(1412 S. K. m. 321, 322) (6136 S. K. m. 13) (765 S. K. m. 30, 102, 343, 528)
Dava: 6136 Sayılı Kanuna aykırılık ve sahte kimlik kullanmak suçlarından sanık Hakan Özel'in yapılan yargılanması sonunda; Hükümlülüğüne ve zoralıma dair Gemlik Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 17.9.2002 gün ve 505 esas, 278 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 4.6.2003 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine göre sanık vekilinin 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak,
4806 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK. nun 30. maddesinin 2. fıkrasındaki bir sözcüğünün bin olarak değiştirilmiş bulunması karşısında, sanığa para cezası tayin edilirken her aşamada bin lira küsurunun atılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirdiğinden hükmün CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında 6136 Sayılı Yasanın 13/1. madde ve fıkrası uyarınca tayin edilen temel ağır para cezasının 142.365.000 liraya ve TCK.nun 81/2-3. madde ve fıkralarının uygulanması sonrasında 146.631.000 liraya indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün oybirliği ile düzeltilerek ONANMASINA,
2- Sanık vekilinin, TCK. nun 343. maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyizine gelince;
Sanığın, üst aramasında ele geçen Uğur Gülbahar adına tanzim edilmiş, ancak üzerinde kendi fotoğrafı olan ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre iğfal kabiliyeti bulunmayan sahte nüfus cüzdanı ile herhangi bir tutanak düzenlenmesine ilişkin kimlik bildiriminde bulunmadığı anlaşılmakla, TCK. nun 343. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan suçun oluşmadığı, kişisel bilgileri konusunda gerçeğe aykırı beyanda bulunması nedeniyle eyleminin TCK. nun 528. maddesinin son cümlesindeki suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ancak TCK.nun 528. maddesindeki suçun TCK.nun 102/6. madde ve fıkrasına göre 6 aylık zamanaşımına tabi olup karar ve inceleme tarihleri arasında bu süre geçtiğinden CMUK.nun 322/1 ve TCK.nun 102/6. madde ve fıkraları uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, 22.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy