(6136 S. K. m. 13) (5237 S. K. m. 1, 62)
Dava:6136 s. Yasaya aykırılık suçundan sanık Ramazan Eroğlu'nun yapılan yargılaması sonunda; hükümlülüğüne ve zoralıma dair Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 8.3.2006 tarih ve 972 esas, 259 karar s. hükmün süresi içerisinde Yargıtay'ca tetkiki sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 2.6.2006 günü daireye gönderilmekle incelendi:
Karar: Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sonuç: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik edilen dosya münderecatına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istek gibi ONANMASINA, 30.10.2006 tarihinde kısmen oyçokluğu ile karar verildi.
KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE:
Yerel Mahkeme; sanık hakkında 6136 s. Kanunun 13/1, 5237 s. TCK. nun 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375.00 YTL. adli para cezası hükmetmiş olup bu uygulamaya katılmakla birlikte, aşağıda belirteceğimiz sebeplerle kararın bozulması gerektiğini düşünmekteyiz.
5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 1. maddesi Ceza Yasanın amacı; kişi hak ve özgürlüklerini kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini,
toplum barışını korumak
olduğunu öngörmektedir. Hukuk devleti ilkesine, daha birinci maddesinde yollama yapan yasa, suç ve ceza arasında da orantılılıktan söz etmektedir. Gerçekten de 3. maddenin 1. fıkrasında suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur denildiği gibi sair bazı maddelerinde de orantılılık kuralını düzenlemektedir. Sözgelimi 54. maddesinin 4. fıkrasında suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu sebeple hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığından
müsadereye hükmedilemeyeceği belirtilmek suretiyle orantılılık ilkesinin göz önüne alınacağını; 60. maddesinin 3. fıkrasında da tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri bakımından da aynı ilkenin gözetileceğini öngörmektedir.
Ceza Genel Kurulu da cezalandırma veya cezalandırmama yetkisi Devlete ilişkin olup, bu konuda kurallar koyma yetkisinin kanun koyucu tarafından kullanılacağı doğaldır. Fakat, bu yetkinin kullanılmasında, ortada toplumdan kaynaklanan bir gereksinim olmalı ve gereksinimin giderilmesinde insan haklarına saygılı hukuk devleti ilkesi ve bunun bir sonucu olarak da adalete uygunluk ölçüsü gözetilmelidir. (27.3.2001-9/32-37 YKD. 2001/5, s.738) şeklindeki kararıyla hukuk devleti ve orantılılık ilkelerinin ceza tayininde gözetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Cezanın bireyselleştirilmesi 5237 s. TCK. nun 50 ve 51. maddelerinde düzenlenmektedir. Çünkü sonuç ceza 61. maddesi uygulandıktan sonra bulunan ceza değildir; cezanın kişiliğe uydurulması amacı ile kısa süreli hapis cezalarının başka seçenek yaptırımlara çevrilebileceği yeni yasada kabul edilmiştir. Öte yandan 647 s. Kanunun 4. maddesi bunlara tedbir derken 5237 s. Kanun niteliği itibariyle bunlara yaptırım demektedir. (m.50) (Feridun Yenisey: Muhakeme Hukuk Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku-Özet Kitap, İstanbul, 2005, s.523)
Sonuç ceza ise 5237 s. Kanunun 51. maddesinin düzenlemiş bulunduğu erteleme müessesi de tartışıldıktan sonra bulunan ceza sonuç cezadır.
Türk Ceza Yasanın 50 ve 51. maddeleri, Kanunun Birinci Kitabında düzenlenmiş genel hükümlerdendir. İnfaza yönelik hükümlerle ilgisi bulunmayıp, ceza tayinine yönelik olmaları sebebiyle de mahkemelerce resen uygulanması gerekmekte olup bir talebin mevcudiyetine bağlanamazlar. Sair taraftan daha 647 s. Kanunun mer'i olduğu evrede dahi öğretinin görüşü bu yönde olup, hak ve özgürlük odaklı 5237 s. Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da bu görüş değişmemiştir. (Faruk Erem-Ahmet Danışman-Mehmet Emin Artuk: Ceza Hukuku-Genel Hükümler, Ankara, 1997, 14. Bası, s, 832; İzzet Özgenç; Türk Ceza Kanunu-Genel Hükümler-Gazi Şerhi, s.645; Veli Özer Özbek: Yeni Türk Ceza Yasanın Anlamı, İzmir Şerhi, Ankara, 2005, s.514; Dönmezer-Erman: Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku-Genel Kısım, 11. Bası, İstanbul, 1994, s.43; A. Caner Yenidünya: 5237 s. Türk Ceza Kanununda Hapis Cezasının Ertelenmesi, Hukuki Perspektifler Dergisi, 2006, sayı:7, S.Evren Özen: 5237 s. Türk Ceza Kanununda Cezalar, Hukuk ve Adalet Dergisi, Ekim 2005, sayı: 6-7, s.150-151, Hakan Hakeri: Türk Ceza Hukukunun Temel Kavramları-Genel Hükümler, Ankara, 2005, 3. Bası, s.342)
Ceza Genel Kurulu da kural olarak kısa süreli hapis cezalarının para cezasına ya da önlemlerden birine çevrilmesinde sanığın talebi önem taşımaz biçiminde karar vermiştir. (27.6.2000-2/136-146, Mater Kaban-Halim Adaner-Özcan Güven-Gürsel Yalvaç: Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları Ankara-2001, s.1019-1021) Erteleme yönünden de Ceza Genel Kurulu erteleme talebe bağlı değildir; kanuni koşulları bulunduğu takdirde re'sen de nazara alınması düşünülmeden talep olmadığından bahisle ertelemeye yer olmadığına karar verilemeyeceğini kararlaştırmıştır. (12.3.1990-1-47/67, Yenidünya: agm. s.67, dipnot:39)
Hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesi ya da ertelenmesi talep koşuluna bağlanamaz; yargıç tarafından re'sen nazara alınmak durumundadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi suç ve ceza arasında orantılılık ölçütüne duyarlılıkla yaklaşmaktadır. Öte yandan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de 30.9.1999 gününde 681 toplantısında Hapishanelerin Aşırı Kalabalıklaşması ve Hapishane Nüfusunda Enflasyon Hakkında Üye Devletlere yönelik olarak aldığı R (99) 22 s. Tavsiye Kararının Ekinde özgürlükten yoksun bırakma en son başvurulacak bir yaptırım ya da önlem olarak mütalaa edilmelidir temel ilkesinin yanında yargılama aşamasında da yaptırımlar/önlemler uygulanmasını önermektedir. (Mehmet Semih Gemalmaz: İşkence Yasağına Ait Ulusalüstü Belgeler, İstanbul 2002, s.338-342)
Öğreti-İçtihat bağlamında, görüşler ve kararlar modern ceza hukukuna uygun düşmektedir. Ceza belirlenirken bütün lehe hükümler yargıç tarafından re'sen nazara alınmalıdır. Nitekim, dosyada TCK. nun 62. maddesi uygulanırken talep olmadığı durumda sanık, indirim hükmünden yararlandırılmıştır.
TCK. nun 50 ve 51. maddelerinin kabul veya reddi gerekip gerekmediği talep olsun olmasın kararda tartışılmalıdır. Bu sebeplerle kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle, çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy