Dairemizin 26.2.2003 gün ve 2003/1062-25 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu nedenlerle münhasıran zoralıma tabi eşya olan ruhsatsız tabancanın mahkemesince zoralımına karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan çoğunluğun sahibine iadesi yönündeki görüşünü katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy