(6136 S. K. m. 4) (2521 S. K. m. 3) (765 S. K. m. 45) (5237 S. K. m. 21, 25, 26)
Dava: 6136 Sayılı Kanuna aykırılıktan sanık Abdulbaki'nin yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne, ertelemeye ve zoralıma dair ( KAYSERİ ) 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 10.7.2002 gün ve 402 esas, 584 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile 15.4.2003 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Sanıkta yakalanan bıçağın, hazırlıktaki teknik polis memurunun 21.3.2002 tarihli ekspertiz raporunda iki taraflı açılıp kapanabilen metal namluya sahip, kapandığında kabza namluyu gizlemekte açıldığında ise namlu açığa çıkarak kabzasının arka kısmında bulunan mandal marifetiyle sabitlenebilen, bir tarafı keskin, diğer tarafı küt, uç kısmı delici özelliğe haiz bıçağın kelebek tabir edilen bıçak olup 6136 Sayılı Yasa kapsamına girmediğinin belirtilmesine rağmen Adli Tıp Kurumunun 30.5.2002 tarihli raporunda ise kesici ve batıcı namluya sahip namlusu kabzası içinde gizlenebilen iki parçadan oluşan kabzasının arka kısmında namlu açıldığında kabza parçalarını birbirine bağlayarak namlusunun kabza ucundan sabitleşmesini sağlayan susta mandalı bulunan bıçağın sustalı çakı olup, 6136 Sayılı Yasa kapsamına girdiğinin açıklanması karşısında çelişkinin giderilmesi için suça konu bıçak hakkında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak basıldığında kendiliğinden namlunun açılmasını sağlayan susta tertibatı bulunup bulunmadığı ve kelebek bıçak niteliğinde olup olmadığı saptanarak kelebek bıçak olup da 6136 Sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde İçişleri Bakanlığının 2.8.1995 gün, 177533 sayılı yazılarında belirtilen kelebek bıçakların 6136 Sayılı Kanun kapsamına girmeyen 2521 Sayılı Kanunun 3. maddesine göre ithal ve imaline izin verilen av bıçağı niteliğinde bıçaklardan olduğu yolundaki açıklamaları ile bu bıçakların serbestçe alınıp satılmaları ve TCK.nun 45. maddesinde "Cürümde kastın bulunmaması cezayı kaldırır" hükmü de göz önüne alınarak müsnet suçun oluşup oluşmadığının buna göre tayini gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Sanığın temyiz dilekçesinde Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğünü ileri sürmüş bulunması karşısında, varsa buna ilişkin belgelerde getirtilip TCK.nun 46 ve 47. maddeleri kapsamında bir akıl hastalığının bulunup bulunmadığının CMUK.nun 74. maddesi uyarınca araştırılıp saptandıktan sonra hüküm kurulması zorunluluğu,
4806 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK.nun 30. maddesinin 2. fıkrasındaki "bir" sözcüğünün "bin" olarak değiştirilmiş bulunması karşısında, sanığa para cezası tayin edilirken her aşamada "bin" lira küsurunun atılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy