(765 S. K. m. 81) (5237 S. K. m. 58) (5271 S. K. m. 309)
Dava: 6136 sayılı Ateşli Silahlar Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a aykırılık suçundan sanık Metin Kalkan'ın anılan Kanun'un 13/3, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/2. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay hapis ve 218.316.000. Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.4.2003 tarih, 439 esas, 152 sayılı kararının infazı sırasında, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tekerrür nedeniyle cezadan artırım yapılmasını öngören bir düzenleme bulunmadığından bahisle, tekerrür nedeniyle yapılan artışın kaldırılmasına, cezanın 1 yıl hapis ve 218 Yeni Türk Lirası adli para cezası olarak infazının gerektiğine, cezanın infazından sonra başlamak üzere, tekerrüre esas en uzun süre olan 11 ay 20 günlük sürenin 5237 sayılı Kanun'un 58/7. maddesi gereğince denetim süresine eklenmesine dair, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.6.2005 gün ve 2002/439 esas, 2003/152 sayılı ek kararına vaki itiraz üzerine, ek kararın hüküm niteliğinde olup, temyizi kabil kararlardan bulunduğu gerekçesiyle, dosyanın ilgili Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmek üzere mahkemesine iadesine ilişkin Eyüp 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19.7.2005 gün ve 2005/1142 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, hükümlünün eyleminin ruhsatsız silah bulundurma suçu olduğu, 6136 sayılı Kanun'da sanık lehine bir düzenleme yapılmadığı, bu hususun mahkemece verilen ek kararla da kabul edildiği, ancak 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan tekerrür nedeniyle cezada artırım öngören maddenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmediği, anılan Kanun'un 58. maddesinde tekerrür halinde cezanın infazının özel koşullara göre yapılacağı hususunda düzenlemelere yer verildiği, maddenin 7. fıkrasında Mahkumiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir. şeklinde yeni bir ifadeye yer verilmiş olup, bu hususun infaz rejimi ile ilgili olduğu, dolayısıyla esas hükümle birlikte 58. maddeye de karar verilmiş olması halinde herhangi bir lehe durumun söz konusu olmadığı gibi, ek kararın da itiraz kanun yoluna tabi olması gerektiği gözetilmeden, itiraz konusu hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271. maddesi uyarınca bir karar verilmesi yerine, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26.9.2005 gün ve 40095 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığından 14.10.2005 gün ve KYB/2005-176098 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi:
Karar: Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.6.2005 gün ve 2002/439 esas ve 2003/152 sayılı ek kararının, davayı sonuçlandıran hüküm niteliğinde bulunması nedeniyle, itirazı kabil olmayıp, temyizi kabil olduğu, sözü edilen kararın duruşmasız verilmesinin bu niteliğini kaybettirmeyeceği, anılan karar aleyhine, Gaziosmanpaşa C. Başsavcılığınca yapılan itiraz üzerine, Eyüp 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.7.2005 tarih ve 2005/1142 D.İş sayılı kararın da bu doğrultuda olması sebebiyle, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı aleyhine, ancak temyiz yoluna gidilebileceği anlaşılmıştır.
Sonuç: Bu itibarla; Yargıtay C. Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Gaziosmanpaşa C. Başsavcılığına gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy