(2709 S. K. m. 17) (765 S. K. m. 31, 33, 452) (4721 S. K. m. 471) (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 5) (AİHS. m. 3)
Dava: Suçunu söyletmek için fena muamele sonucu ölüme sebebiyet vermekten sanıklar İbrahim Türedi, Abdurrahman Çetinkaya, Ayhan Erdal, Cahit Sandıkçı, Ali Kumal, Necmettin Aydın Kaya'nın yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine TCK. nun 31. maddesi uyarınca tüm sanıkların müebbeten amme hizmetlerinden yasaklanmasına aynı yasanın 33. maddesi gereğince ceza süresi zarfında kanuni kısıtlılık altında bulundurulmalarına dair Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 5.3.2002 gün ve 18 esas, 52 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekilleri ile Yerel C. Savcısı tarafından istenilmiş olup, CMUK. nun 318. maddesi gereğince sanıklar vekilleri tarafından duruşmalı inceleme isteğinde bulunulan dava evrakı C. Başsavcılığının 18.9.2002 günlü onama istekli tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş ve duruşma günü tayin edilerek incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Bir suç isnadıyla karşı karşıya kalan bireyin, soruşturma ve koğuşturmanın her aşamasında işkence, onur kırıcı ve aşağılayıcı bir işleme maruz kalmaması en önemli insan haklarındandır. Gözaltına alınan kişinin, devletin güvencesinde olduğu ve gözaltına alındıktan sonra yapılacak tüm işlemlerde yasal kurallar, özellikle devlet görevlilerince gözetilmelidir. Çağımızda işkence, insanlık dışı alçaltıcı bir muamele olarak nitelenmekte ve evrensel anlayış ve kabul de bu yönde bulunmaktadır. Gerçekten de Anayasanın 17. maddesi ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve bu bağlamda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 5 nci, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 3 ncü maddeleri ve işkenceye karşı Birleşmiş Milletler ve Avrupa Sözleşmeleri işkence, diğer zalimane, gayriinsani ve küçültücü ceza ve muameleleri yasaklamaktadır.
Bu olgulardan ve dosyadaki bilgi ve belgelerden yola çıkılarak yapılan değerlendirmede;
Yasadışı bir örgütün Ege-Akdeniz sorumlusu olduğu savıyla aranan Ziya Mahmut kod adlı Baki Erdoğan'ın 11.8.1993 tarihinde yakalanıp Aydın Meşrutiyet Karakolunda 21.8.1993 tarihine kadar gözaltında kaldığı ve bu tarihte rahatsızlanması üzerine kaldırıldığı Aydın Devlet Hastanesinde 22.8.1993 tarihinde de öldüğü; Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin çelişkili kararlarına karşın, aynı kurumun 7.3.1996 günlü Genel Kurul raporunda ölüme neden olan akciğer ödemine, travmatik değişimler, gözaltı şartları ve açlık ve kusma gibi etkenlerin müştereken yol açtığının belirtilmesi, otopsi raporuna göre de ölenin vücudunun muhtelif yerlerinde çok sayıda travmatik bulguların saptanmış bulunması ve böylece Baki Erdoğan'ın gözaltı sırasında sorgusunu yapan sanıklarca işkenceye maruz bırakıldığı ve bunun sonucunda da ölmüş olduğunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmış olması karşısında mahkemenin sanıkların eylemlerini TCK. nun 452/2. madde-fıkrası kapsamında değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak,
8.12.2001 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 471. maddesindeki "Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar" biçimindeki yeni düzenleme karşısında TCK. nun 33. maddesi uyarınca sanıkların ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulamayacaklarının gözetilmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı görüldüğünden hükmün CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın CMUK. nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, Medeni Kanunun 471. maddesi dikkate alınarak TCK. nun 33. maddesi uyarınca sanıkların hapis hallerinin devamı süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi düzeltilerek ONANMASINA, 09.12.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıkların eylemleri ile ölüm olayı arasında organik bağ bulunmadığı düşüncesi ile çoğunluğun suçun nitelendirilmesine ilişkin görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy