(765S. K. m. 312)
Dava: Kanunun suç saydığı fiili övme suçundan sanık M. S.'nun bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; Beraatine dair Ağrı 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 23.11.2005 gün ve 768 esas, 428 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile 18.12.2006 günü daireye gönderilmekle incelendi;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 25.02.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık tarafından yapılan basın açıklamasında, <..barış ortamı son askeri operasyonlarla provake edilmek istenmektedir. Basın açıklamasına izin verilmemesini polis ve askerin kitleye saldırmasını kınıyoruz.. A. Ö. üzerindeki tecrit ve izolasyon politikaları kaygı vericidir.> söylemleri yer almaktadır.
Bu ifade biçimi, sanığın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terör örgütü olarak kabul ve mücadele ettiği PKK terör örgütüne yönelik yapılan hukuk içerisindeki müdahaleden duyduğu rahatsızlığı dile getirmektir. Ülkesini ve ulusunu teröre karşı koruyan ve bu konuda görevli olan ordunun bu yönde ifa ettiği görevi provakasyon olarak nitelemektir. Terör örgütü yöneticisi olarak yargılanıp mahkum olmuş bir kişinin, cezasının yasal infazını tecrit ve izolasyon olarak açıklamaktır. Bu anlatım, PKK terör örgütünün işlediği suçları iyi gördüğünün ifadesidir. İzin verilmediğine göre, yasal olmadığı anlaşılan bir basın açıklamasına karşı görevli polis ve askerin yasal müdahalesini kitleye saldırı olarak nitelemek ise halkı kanuna uymamaya tahrik etmektir. Açıklamanın bu şekildeki üslubu ve içeriği, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 312/1. maddesinde anlamını bulan suçu oluşturmaktadır.
Mahkemenin gerekçesine dayanak yapılan ve iç hukukumuzda kanun hükmünde olduğu ifade edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin düzenlemeleri kadar; bu ülkenin Türk Ceza Kanunu'nun hükümlerinin de mahkemece dikkate alınmasında zorunluluk vardır. Bu nedenle gerekçedeki ifade özgürlüğü değerlendirmesi yerinde bulunmamıştır.
Dosya içeriği karşısında, sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde verilen beraat kararının; oluşa ve yasaya uygun bulunmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum. (¤¤)