(1412 S. K. m. 317, 321, 322) (647 S. K. m. 5) (765 S. K. m. 71, 72, 81, 191, 266, 269, 271, 456, 516, 522)
Dava: Silahla müessir fiil, kamuya ait binaya zarar vermek, görevli memura hakaret, tehdit ve görevli memurun yaralanmasına neden olmak suçlarından sanık Ahmet Gül'ün yapılan yargılanması sonunda; mağdur sanıklar İbrahim ile Selçuk'a karşı işlediği görevli memura hakaret ve tehdit suçunun oluşmadığından atılı suçlardan beraatlerine ve diğer suçlardan ayrı ayrı hükümlülüklerine dair Sungurlu Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.4.2004 gün ve 140 esas, 122 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmiş olduğun-dan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 10.11.2004 günü daireye gönderil-mekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Sanığın mağdurlar İbrahim Ay ve Selçuk Özben'e yönelik görevli memura hakaret ve tehdit suçlarından hakkında verilen beraat hükümlerini temyizde hukuki yararının bulunmadığı gibi, bu hükümlerin gerekçelerine ilişkin temyizi de olmaması karşısında, sanık ve vekilinin bu suçlardan kurulan hükümlere ilişkin temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca oybirliğiyle REDDİNE,
2- Sanık hakkında mağdur İbrahim Ay'a yönelik memura etkili eylem, mağdur Selçuk Özben'e karşı memura silahlı tehdit, müşteki Selim Kayalı'ya yönelik memura etkili eylem, mağdur Sultan Uçar'a karşı görevli memura hakaret ve nas-ı ızrar suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine göre sanık hakkında bu suçlardan kurulan hükümlere ilişkin yerinde görülmeyen sair itirazların reddine.
Ancak;
a) Nas-ı ızrar ve görevli memura hakaret ve tehdit suçlarından suç tarihi itibariyle temel ağır para cezasının 346.783.000 liradan fazla tayin edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b) Tekerrüre esas alınan 532.350.000 liradan ibaret geçmiş hükümlülüğü nedeniyle 647 Sayılı Yasanın 5/6 ve TCK.nun 81/3. madde ve fıkraları uyarınca inceleme tarihine göre 21 gün hapis yerine, 30 gün hapis cezası hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini,
Sonuç: Bozmayı gerektirdiğinden hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında mağdur İbrahim Ay'a karşı etkili eylem suçundan TCK.nun 456/1, 271/1, 81/1-3. madde ve fıkraları uyarınca tayin edilen hapis cezasının 3 yıl 21 gün hapis cezasına indirilmesi ve müşteki Salim Kayalı'ya karşı etkili eylem suçundan TCK.nun 456/4, 271/1, 81/1-3. madde ve fıkraları uyarınca tayin edilen hapis cezasının 9 ay 21 gün hapis cezasına indirilmesi ve TCK.nun 191/2, 273, 81/1-3. madde ve fıkraları uyarınca tayin edilen hapis cezasının 1 yıl 2 ay 33 gün hapis cezasına indirilmesi ve TCK.nun 266/1, 269, 81/1-3. madde ve fıkraları uyarınca tayin edilen hapis cezasının 16 ay 21 gün hapis cezasına indirilmesi ve tayin edilen temel ağır para cezasının 346.783.000 liraya ve TCK.nun 269. maddesinin uygulanması sonrasında 693.566.000 liraya ve TCK.nun 81/1-3. madde ve fıkralarının uygulanması sonrasında 780.261.000 liraya indirilmesi ve TCK.nun 516/3, 522, 81/1-3. madde ve fıkraları uyarınca tayin edilen hapis cezasının 3 yıl 6 ay 21 gün hapis cezasına indirilmesi ve tayin edilen temel ağır para cezasının 346.783.000 liraya ve TCK.nun 522. maddesinin uygulanması sonrasında 173.391.000 liraya ve TCK.nun 81/1-3. madde ve fıkralarının uygulanması sonrasında 195.064.000 liraya indirilmesi ve aynı nevi cezaların TCK.nun 71. ve 72. maddeleri uyarınca içtimaı ile toplam ve sonuç hapis cezasının 7 yıl 33 ay 117 gün hapse ve ağır para cezasının da 975.325.000 liraya indirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA, 26.04.2005 gününde mağdurlar İbrahim Ay ve Salim Kayalı'ya yönelik hüküm oyçokluğu diğer yönlerden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanığın mağdurlar katibi Salim Kayalı'ya yönelik eylemi ile başka duruşma salonundaki hakim Halit ve savcı İbrahim'e yönelik sübut bulan eylemi, bulundukları odanın ahşap kapısını motorlu testere ile kesmek şeklinde olduğu, bu eylemin oluşu itibariyle silahlı tehdit suçunu oluşturması gerekirken, sanığın kastı dışındaki unsurları yani mağdurların davranış biçimleri, sonucuna göre oluşan yaralanmaları dikkate alınarak TCK.nun 456/1 ve 456/4. maddelerinden hüküm kurulması bozmayı gerektirdiğinden çoğunluğun buna yönelik onama kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy